
I-YURT DIŞI BORÇLANMA YAPABİLECEK KİŞİLER
Yurt dışı hizmet borçlanması 3201 sayılı Kanun’da[1] düzenlenmiş olup ayrıca Yönetmelik yayınlanmış[2] ve 2019/16 sayılı SGK Genelgesinde de borçlanma ile ilgili ayrıntılı açıklama yapılmıştır. Yurt dışı hizmet borçlanması yapabilecek kişiler, 3201 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinde belirtilmiştir. Bu maddede:
Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.
denilmiştir.
Buna göre borçlanma yapabilecek kişiler şunlardır:
-Hizmet borçlanması yapılacak süre içinde yurt dışında çalışan Türk vatandaşları.
-Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler.
-Yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin hak sahipleri (m.3/1).
-Sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kendilerine veya hak sahiplerine kısmi aylık bağlananlar (m.3/2).
-Borçlanılacak süreler için Türkiye’de pirim ödemeyenler.
-18 yaşını doldurmuş olanlar.
II-BORÇLANMA YAPILABİLECEK SÜRELER
Yurt dışı borçlanma yapılabilecek süreler m.1’de sayılmıştır. Buna göre:
-Yurt dışında geçen sigortalılık süreleri.
-Bu süreler arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri.
-Yurt dışında ev kadını olarak geçen süreler.
Görüldüğü gibi, yurt dışında işsiz kalınan sürelerinde bir bölümünün borçlanılabileceği kabul edilmiştir. Bu durumda yurt dışında çalışılan süreler arasında işsiz kalınan sürelerin 1’er yılı ve işten ayrıldıktan sonraki işsiz kalınan sürenin de 1 yılı için borçlanma yapılabilecektir. Örneğin, kişi Almanya’da önce 3 yıl çalışmış 2 yıl işsiz kalmış, sonra 5 yıl çalışmış ve 3 yıl işsiz kalmış ve en son 4 yıl çalışıp işten ayrıldıktan sonra bir daha çalışmamışsa, Bu durumda önce çalıştığı 3 yıl, sonra işsiz kaldığı 2 yılın 1 yılı, sonra çalıştığı 5 yıl ve işsiz kaldığı 3 yılın 1 yılı ve son olarak işsiz kaldığı sürenin 1 yılı olmak üzere toplam 3+1+5+1+4+1= 15 yıllık sürenin tamamını ya da bir kısmını borçlanabilecektir. Ev kadını olarak geçen sürelerin de tamamı ya da bir bölümü borçlanılabilir. Yurt dışında çalışan ve borçlanma isteğinde bulunan erkek kişinin eşi de aynı süreleri ev kadını olarak borçlanabilir. Ancak, borçlanma yapan kişinin borçlanılan sürelerde Türkiye’de çalışmaları olmaması gerekir. Eğer böyle bir durum varsa çakışan borçlanma süreleri dikkate alınmaz.
III-BORÇLANMA TUTARININ HESAPLANMASI
Yurt dışı borçlanması yapacak kişi, yurt dışı çalışmalarının tamamını borçlanabileceği gibi, bir kısmını da borçlanabilir. Borçlanılacak her gün için ödenecek borç tutarı prime esas en alt (asgari) ya da en üst (azami) günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın %45’idir.[3] Bu gün için en alt günlük kazanç miktarı asgari ücretin günlüğü olan 1.101.00 TL ve en üst günlük kazanç miktarı ise bu miktarın 9.5 katı olan 10.459.50 TL dir (5510 m.82). Buna göre en alt günlük kazanç miktarı üzerinden borçlanmak isteyen kişinin ödeyeceği günlük prim miktarı: 1.101.00 x %45 = 495.45 TL dir. Bu şekilde hesaplanarak tahakkuk ettirilen borç miktarı borçlanan kişiye tebliğ edilir. Borcun tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içinde ödenmesi gerekir. Bu süre içinde ödenmezse yeniden başvuru yapılması gerekir (m.4/1). Borçlanan kişinin daha önce Türkiye’de sigortalı çalışmaları varsa, borçlanılan süre bu süre ile birleştirilerek aylığa hak kazanıp kazanmadığı belirlenir.
IV-BORÇLANILAN SÜRELER 5510 M.4/1-b (Bağ-Kur) KAPSAMINDA SAYILIR
7186 sayılı Kanun[4] ile yapılan değişiklikten önce, yurt dışı borçlanma süreleri, borçlanma başvurusu yapan kişinin Türkiye’de sigortalılığı varsa, borçlanma istek tarihindeki sigortalılık durumuna göre değerlendirme yapılıyordu. Bu kanun ile 3201 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinde yapılan değişiklik sonucu, yurt dışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında (Bağ-Kur) geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilmektedir (m.5/4). Bu durumda borçlanma yapan kişiler 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b bendi kapsamında olanlar için öngörülen koşulları yerine getirdikleri takdirde aylığa hak kazanabileceklerdir.
Ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmayan ülkelerde iş üstlenen işverenler tarafından yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerinin (5510 M.5/g) yapacağı borçlanma süreleri de M.4/1-b (Bağ-Kur) kapsamında değerlendirilecektir.
Gerek günlük kazanca uygulanacak pirim oranındaki artış ve gerekse borçlanılan sürelerin 4/1-b kapsamında kabul edilmesi, sigortalıların aleyhindedir. Ali Nazım SÖZER’in isabetli bulduğumuz görüşüne göre, isteğe bağlı sigorta pirim oranı daha düşük (5510 M.52, %33) olduğundan, yurt dışında çalışanlara da isteğe bağlı sigortalı olma hakkı tanınmalıdır.[5]
V-YURT DIŞI BORÇLANMADA SİGORTA BAŞLANGIÇ TARİHİ
Yurt dışı hizmet borçlanması yapılabilmesi için, çalışılan ülke ile Türkiye arasında sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanıp imzalanmamasının önemi yoktur. Ancak, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce akit ülke sigortasına giriş tarihinin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine dair bir hüküm bulunması durumunda ilgili ülke sigortasına girdiği tarih, Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir, aksi takdirde dikkate alınmaz (M.5/ek fıkra). Örneğin, Türkiye ile Almanya arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29/4 maddesinde: “Bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına girişi, Türk Sigortasına giriş olarak kabul edilir.“[6]
denilmiştir.
Türkiye’deki sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki sürelerin borçlanılması durumunda, bu süreler sigortalılık başlangıcını borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürür. Türkiye’de sigortalılık yok ise borçlanma tutarının tamamen ödendiği tarihten geriye götürülen sürelere ait ilgili aylara mal edilir (m.5/ek fıkra, 5510 m.41).
5510 sayılı Kanun’da yaşlılık aylığına hak kazanmak için sigortalılık süresi koşulu aranmamakta, sadece prim günü ve yaş koşulu aranmaktadır. Ancak, bazı ayrık durumlarda örneğin, malullük aylığına hak kazanmak için 10 yıl, engellilik nedeniyle yaşlılık aylığına hak kazanmak için 16/18 yıl, yer altı maden işyerlerinde 20 yıl (5510 m.26,28) ya da geçici madde 9’a göre yaşlılık aylığına hak kazanmak için 25 yıl sigortalılık süreleri aranmaktadır. Sigorta başlangıç tarihi bu gibi sigortalıların borçlanma yoluyla aylığa hak kazanmalarında etkili olacaktır. Böyle bir durumda, yurt dışında sigorta giriş tarihi Türkiye’deki giriş tarihinden önce ise, bu tarih başlangıç alınarak gerekli işlemler yapılacaktır. Nitekim Yargıtay HGK, sigortalılık başlangıç tarihinin arandığı durumlarda, sözleşmede hüküm varsa, yurt dışı sigortalılık başlangıç tarihinin Türkiye’deki sigortalılığın başlangıç tarihi olarak kabul edilebilmesi için borçlanma işlemine gerek olmadığına, karar vermiştir.[7]
Örnek:
08.09.1999-30.04.2008 tarihleri arasında 4/1-a kapsamında ilk defa sigortalı sayılan erkek sigortalı 60 yaşını doldurmak ve 25 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 4500 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları pirimi ödemiş olmak koşuluyla yaşlılık aylığına hak kazanacaktır (5510 Geçici M.9/1). Bu sigortalının bu tarihler arasında diyelim ki 01.01.2001 tarihinde Alman rant sigortasına tabi olarak kısa bir süre çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönüp değişik tarihler arasında çalışarak 4500 pirim gününü 01.02.2026 tarihinde tamamladığını varsayalım. Sigortalının Alman rant sigortasına giriş tarihi olan 01.01.2001 tarihi Türkiye’de ilk sigortalı başlangıç tarihi sayılacağından ve 25 yıllık süre 01.01.2026 tarihinde dolmuş olduğundan, 60 yaş koşulu da tamamlanmışsa 4500 pirim gününün tamamlandığı 01.02.2026 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanacaktır.
VI-BORÇLANMA SONUCU AYLIK BAĞLANMA KOŞULLARI
Yurt dışı hizmet borçlanması sonucu aylığa hak kazanma koşulları m.6’da belirtilmiştir. Önce belirtelim ki, borçlanma isteğinde bulunmak için yurda kesin dönüş yapma koşulu yoktur. Ancak, aylık bağlanması için bu koşulun gerçekleşmesi gerekir. M.6’ya göre aylık bağlanma koşulları şunlardır:
-Yurda kesin dönülmüş olması,
-Tahakkuk ettirilen borç tutarının tamamının ödenmiş olması,
-Borcun tamamının ödenmesinden sonra aylık bağlanması için yazılı istekte bulunulması,
şarttır.
Borçlanan kişi ya da hak sahipleri yurt dışındaki hizmet cetvelindeki gün sayılarının tamamını borçlanabilecekleri gibi bir kısmını da borçlanabilirler (M.9/2). Bu durumda tam aylık koşulları gerçekleştiğinde Türkiye’de tam yaşlılık aylığı alabilirler. Koşulları varsa çalıştığı ülkede de tam aylık alabilirler. Eğer aylık bağlanma koşulları yurt dışında ve Türkiye’de geçen sürelerin birleştirilmesi ile gerçekleşiyorsa bu durumda borçlanan kişiye kısmi aylık bağlanır. Türk Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesine göre: SGK tarafından borçlanma yoluyla birleştirilen sigortalılık süreleri kendi mevzuatına göre geçmiş kabul edilerek aylık veya gelir hesaplanıp tespit edilir. Tespit edilen aylık veya gelirin, SGK mevzuatına göre geçen pirim ödeme sürelerinin her iki taraf mevzuatına göre geçen pirim ödeme sürelerinin toplamına olan oranına isabet eden kısmı hesaplanır. Bu şekilde hesaplanan aylık veya gelir tutarı, gereği halinde, Türk mevzuatında öngörülen en düşük aylık veya gelir düzeyine çıkarılır (Sözleşme M.3/a,b). Yani her iki ülke, kendilerinde geçen çalışma sürelerine ve kendi mevzuatına göre aylık bağlar. Bu şekilde kısmi aylık bağlananlar tam aylık bağlanmasını istedikleri takdirde, tam aylığa hak kazanmak için gerekli süre karşılığı borçlanma yapabilirler.
VII-BORÇLANMADAN VAZGEÇİLMESİ
Borçlanmadan sonradan vazgeçenlere ve aylık bağlanması için gerekli koşulları yerine getirmeyenlere ya da bunların hak sahiplerine istekleri üzerine yapılan ödemeler faizsiz olarak geri ödenir (m.4/2). Ancak borçlanma miktarı aylık bağlanmasına yeterli değilse, borç miktarının yettiği kadar süre borçlandırılarak, aylık bağlanması için yeterli olacak süre ve ödenecek borç miktarı SGK tarafından borçlanan kişiye bildirilmelidir. Örneğin aylık bağlanması için 61 yaş ve 5400 pirim günü (5510 m.28/3) gereken bir kadın sigortalının Türkiye’deki pirim gün sayısının 3000 gün olduğu ve aylık bağlanması için 2400 günlük yurt dışı borçlanması yapılması gerekirken, herhangi bir nedenle 2200 gün için borçlanma yapılmışsa, kendisine yapılacak bildirimde bu durum hatırlatılmalıdır. 2200 günlük süre sigortalılık süresine eklenerek, geri kalan 200 gün karşılığı borçlanma bedelini ödeme günündeki verilere göre ödediği tarihten sonra yapacağı yazılı başvuruya göre aylık bağlanması gerekir. Başvurucunun vazgeçme isteği olmadan borçlanma isteği reddedilmemelidir.
Her ne kadar maddede açıklık yoksa da, borçlanmadan kısmi olarak da vazgeçilebilir. Kısmi vazgeçme borçlanma isteğinden sonra ve ödeme yapılmadan olabileceği gibi, borç tutarının ödenmesinden sonra da olabilir. Ödemeden önce kısmi vazgeçme yapıldığında, geri kalan süre için borç tutarı hesaplanır ve ödenir. Ödemeden sonra ise, vazgeçilen süreden sonra kalan süre borçlandırılır ve vazgeçilen süre karşılığı tutar geri ödenir.
Borçlanmadan vazgeçen ve ödemeleri geri alan kişi, daha sonra yeniden borçlanma yapabilir.
VIII-BORÇLANMANIN GEÇERSİZ SAYILMASININ SONUÇLARI
5510 sayılı Kanun’un 42’nci maddesinde, SGK’nın sigortalıya ve hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık ve toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tetkik ederek sonuçlarını yazı ile bildirir, denilmiştir. Buradaki süre aylığın hesaplanıp bağlanması için tayin edilmiştir. Ancak, yurt dışı hizmet borçlanması başvurusunun sonuçlarının da yani, borçlanmanın geçerli olup olmadığının ya da geçerli değilse nedenlerinin de yine bu süre içinde bildirilmesi hakkaniyet gereğidir. Bu nedenle SGK kendisine yapılan borçlanma başvurusu ile ilgili belgeleri ve incelemeleri tamamladığı tarihten itibaren 3 ay içinde borçlanma tutarını ve eğer borçlanma geçersiz ise nedenlerini bildirmesi gerekir.
Biraz yukarıda belirttiğimiz gibi, borçlanılan süre aylık bağlanmasına yetmese de kişi borçlanmadan vazgeçmedikçe ödenen borca karşılık gelen süre pirim günü ve sigortalılık süresi olarak kabul edilmelidir. Borçlanmanın geçersiz sayılması için, belgelerde eksiklik olması, borçlanılan sürelerle Türkiye’deki sigortalılık sürelerinin çakışması, borçlanılan sürelerde Türk vatandaşı olunmaması ya da borçlanma belgelerinin eksik olması gibi nedenlerin bulunması gerekir.
IX-GEÇERSİZ SAYILAN BORÇLAMANIN GEÇERLİ OLDUĞUNUN TESPİTİ DAVASI
Borçlanma isteğinin SGK tarafından geçersiz sayılması durumunda, borçlanan kişi tarafından borçlanmanın geçerli olduğunun tespiti davası açılabilir. Bu konuda özellikle borçlanma karşılığı borç tutarının hangi tarihteki verilere göre hesaplanacağı tartışmalara neden olmaktadır. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamasına göre,[8] borçlanma işlemine esas alınacak borç tutarının hesaplanması, SGK’nın bu konudaki işleminin hukuka uygun olup olmadığına göre tespit edilecektir.
1-SGK İşleminin Hukuka Uygun Olması
Kurum borçlanma başvurusunu hukuka uygun olarak değerlendirip borçlanma tutarını tebliğ etmiş, ancak borçlanma bedeli yasada belirtilen 3 aylık süre içinde ödenmemişse, 3201 sayılı K. m.4 gereği borçlanmak için Kuruma yeniden başvuru gerekeceğinden davanın açıldığı tarih dikkate alınmaksızın istek reddedilecektir.
2-SGK İşleminin Hukuka Uygun Olmaması
Borçlanma ile ilgili Kurum işleminin hukuka uygun bulunmaması durumunda, prime ilişkin uyuşmazlığın makul süre gözetilerek çözümlenmesi gerekeceği ve makul süre olarak 5510 sayılı Kanun’un 42. maddesinden yararlanılarak, 3201 sayılı Kanunla ilgili uyuşmazlıklarda da 4. Maddedeki 3 aylık ödeme süresi dikkate alınarak bu süre makul süre olarak kabul edilebilecektir. Bu duruma göre, SGK’nın yurt dışı borçlanma ile ilgili hukuka aykırı işlemine karşı, Kurum işleminin tebliği tarihinden itibaren üç aylık makul süre içinde dava açılması durumunda, ödenecek prim borcu miktarının başvuru tarihindeki veriler esas alınarak belirlenmesi, üç aylık makul süre geçtikten sonra dava açıldığında ise, açılan dava yeni borçlanma iradesi sayılarak davanın açıldığı tarihteki veriler esas alınarak borç tutarının belirlenmesi gerekir. Örneğin, borçlanma yapılması için başvuru tarihinde Türk vatandaşı olma koşulu yoktur. Buna rağmen Kurum borçlanma isteğini başvuru tarihinde Türk vatandaşı olmadığı gerekçesiyle reddederse, bu işlem hukuka aykırı olduğundan, tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içinde dava açılması durumunda, ödenecek borç tutarı başvuru tarihindeki verilere göre belirlenecektir.
3-SGK’nın Borçlanma İsteği İle İlgili Cevap Vermemesi
SGK’nın borçlanma isteği konusunda sigortalıya cevap vermemesi durumunda ise, 5510 sayılı Kanun’un 42’nci maddesinde belirtilen 3 aylık sürenin geçmesiyle Kurumun borçlanma isteğini ret ettiği kabul edilerek, tebliğ tarihinden itibaren işleyecek bu 3 aylık süreye 3 aylık makul süre daha eklenerek 6 aylık süre içinde dava açılması durumunda da, borçlanma tutarının başvuru tarihindeki verilere göre hesaplanması gerekir. Ancak, davanın 6 aylık süre geçtikten sonra açılması durumunda, dava dilekçesi yeni bir borçlanma iradesi sayılarak borçlanma bedeli dava tarihindeki verilere göre hesaplanacaktır.
4-Yargıtay Kararlarından Örnekler
“İnceleme konusu davada, davacının 31.07.2019 tarihinde borçlanma talebinde bulunduğu, davalı Kurumun 03.12.2019 tarihli yazı ile eksik belge talep ettiği, davacının 27.12.2022 tarihinde borçlanmanın akibetini sorduğu, davalı Kurumun 21.02.2023 tarihli yazı ile süresinde tamamlanmayan borçlanmanın iptal edildiğini bildirdiği, eldeki davanın ise 29.12.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacı, davalı Kuruma 31.07.2019 tarihinde borçlanma talebinde bulunmuş, süreli olan bu borçlanma işlemini başlattığı halde makul süre içinde takip etmeyip eldeki davayı 29.12.2022 tarihinde açmıştır. Makul süre geçtiğine göre, davacı sigortalının 31.07.2019 tarihindeki borçlanma başvurusu geçersiz hale gelmiştir. Kuruma borçlanma için başvuran sigortalının, Kurumun işlem yapmaması halinde makul süre içinde işlemin iptali için dava açması gerekir. Borçlanma işlemleri başlatan ancak makul sürede takip etmeyen sigortalının kusurlu bulunduğu açıktır.
Bu durumda Mahkemece, talep tarihi itibariyle geçerli bir yurt dışı borçlanmasının bulunmadığı gözetilerek, davacının da talep etmesi halinde, dava dilekçesinin geçerli bir borçlanma başvurusu olduğunun kabulü ile dava tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat kapsamında, davacının 4/1-b sigortalılık ve 29.12.2022 tarihinde geçerli ve yine davacı tarafından seçilecek asgari ya da azami prime esas günlük kazanç miktarı üzerinden borçlanabileceğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.”[9]
Diğer karar:
“Bu durumda mahkemece, talep tarihi itibariyle gerçek bir yurt dışı borçlanmasının bulunmadığı gözetilerek, davacının da talep etmesi halinde, dava dilekçesinin geçerli bir borçlanma başvurusu olduğunun kabulü ile dava tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat kapsamında, davacının 4/1-b sigortalılık ve 02.01.2023 tarihinde geçerli ve yine davacı tarafından seçilecek asgari ya da azami prime esas günlük kazanç miktarı üzerinden borçlanabileceğinin tespitine karar verilmesi.”[10]
Diğer bir kararında da:
“Mahkemece, talep tarihi itibariyle geçerli bir yurt dışı borçlanmasının bulunmadığı gözetilerek, davacının da talep etmesi halinde, dava dilekçesinin geçerli bir borçlanma başvurusu olduğunun kabulü ile dava tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat kapsamında, davacının 4/1-b sigortalılık ve 27.03.2024 tarihi itibariyle borçlanabileceğinin tespitine karar verilmesi gerekirken …”[11]
hükmü verilmiştir.
********
[1] – Resmi Gazete: 22.05.1985/18761.
[2] – Resmi Gazete:06.11.2008/27046.
[3] – Daha önce %32 olan bu oran, 7186 sayılı Kanun ile %45’e yükseltilmiştir. RG:19.07.2019/30836.
[4] – 7186 Sayılı Kanun 19.07.2019 t, 30836 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış olup, yürürlüğe giriş tarihi 01.08.2019 tarihidir.
[5] – Yurt Dışı Borçlanma ile ilgili Ayrıntılı bilgi için, Ali Nazım SÖZER, Yurt Dışında Çalışan Türk Vatandaşlarının Türkiye’de Emeklilik Hakları, Legal İSGHD, Sayı 67, s.1087-1120.
[6] – Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesi, Resmi Gazete: 10.04.1965/11976, yürürlüğe giriş tarihi: 01.11.1965.
[7] – YHGK, 07.07.2021 t, E:2017/2391-K:2021/963, Legal İSGHD, S.72, s.1613.
[8] – Y10HD, 25.12.2025 t, E:2025/17929-K:2025/18035, www.legalbank.net, ET:24.04.2026.
[9] – Bkz, Dip Not 8.
[10] – Y10HD, 13.11.2025 t, E:2025/11176-K:2025/15320, www.legabank.net, ET:03.04.2026.
[11] – Y10HD, 07.10.2025 t, E:2025/11762-K:2025/13289, www.legalbank.net, ET:03.04.2026.
Bursa’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimlerimi Bursa’da tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum. Serbest avukat olarak İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik alanında çalışmaktayım. Bu konulardaki makalelerim dışında, “Açıklamalı İçtihatlı 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu” ve Prof. Dr. H. Yunus Taş ile birlikte yazdığımız “İş Mahkemelerinin Görevi ve Yargılama Usulü” isimli kitaplarım yayınlanmıştır.
