GİRİŞ
31.07.2026 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanunla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Belirsiz Alacak davasını düzenleyen 107’inci maddesi yürürlükten kaldırılmış ve 109’uncu maddesine eklenen 4’üncü fıkra ile kısmi dava açılması ve yargılama aşaması daha da kolaylaştırılmıştır. Aşağıda önce, yürürlüğe girdiği günden beri gerek dava açılması ve gerekse yargılama aşamasında her gün yeni tartışmalar ortaya çıkaran belirsiz alacak davasının neden benimsenmediği konusunda kısa bir değerlendirme yapılacak, daha sonra kısmi davanın yeni özellikleri değerlendirilecektir.
I-BELİRSİZ ALACAK DAVASI NEDEN BENİMSENMEDİ?
Bu dava türünün benimsenmemesinin birinci nedeni bu konuda toplumda ihtiyaç olmamasıdır. Bilindiği gibi, toplumlarda önce ihtiyaçlar ortaya çıkar, hukuk kuralları ise daha sonra hatta çok daha sonra devreye girerler. Eğer toplumun ihtiyaç duyduğu bir konuda yasal düzenleme yapılmazsa, toplum kendi yasasını ve kurallarını yürürlüğe koyar ve hiç ödün vermeden de uygular. Bunun en güzel örneği “KISMİ DAVA” dır. Yürürlükten kaldırılan HUMK’da bu konuda bir düzenleme olmadığı halde, fakat ihtiyaç olduğu için neredeyse 100 yıldan bu yana uygulanmış ve uygulanmaya da devam edecektir.
İkinci neden, birinci nedene bağlı olup, ihtiyaç olmadan yürürlüğe konulduğundan uygulamada karmaşalar yaşanmıştır. Özellikle işçi alacakları için açılan davalarda, dava şartı yokluğu gerekçesiyle davaların sık sık usulden ret edilmesi ve yeniden dava açılması bu davaların çok uzamasına ve hak kayıplarına neden olmuştur.
Diğer bir neden ise, aynı kanunda aynı amaca hizmet eden iki maddenin bulunmasıdır. Yani kısmi dava da hemen hemen aynı amaca hizmet etmektedir. Bu dava türünde de dava dilekçesi ile alacağın bir miktarı istenmekte, Anayasa Mahkemesi’nin 1999 tarihli kararından sonra da ıslah yolu ile değer artırımı yapılabilmektedir. Yargıtay İBGK’nun 2019 tarihli kararı ile de, dava dilekçesinde istek varsa ıslah edilen miktar için ayrıca faiz istenmese de faize hükmedileceği karara bağlanarak belirsiz alacak davasına yaklaştırılmıştır.[1]
II-KISMİ DAVA
Öncelikle belirtelim ki, her insan alacağının tamamına bir an önce kavuşmak ister. Hele Ülkemiz gibi sık sık enflasyonla karşı karşıya kalınan ve paranın satın alma gücünün düştüğünün herkesçe bilindiği gerçeği karşısında ve alacağın tamamı da biliniyorsa ve üstelik zamanaşımı süreleri de dikkate alındığında, zaten hiç kimse kısmi dava açmaz. Bu nedenle HMK’nın ilk düzenlemesinde maddenin 2. Fıkrasında : “Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz” denilmişse de, gerçeklere aykırı ve hukuki bir dayanağı olmayan bu fıkra 2015 yılında 6644 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır.
Anayasa Mahkemesi’nin 20.07.1999 7, E:1999/1-K:1999/33[2] sayılı kararından önce, kısmi davada istenen miktara mahkeme tarafından karar verildikten sonra, geri kalan alacak miktarı için ayrıca ek dava açılması gerekiyordu. Çünkü, yürürlükten kaldırılan HUMK’nın 87’inci maddesinin son cümlesinde dava değerinin ıslahla artırılamayacağı öngörülmekte idi. Bu cümle, hak arama özgürlüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Bu kararın Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten itibaren (04.11.2000) artık ek dava açılmayarak dava değeri ıslah yoluyla artırılmaya başlanmıştır.
Bugün için kısmi davayı düzenleyen HMK’nın 109’uncu maddesinde 3 fıkra vardır. Bunları kısaca inceleyelim:
1-Talep Konusunun Bölünebilir Olması
Madenin 1.fıkrasına göre, kısmi dava açılabilmesi için talep konusu alacağın bölünebilir olması gerekir. Bir alım-satım işleminden ya da hizmet karşılığı doğan bir alacak bölünebilir olduğundan bu alacakların bir bölümü kısmi dava yolu ile istenebilir. Örneğin bir alım-satım işleminde alacaklı sattığı ürün ya da ürünlerin değerini tam bilemediğinde ya da bilse de ve koşullar gerektirdiğinden dolayı kısmi dava açabilir ve yargılama sırasında talep konusunu artırabilir. Ya da bir hizmet sözleşmesi ile çalışan işçi, çalışma karşılıklarının ödenmemesi durumunda bu alacakların bir bölümü için kısmi dava açabilir ve yargılama sırasında ilk talep miktarını artırabilir.
2-Dava Açılırken Alacağın Geri Kalan Kısmından Açıkça Feragat Edilmemesi
Kısmi dava açılırken alacağın geri kalan kısmından açıkça feragat edilmemişse, talep konusu alacağın geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez (m.109/2). Aslında kısmi dava dilekçelerinde, alacağın geri kalan kısmını istek hakkının yani fazlayı istek hakkının ve talep konusunu artırma hakkının saklı tutulması ifadelerine yer verilmesi, ileride doğabilecek tartışmaların önlenmesi açısından çok önemlidir. Ancak bu ifadeler bulunmasa da, dilekçede ya da talep olarak “şimdilik” ifadesinin yer alması veya buna benzer ifadelerden alacağın geri kalan kısmından feragat edilmediği anlaşıldığında, ilk talep miktarı artırılabilir.
3-Talep Konusunun Artırılması
Hukuk kamuoyunu ve özellikle de mahkemeleri rahatlatan aslında bu fıkradaki düzenlemedir. Zira, bu fıkra ile hem talep konusunun iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılacağı ve hem de zamanaşımının artırılan kısım açısından da dava tarihinden itibaren kesileceği öngörülmüştür (m.109/4).
Maddede “Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu…” denilmiş olup “ıslah” kelimesi kullanılmamıştır. Yürürlükten kaldırılan belirsiz alacak davasında da “…davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” denilmişti. Burada önemli olan, artırılan miktarın iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmamasıdır. Yani davacı taraf, karşı tarafın izni olmadan da dava değerini artırabilecektir.
III-KISMİ DAVADA FAİZ BAŞLANGICI
YİBGK’nun 2019 tarihli içtihadından önce, kısmi davada ıslahla artırılan miktar için ıslah dilekçesinde ayrıca faiz istenmemişse, bu kısım için faiz uygulanacağına dair karar verilmemekteydi.[3] Bu içtihatta:
“Bir miktar para alacağının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği kısmi davada, dava konusu miktarın kısmi ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin artırılması halinde, artırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedilecektir.”
denilerek bu konudaki tartışmalar sona erdirilmiştir.
Her ne kadar madde 109/4’te ıslah değil “talep artırımı” denilmişse de, her iki durumda da dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize karar verilebilecektir.
Buna göre, dava dilekçesinde istek varsa, talep artırımı yapılan miktar da dahil, tüm alacak miktarı için dava tarihinden itibaren faize hükmedilecektir. Ancak, davalı taraf dava açılmadan önce temerrüde düşürülmüşse faiz başlangıcı temerrüt tarihi olacaktır.
IV-KISMİ DAVADA ZAMANAŞIMI
Biraz önce belirtildiği gibi, YİBK’nın 2019 tarihli kararından sonra kısmi davada faiz ile ilgili tartışmalar sona ermişse de, zamanaşımı konusu çözüme bağlanmadığından, alacağın kısmi ıslah ile artırılan bölümü için zamanaşımı def’inde bulunulduğunda bu def’i dikkate alınmakta ve zamanaşımı süresi aşılmışsa bu bölümün ya da zamanaşımına uğrayan kısmının reddine karar verilebilmekteydi. 7589 sayılı Kanunla HMK 109’uncu maddeye eklenen 4’üncü fıkra ile, bu konu da çözüme kavuşturulmuş ve kısmi davada zamanaşımının alacağın tamamı için dava tarihinde kesileceği öngörülmüştür.
V-GERİ KALAN ALACAK MİKTARI İÇİN EK DAVA AÇILMASI
Kısmi dava olarak açılan bir davada, davacı taraf talep miktarını artırmak zorunda değildir. Geri kalan alacak miktarının tahsili için ek bir dava açabilir. Belirsiz alacak davasının yürürlükte olduğu dönemde de açılan ek davada, ilk derece mahkemesi tarafından davanın ret edilmesi üzerine AYM mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir.[4] Karara konu olan olayda, davacı işçi fazla çalışma ücreti alacağı olarak 100.00 TL için belirsiz alacak davası açmış, talep artırımı yapmamış ve mahkeme tarafından 100.00 TL’nin tahsiline kesin olarak karar verilmiştir. Daha sonra davacı tarafından 15.000.00 TL’nin tahsili için ek dava açılmış, mahkeme davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, tahkikat tamamlanıncaya kadar talebin artırılmadığı, belirsiz alacak davası ile alacağın tamamı dava konusu yapıldığından ek dava açılamayacağı gerekçesiyle davayı ret etmiştir. Kararın istinaf konusu yapılması üzerine BAM tarafından da istinaf başvurusu ret edilmiştir. AYM yukarıda belirtildiği gibi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul ederek, yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir.
Kısmi davada ise zaten alacağın tamamı değil bir bölümü dava konusu yapıldığından, geri kalan bölüm için ek dava açıldığında bu tür sorunlar yaşanmayacaktır.
Ancak ek davada davacı taraf, m.109/4’te sağlanan kolaylıklardan yararlanamayacaktır. Eğer ek dava konusu yapılan miktarın tamamı ya da bir kısmı zamanaşımını uğramış ve zamanaşımı def’i ileri sürülmüşse, bu def’i dikkate alınacaktır. Her ne kadar maddede “aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere” denilmişse de, bu ifade “aynı alacak için bir defaya mahsus olmak üzere” şeklinde anlaşılmalı ve buna göre uygulama yapılmalıdır.
VI-SONUÇ
Kısmi davanın düzenlendiği HMK 109’uncu maddesine eklenen 4’üncü fıkra çok isabetli bir düzenlemedir. Bundan böyle gerek davanın tarafları ve gerekse mahkemelerde, dava konusu alacak belirli mi belirsiz mi, hangisi belirlenebilir hangisi belirlenemez, bu kişi belirsiz alacak davası açabilir fakat şu kişi açamaz gibi gereksiz tartışmalara girilmeyecek ve bu nedenlerden dolayı davalar usulden ret edilmeyecek, dolayısıyla uzamayacak ve hiç kimse bu yüzden hak kaybına uğramayacaktır. Alacaklı alacak miktarının ne kadarını isterse o kadarı için dava açabilecek, talebini artırabilecek ya da ek dava açabilecektir.
********
[1] – YİBGK, 24.05.2019 t, E:2017/18-K:2019/3, RG:27.09.2019/30901.
[2] – Resmi Gazete: 04.11.2000/24220.
[3] – Bkz. Dip Not 1.
[4] – AYM, Başvuru NO:34110-Karar Tarihi:14.10.2025. Resmi Gazete: 11.02.2026/33165.
Bursa’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimlerimi Bursa’da tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum. Serbest avukat olarak İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik alanında çalışmaktayım. Bu konulardaki makalelerim dışında, “Açıklamalı İçtihatlı 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu” ve Prof. Dr. H. Yunus Taş ile birlikte yazdığımız “İş Mahkemelerinin Görevi ve Yargılama Usulü” isimli kitaplarım yayınlanmıştır.

