

Her kripto varlığın arkasında bir kripto ortaklığı vardır. Blok zincirleri genellikle bir (anonim) şirket, ortaklık veya limited şirket [corporation, partnership, or limited liability company] gibi geleneksel tüzel kişiler olarak düzenlenmez. Bunun yerine, blok zincirini toplu olarak çalıştırmak için ekonomik dürtülerle birbirine bağlı katılımcıların merkezi olmayan bir ağı vasıtasıyla çalışırlar. Bir Geliştirici [developer] genellikle blok zincirini başlatır, dijital bir defter oluşturan ve onu yöneten kuralları belirleyen bilgisayar kodunu yazar. Geliştirici, kripto varlıklar biçiminde bedel karşılığında blok zincirinde kaydedilen işlemleri doğrulayacak Doğrulayıcıları [validators] işe alır. Kripto varlığın Alıcıları [purchasers] da blok zincirinin oluşturulmasını başlangıçta finanse etmek ve Geliştirici ve Doğrulayıcıların çalışmaları için fiyatlamasını sağlamaya yardımcı olan likit bir ikincil pazar sağlamak için gereklidir.
Birçok kripto ortaklığı, tüzel kişilerden farklı şekilde faaliyet gösterdiklerini savunur. Yönetim kurulu veya ortaklık yönetim komitesi gibi merkezi bir karar vericileri yoktur. Bu pozisyon, kripto davalılarının kripto ortaklıklarının kripto varlıkları Alıcılarına karşı sözleşmesel veya başka bir yasal yükümlülükleri olmadığı yönündeki çarpıcı pozisyonu üstlendiği davalarda belirginleşmiştir. Yatırımcı fonları [investor funds] Geliştiriciler tarafından kendi zenginleşmeleri için yönlendirilirse veya Geliştiriciler bir ağ kurma sözlerini yerine getirmedikleri için kripto varlıklar değersiz hale gelirse, Alıcıların Geliştiriciye veya başka bir tarafa karşı hiçbir yasal çaresi yoktur.
Mahkemeler ve Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu [Securities and Exchange Commission-SEC] şimdiye kadar bu argümanı ikna edici bulmamıştır. Genellikle kripto ortaklıklarının kolektif ve komandit şirketler [general and limited partnerships] gibi geleneksel varlıklardan farklı olmadığı sonucuna vardılar. Ortaklıkların yazılı bir anlaşma olmadan kurulabileceğine dair çok sayıda genel hukuk kuralı vardır. Bazı kripto ortaklıkları, kripto varlıklarının sahiplerinin toplu olarak yatırım yaptığı ve ortaklık kararları hakkında oy kullandığı kolektif şirketlere benzer. Diğerleri ise, pasif yatırımcıların varlık adına kararlar alan komandite bir ortağın [sınırsız sorumlu (general partners)] çabalarına güvendiği komandit şirketlere benzer. Ortaklar birbirlerine yasal görevler borçludur ve komandite ortaklar komanditer ortaklara [sınırlı sorumlu (limited partners)] yasal görevler borçludur. Mahkemeler, kripto ortaklıklarının varlık olduğu sonucuna varan kararlarında, yatırımcılar için zorunlu koruma sağlayan standart yasal düzenlemelere yönelik bir tercih göstermiş olmaları anlaşılabilirdir.
Yatırımcılara karşı hiçbir görevleri olmadığını savunarak, kripto ortaklıkları esasen güçlü bir sözleşmecilik [contractualism] biçimini ilerletmektedir. Bir sözleşmeci, işletmelerin zorunlu devlet kurallarıyla tanımlanan devlet oluşumları/yaratımları [state creations] olmaktan ziyade yatırımcılar ve yöneticiler arasındaki müzakerelerin ürünü olduğuna inanır. Alıcılar, Geliştiricilerden veya başka bir taraftan herhangi bir çözüm güvencesi olmadan kripto varlıkları satın almaya istekliyse, bir sözleşmeci bunu tercih ettikleri için yaptıklarını ve devlet müdahalesi olmadan bu sözleşmeyi kabul edebilmeleri gerektiğini iddia eder.
Şirketler hukuku literatüründe sözleşmeciliğe karşı standart bir yanıt olan, akış ortasında yönetim değişiklikleri sorunu, özellikle kripto ortaklıkları için önemlidir. Yatırımcılar, bir işletmeye ilk yatırım yaptıklarında haksız bir yönetim düzenlemesinin etkisini fiyatlandırabilseler bile, bir işletmenin değerini azaltan sonraki yönetim değişikliklerinin etkisini fiyatlandırmaları zordur. Yatırım yaptıklarında, yatırımlarının değerini azaltan kurumsal yönetişim suiistimallerine karşı savunmasızdırlar. Sözleşmeyle yapılandırılmadıkları için, kripto ortaklıkları şekil değiştirmeye karşı benzersiz bir eğilime sahiptir. Diktatörlüklerden demokrasilere ve tekrar geri dönebilirler. Kripto varlık yatırımcıları, tek bir yönetim yapısına göre fiyatlandırılan ilk yatırımlarının bu tür değişikliklerden olumsuz etkilenebileceğini görebilirler.
Kripto ortaklıkları tarafından gündeme getirilen sorunlar, tüzel kişilerin amacı hakkında daha geniş bir noktayı vurgular. Henry Hansmann, Reiner Kraakman, Richard Squire ve Margaret Blair gibi şirketler hukuku teorisyenleri, tüzel kişilerin uzun vadeli projelere yatırılabilecek sermayeyi kilitlemeye yardımcı oldukları için gerekli olduğunu savundular. Tüzel kişiler, sermayeyi bireysel yatırımcılarının ihtiyaçlarından, yalnızca sözleşmeyle elde edilmesi zor bir şekilde ayırdıkları için gereklidir. Makalede, kripto ortaklıkları tarafından gündeme getirilen sorunların tüzel kişiler için ek bir nedeni vurguladığını savunulmaktadır. Uzun vadeli yatırımı kolaylaştırmanın yanı sıra, tüzel kişiler, toplum tarafından dayatılan yasal yükümlülüklere uymak için kullanılabilir olduğundan emin olmak amacıyla sermayeyi ayırdıkları için yararlıdır. Bir tüzel kişi olmadan, bir ortaklığın neden olduğu toplumsal zararı önlemek ve düzeltmek zordur.
Makale, kripto düzenlemesinin, işletmelerin hesap verebilirliğini talep eden bir toplumda kripto ortaklıklarının varlığını sürdürebilmesi için tüzel kişiliğe bir alternatif bulması gerektiğini savunarak sona ermektedir. Makalede, federal düzenlemenin, kripto varlıkları satarak önemli miktarda para toplayan Geliştiricilerin kripto ortaklığının Denetleyicileri [controllers] olmasını gerektirmesi öneriliyor. Böyle bir Denetleyici, kamuyu aydınlatma yükümlülüklerine uymak ve kripto ortaklığının yasal yükümlülüklerini karşılamak için sermaye ayırmakla yükümlü olacaktır. Denetleyicinin kimliği, kripto ortaklığı geliştikçe zamanla değişebilir.
Kripto ortaklıkları, merkezi olmayan bir aktör grubunun önemli bir süre boyunca ekonomik değer yaratabileceğini göstermiştir. Dürtüler ve teknolojinin birleşimi, en büyük halka açık şirketlerle aynı değere sahip bir ortaklık yaratabilir. Kripto ortaklıklarını düzenlemedeki temel zorluk, neden olabilecekleri zarardan sorumlu olmalarını sağlamaktır. Düzenleme, bir kripto ortaklığının sosyal yükümlülüklerini yerine getirmek için kullanılabilecek sermayeyi kilitlemek amacıyla bir Denetleyicinin yerini alabilir.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
