

Küresel finans manzarası son yıllarda önemli ölçüde değişmiştir, ancak gelişmekte olan piyasalardaki ve ekonomilerdeki (emerging markets and developing economies) küçük ve orta büyüklükte işletmeler [‘KOBİ’ (small and medium enterprises)] çoğunlukla sınırlı olan banka finansmanına güvenmeye devam etmekte ve bu da işletme operasyonları ve büyüme için büyük bir engel oluşturmaktadır. Alternatif finansman kaynaklarına erişim, banka kredisinin sıkılaşabileceği ve KOBİ’leri şoklara maruz bırakabileceği çalkantılı zamanlarda özellikle kritik öneme sahiptir. Bilhassa sermaye piyasası finansmanı, banka finansmanı için bir tür ‘yedek lastik’ (spare tire) görevi görebilir, KOBİ’lerin bu şoklara dayanmalarına yardımcı olarak likit kalmalarını ve kaynakları verimli bir şekilde tahsis edebilmelerini sağlar. Dahası, bu pazarların geliştirilmesi, banka finansmanı için teminat olarak sunabilecekleri gayrimenkul gibi somut varlıklardan yoksun olabilecekleri için yenilikçi faaliyetlerde bulunan KOBİ’ler ve sermaye piyasalarının büyük ölçekli, uzun vadeli finansmana ve finansman yapılarında daha fazla esnekliğe erişim sağlaması nedeniyle yüksek büyüme potansiyeline sahip KOBİ’ler için önemli olabilir. Dolayısıyla, sermaye piyasaları KOBİ finansmanında anlamlı bir değişime yol açabilir.
Günümüzde, KOBİ’ler için sermaye piyasası finansmanı çoğu gelişmekte olan piyasada ve ekonomide neredeyse yok denecek kadar azdır. Sermaye piyasaları, yüksek gelirli ülkeler (high-income countries) ve birkaç gelişmekte olan piyasadaki ve ekonomideki KOBİ’ler için daha fazla öneme sahiptir. Örneğin, İtalya, Peru ve Brezilya’da sermaye piyasaları, mini tahviller ve kredi fonları (minibonds and credit funds) gibi araçlar vasıtasıyla KOBİ’ler için doğrudan borç finansmanının alternatif bir kaynağı haline gelmektedir. Birçok yüksek gelirli ülkede sermaye piyasaları, girişim sermayesi aracılığıyla ‘startup’lar ve büyüyen firmalar için özel sermaye marifetiyle finansmanın temel kaynağıdır. Çin, Polonya ve Kore Cumhuriyeti gibi seçili yargı bölgelerinde, KOBİ borsaları sermaye finansmanı ekosisteminin önemli bir bileşenidir. Ayrıca, Brezilya ve Malezya gibi ülkelerde, özellikle kitle fonlaması platformları olmak üzere finansal teknoloji (fintech) çözümleri, KOBİ’ler için hem borç hem de sermaye finansmanını destekleyerek hızla genişlemektedir. Son olarak, sermaye piyasaları ayrıca, sade tahvil ihraçları gibi araçlar ve daha gelişmiş piyasalarda KOBİ menkul kıymetleştirmesi vasıtasıyla borç verenlerin finansman koşullarını iyileştirmelerine yardımcı olmaktadır. Bu da kredi verenlerin KOBİ’lere yönelik erişimlerini genişletmelerine olanak sağlamaktadır.
Daha fazla gelişmekte olan piyasa ve gelişmekte olan ekonomi, KOBİ finansmanı için sermaye piyasalarından nasıl yararlanabilir?
Doğru politikalar büyük fark yaratır. Dünya Bankası’nın yakın zamanda yayınladığı “Büyüme İçin KOBİ Finansmanını Artırma: Daha Etkili Politikalar İçin Bir Vaka”[1] (Boosting SME Finance for Growth: The Case for more Effective Policies) raporunda, hükümet yetkililerine KOBİ borç finansmanının çeşitlendirilmesi ve finansal inovasyondan yararlanma dâhil olmak üzere öz sermaye finansmanının büyümesini desteklemek için uygun bir ortam yaratmaları için sekiz öneri sunulmaktadır. Bu reformlar sıkı kamu bütçeleri için maliyetli değildir. Çoğu ülkede, KOBİ’lere sermaye akışını engelleyen temel zorlukları ele almak için kredi limitleri, kredi garanti planları ve yatırım programları gibi daha maliyetli, hedefli finansal müdahalelere de ihtiyaç duyulacaktır. Önemli finansal maliyetleri göz önüne alındığında, anılan raporda bu müdahalelerin iyi hedeflenmesini ve özel sermayeyi etkili bir şekilde harekete geçirmesini sağlamak için yedi öneri özetlenmektedir.
Bu ikili yaklaşım, güçlü bir kolaylaştırıcı ortam ve daha etkili hedefli finansal müdahaleler yoluyla, gelişmekte olan ülkelerde KOBİ finansmanında sermaye piyasalarının rolünü artırabilir.
Bazı ülkelerde, politika yapıcılar KOBİ’lerin sermaye piyasalarına, özellikle orta ölçekli şirketlerin hem öz sermaye hem de borçlanma için doğrudan erişimini destekleyen düzenlemeleri ve kredi fonları ve KOBİ menkul kıymetleştirme gibi uzmanlaşmış araçlar için çerçeveleri dikkate almalıdır. Politika yapıcılar ayrıca, birçok yüksek gelirli ülke ve gelişmekte olan piyasadaki ekonomideki son gelişmeler doğrultusunda, kitle fonlaması platformları gibi dijital aracıların genişlemesini desteklemek için yasalar ve düzenlemeler uygulamalıdır. Buna ek olarak, hükümetler kredi raporlama sistemleri, teminatlı işlem çerçeveleri ve teminat kayıtları, uzmanlaşmış KOBİ iflas rejimleri ve kritik dijital kamu altyapısı dâhil olmak üzere destekleyici finansal altyapılar inşa etmelidir. Yetkililer ayrıca açık finansın uygulanması gibi rekabeti ve inovasyonu teşvik edecek mekanizmaları da değerlendirmelidir. Aynı zamanda, politika yapıcılar kurumsal yatırımcıların KOBİ ile ilgili varlıklara yatırım yapmalarına izin vermek için düzenlemelerde reform yapılması ihtiyacını değerlendirmelidir.
Ancak birçok ülke için, güçlü bir kolaylaştırıcı ortam KOBİ’ler için sermaye piyasası finansmanını teşvik etmek için yeterli olmayacaktır. Kamu tarafından finanse edilen kredi garantileri ve yatırım programları gibi hedefli finansal müdahalelere muhtemelen ihtiyaç duyulacaktır. Bunlar maliyetli olabilir, ancak daha gelişmiş piyasalardaki deneyimler, bu müdahalelerin yatırımcıların KOBİ’ler ve KOBİ ile ilgili varlıklar için risk-getiri iştahını uyumlu hale getirmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir. Ayrıca yeni finansman çözümlerine güven oluşturabilir, böylece yatırımcıları harekete geçirebilir ve ölçek elde edebilirler. Politika yapıcılar, KOBİ’lerin finansmanında temel endişenin yüksek risk olması durumunda garanti mekanizmaları ve diğer risk paylaşım düzenlemelerini devreye sokmayı düşünebilirler. İspanya ve İtalya gibi ülkeler, sırasıyla KOBİ menkul kıymetleştirme ve mini tahviller bağlamında bu tür çözümleri başarıyla uygulamıştır. Yatırım programları, örneğin Ürdün ve Fas Krallığı’ndaki gibi erken aşama öz sermaye yatırımları ve girişim sermayesi için ve Birleşik Krallık’taki gibi borç fonları için güven oluşturabilir ve çözümleri ölçeklendirebilir. Vergi teşvikleri, girişim sermayesine ve bazı durumlarda daha geniş bir KOBİ yelpazesine sermaye yatırımını teşvik edebilir. Son olarak, KOBİ’ler ve finansal kurumlar için kapasite oluşturma gibi diğer tamamlayıcı müdahale türlerine de ihtiyaç duyulabilir. Sonuç olarak, hükümetler farklı müdahalelerin karşılıklı yararlarını kendi kalkınma hedefleri ve bütçe durumları bağlamında değerlendirmelidir.
Sermaye piyasası çözümleri, istikrarlı bir makroekonomik ortam, önemli bir kurumsal yatırımcı tabanına sahip nispeten iyi gelişmiş bir finans sektörü ve hukukun üstünlüğünden sermaye piyasalarının güçlü düzenleme ve denetimine kadar sağlam kurumlar dâhil olmak üzere bir dizi ön koşul sağlandığında gelişme eğilimindedir. Birçok gelişmekte olan piyasa ve ekonomi için, özellikle düşük gelirli ülkeler için, sermaye piyasaları için daha derin bir rol ortaya çıkmadan önce bu ön koşulların güçlendirilmesi gerekecektir. Faydalar yalnızca KOBİ’ler için değil, aynı zamanda gelişmekte olan piyasaların ve ekonomilerin daha geniş kalkınma hedefleri için de muazzam olabilir.
[1] <https://documents1.worldbank.org/curated/en/099092724122562655/pdf/P1790051b7ddde0d51b13b12b908018aa52.pdf>.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
