‘Fayda Sağlayan Şirketler’ İçin Yasalara İhtiyaç Var mı?

Giriş

Minnesota Hukuk Dergisi’nde [Minnesota Law Review (Headnotes)] yayınlanan yakın tarihli bir makalede, fayda şirketlerine (benefit corporation[1]) ilişkin yasaların, toplumsal ve çevresel hedefleri iş operasyonlarına entegre etme mekanizmaları olarak giderek daha popüler hale gelirken, mevcut yasal çerçeve içinde büyük ölçüde gereksiz ve potansiyel olarak ters etki yarattığı savunulmaktadır. Kurumsal Amerika, kâr elde etmenin yanı sıra çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim (environmental, social, and governance-ESG) hedeflerini giderek daha fazla benimsemektedir. Bu eğilim, çok sayıda eyalette fayda şirketi mevzuatının benimsenmesini tetikleyerek, yöneticilerin kârın yanı sıra kamu yararlarını da açıkça takip etmelerine izin veren yeni bir kurumsal tür yaratmıştır. Ancak, makaledeki analizde bu tür mevzuatın yalnızca mevcut yasal esnekliği kopyalamakla kalmayıp aynı zamanda istenmeyen olumsuz sonuçlar da doğurabileceği ortaya koyulmaktadır.

  1. Hissedar Önceliği Efsanesi [myth of shareholder primacy]

Fayda sağlayan şirket yasaları için yaygın bir gerekçe, geleneksel şirketler hukukunun yöneticilerin hissedar servetini maksimize etmeyi önceliklendirmesini gerektirmesidir. Bu yanlış bir anlayıştır. Bu görüşü desteklemek için sıklıkla atıfta bulunulan “Dodge v. Ford” ve “Revlon” gibi davalar, hissedar servetini maksimize etmek için değişmez bir yasal koşul oluşturmaz. Ticari yargı kuralı, uzun vadeli hissedar değeriyle rasyonel bir bağlantı olduğu sürece, yöneticilerin hissedar olmayanların çıkarlarını dikkate alma kararlarını genellikle korur.

Ayrıca, otuz iki eyalet, yöneticilerin çeşitli paydaşların çıkarlarını dikkate almalarına açıkça izin veren seçim bölgesi tüzüklerini kabul etmiştir ki; bu, geleneksel şirketler hukukunun, uzmanlaşmış mevzuata ihtiyaç duymadan sosyal hedefleri takip etmek için zaten yeterli esneklik sağladığını göstermektedir.

  1. Yanıltıcı Korumalar [illusory protections]

Fayda sağlayan şirket tüzükleri belirsiz dil ve zayıf uygulama mekanizmalarından muzdariptir. ‘Toplum ve çevre üzerinde önemli bir olumlu etki’ (a material positive impact on society and the environment) yaratma koşulu net bir tanım veya ölçütten yoksundur. Tek uygulama mekanizması olan fayda uygulama işlemleri, içsel çıkar çatışmalarıyla karşı karşıya kalan hissedarlarla sınırlıdır. Zorunlu fayda raporlarında yanlış beyan için katı standartlar veya cezalar yoktur.

Delaware’in kamu yararına şirketlere ilişkin yasası özellikle bu eksiklikleri gösterir, fayda raporlarının kamuya açıklanmasını veya üçüncü taraf standartlarına göre değerlendirilmesini gerektirmez. Bu, söz konusu yasaların anlamlı bir hesap verebilirlik olmadan devlet destekli bir “fayda” tanımı yarattığını gösterir.

  1. Beklenmeyen Sonuçlar

Belki de en endişe verici olanı, fayda şirketi yasaları, geleneksel şirketlerin sosyal faydaları önceliklendiremeyeceği yanlış düşüncesini güçlendirebilir. Bu, daha geniş iş dünyasında kurumsal sosyal sorumluluk çabalarını soğutabilir. Tüzükler ayrıca, hissedar haklarını zayıflatırken yönetici sorumluluğunu artırabilecek yasal belirsizlik yaratır.

  1. Yasaların Arkasındaki Baskı [push behind the laws]

Fayda sağlayan şirketlere dair mevzuat için yapılan çalışma pratik olmaktan çok politik görünmektedir. Eyaletler, asgari düzeyde devlet yatırımı gerektirirken ilerici görünmek için bu yasaları benimsemektedir. Bu yasaların başlıca savunucusu olan ‘B Lab’, çeşitli pazarlama ortaklıkları aracılığıyla kâr amacı gütmeyen misyonu ile kâr odaklı faaliyetleri arasındaki olası çatışmalar hakkında sorular ortaya atmaktadır.

Sonuç

Kusurlu fayda sağlayan şirket mevzuatını benimsemek yerine, eyaletler geleneksel şirketler hukuku altında hâlihazırda mevcut olan önemli esnekliği açıklığa kavuşturmaya odaklanmalıdır. Geleneksel kurumsal türlerin ve ‘fayda şirketi’ gibi özel sertifikalandırma sistemlerinin birleşimi, kâr amacı güden bir amaç peşinde koşan işletmeler için yeterli araçlar sağlar. Yeni bir şirket türü oluşturmak, hesap verebilirliği veya sosyal etkiyi artırmada başarısız olurken sadece kafa karışıklığına yol açabilir.

[1] Çevirenin Notu: Bir fayda şirketi, karar alma süreçlerinde kârın yanı sıra toplumu ve çevreyi de göz önünde bulundurmak isteyen kar amacı güden kuruluşlar için tasarlanmış bir şirket biçimidir. Fayda şirketleri, amaçları, hesap verebilirlikleri ve şeffaflıkları açısından geleneksel şirketlerden farklıdır. Bir fayda şirketinin amacı, toplum ve çevre üzerinde önemli bir olumlu etki olarak tanımlanan genel kamu yararı yaratmaktır. Bir fayda şirketinin yöneticileri, işi geleneksel bir şirket ile aynı yetkiyle yürütürler; ancak geleneksel bir şirkette uygun statüye sahip hissedarlar şirketin finansal performansını değerlendirirken; burada niteliksel performansı fayda şirketinin belirtilen hedeflerine göre değerlendirirler. Bir fayda şirketindeki hissedarlar, fayda şirketinin önemli bir olumlu etki yaratıp yaratmadığını belirler.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.