

Giriş
Düzenleyici otoriteler ve mahkemeler kamuyu aydınlatma yükümlülüklerini tartışırken, ileri görüşlü şirketler kapsamlı iklim riski yönetiminin yalnızca yasal uyumla ilgili olmadığını, aynı zamanda hayatta kalmakla ilgili olduğunu da keşfediyor.
İklimle ilgili felaketler (climate-related disasters) hem düzenlilik hem de şiddet açısından benzeri görülmemiş seviyelere ulaşmıştır. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 2023 yılında, rekor kıran 28 milyar ABD dolarlık solo hava ve iklim olayıyla karşı karşıya kalmış ve bu da 93 milyar doların üzerinde hasara yol açmıştır[1]. Ve ardından 2024 yılının Eylül ayında, güneydoğu ABD’de 200’den fazla kişinin ölümüne ve düzinelerce kasabanın tamamen haritadan silinmesine neden olan Helene Kasırgası’nın yol açtığı trajedi gelmiştir.
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (Securities and Exchange Commission-SEC) Mart 2024 tarihli iklim konulu kamuyu aydınlatma kuralı (climate disclosure rule)[2], halka açık şirketlerin iklimle ilgili bilgileri nasıl raporlayacağını standartlaştırmayı amaçlasa da, devam eden hukuki itirazlar ve Yüksek Mahkeme’nin Chevron kuralını reddetmesi, şirketlerin avantaj elde etmek isteyebileceği düzenleyici bir belirsizlik yaratmıştır.
Ancak, kurumsal liderler harekete geçmeden önce yasal çözümü beklememelidir. Proaktif iklim açıklama programları, iki önemli paydaşın artan taleplerini karşılamak için elzem hale gelmektedir: çevresel hesap verebilirlik arayan yatırımcılar ve daha karmaşık risk yönetimi gerektiren sigortacılar (investors seeking environmental accountability and insurers requiring more sophisticated risk management).
Buradaki anahtar, iklim açıklamalarını mevcut risk yönetimi ve finansal kamuyu aydınlatma programlarına entegre etmektir. Bu uygulamaları yerleşik raporlama sistemlerine entegre ederek, şirketler yinelenen çabaları en aza indirirken mevcut süreçleri, kontrolleri ve kurumsal yönetişim çerçevelerini kullanabilirler.
- İklim Konulu Açıklamaların Mevcut Risk Yönetimi Programlarına Entegre Edilmesi
SEC’in iklim konulu kamuyu aydınlatma kuralının karşı karşıya olduğu zorluklara rağmen, iklim konulu kamuyu aydınlatma programlarının risk yönetimine stratejik olarak entegre edilmesi, özellikle sigortacıların teminat koşullarını sıkılaştırmasıyla birlikte giderek daha belirsiz bir gelecekte yol alan işletmeler için hayati önem taşımaktadır.
Etkili programlar oluşturmak için şirketler iklim ile ilgili açıklamalarını tek başına bir girişim olarak ele almak yerine mevcut finansal raporlama çerçevelerine entegre etmelidir. Sürdürülebilirlik verilerine finansal verilerle aynı titizlikle yaklaşmak karar vermeyi geliştirir, risk yönetimini iyileştirir ve uzun vadeli değer yaratımını teşvik eder. Şirketler ESG (çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim) ölçümlerini sistematik olarak izleyerek finansal olmayan riskleri stratejik planlamalarına daha iyi entegre edebilir, bu da onları düzenleyici yükümlülükleri ele almada daha dirençli ve proaktif hale getirir. Bu yaklaşım ayrıca operasyonel verimlilikleri, maliyet tasarruflarını ve inovasyonu da açığa çıkarır çünkü sürdürülebilirlik girişimleri genellikle kaynak optimizasyonuna ve yeni gelir akışlarına yol açar. Dahası, ESG konusunda bilinçli yatırımcıları çekerek ve yeşil finansmana erişim sağlayarak yatırımcı ilişkilerini güçlendirir.
Sürdürülebilirlik verilerine öncelik vermek, bir şirketin itibarını ve marka imajını güçlendirir, onu pazarda farklılaştırır ve amaç odaklı yetenekleri çeker. Şeffaf ve standartlaştırılmış raporlama, hesap verebilirliği artırır, paydaşlar arasında güveni teşvik eder ve Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir kalkınma hedefleri gibi küresel sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumu destekler. Sürdürülebilirliği temel operasyonlara yerleştirerek, şirketler işlerini geleceğe hazırlayabilir, pazar ve toplumsal değişikliklere uyum sağlayabilir ve sürdürülebilir büyüme elde edebilir, kısa vadeli kârlılığı uzun vadeli değer yaratma ile dengeleyebilir.
Finansal kamuyu aydınlatma ve iklimle ilgili kamuyu aydınlatma özellikle risk değerlendirmesi ve finansal projeksiyonlar gibi alanlarda sıklıkla kesişir. Şirketler bu açıklamaları entegre ederek iklimle ilgili bilgilerin finansal tablolarda doğru bir şekilde yansıtıldığından emin olabilirler. Bu entegrasyon tutarsızlık riskini azaltır, genel veri bütünlüğünü artırır ve kuruluşun finansal sağlığına dair daha kapsamlı bir görünüm sunar.
İklim riskleri finansal performansı ve uzun vadeli uygulanabilirliği önemli ölçüde etkileyebilir. İklimle ilgili açıklamaları daha geniş risk yönetimi çerçevelerine dâhil etmek, şirketlerin bu riskleri daha iyi tanımlamasını, değerlendirmesini ve azaltmasını sağlar. Bu proaktif yaklaşım, kurumsal dayanıklılığı güçlendirir ve şirketleri iklimle ilgili zorlukların giderek daha yaygın olduğu bir geleceğe hazırlar.
- Sigorta ve Risk Yönetimi
Sigorta şirketleri ayrıca iklimle ilgili risk yönetimi ve kamuyu aydınlatmayı yönlendirmede önemli bir rol oynar. İklim değişikliğinin oluşturduğu riskleri daha iyi anlamak ve azaltmak için yenilikçi yaklaşımlar kullanmakta, gelişmiş teknolojilerden ve veri analizlerinden yararlanmaktadırlar.
Bu değişimin merkezinde, sigortacılıkta risk yönetimine yönelik daha disiplinli bir yaklaşım yer alır. Sigortacılar, yenileme tekliflerinden kapsamdaki ayarlamalara kadar her şeyde kararları yönlendirmek için daha kapsamlı risk değerlendirmelerine güvenmektedir. Bu değerlendirmeler rutin işlemlerin çok ötesine geçerek, sigortacıların hem müşterilerini hem de finansal istikrarlarını koruyan hedefli risk azaltma stratejileri geliştirerek kayıpları önlemelerine yardımcı olur.
New York Finansal Hizmetler Dairesi (New York Department of Financial Services) gibi eyalet düzenleyici otoriteleri, sigortacıları bu gelişen manzarada yönlendirmede önemli bir rol oynar. New York Finansal Hizmetler Dairesi, kurumlar için iklimle ilgili finansal ve operasyonel risklerin nasıl değerlendirileceği ve yönetileceği konusunda bir rehber yayınlamış[3] olup; bu rehber, sigortacıları hem sigortacılık hem de yatırım portföylerinde iklim risklerini değerlendirmeye yönlendirmektedir.
Sigortacılar iklim riskleri hakkında daha derin bir anlayış kazandıkça, New York Finansal Hizmetler Dairesi onların risk yönetimi stratejilerini geliştirmelerini beklemekte olup; temel, nitel değerlendirmelerden hem nitel hem de nicel analizleri birleştiren daha kapsamlı yaklaşımlara geçiş çağrısında bulunmuştur.
New York Finansal Hizmetler Dairesi ayrıca sigortacıları SEC’nin kamuyu aydınlatma kuralının gerektirdiği yapıları yansıtan iklim riski yönetişim çerçeveleri oluşturmaya çağırmıştır. Bu çerçeveler, üst düzey yönetim denetimi, açıkça tanımlanmış risk limitleri, kamuya açıklama ve iklim risklerinin mevcut risk faktörlerini nasıl etkilediğine güçlü bir odaklanma içermelidir. Sigortacılar, iklim risklerini daha geniş risk yönetişimi işlevlerine entegre etmeli, bunları yönetim kurulu onaylı risk profilleri (board-approved risk profile) ile uyumlu hale getirmeli ve bu risklerin düzenli olarak belgelenmesini, raporlanmasını ve izlenmesini sağlamalıdır.
Sigortacıların bunu etkili bir şekilde yapmak için hem iç hem de dış kaynaklardan sistematik bilgi toplamaları beklenir. Bu veriler senaryo analizi ve stres testi için kullanılmalı ve şirketlerin iş modelleri üzerindeki hem kısa hem de uzun vadeli iklim etkilerini değerlendirmelerine olanak sağlamalıdır. Tarihsel verilere güvenmenin ötesine geçerek sigortacıların risk değerlendirmelerini daha iyi bilgilendirmek için gelecekteki eğilimleri göz önünde bulundurmaları teşvik edilir.
İklim risklerini bir organizasyonun risk iştahına, toleranslarına ve limitlerine dâhil etmek artık isteğe bağlı değil, yaşamsal önem taşımaktadır. Sigortacılar, fiziksel veya geçiş risklerine maruz kalmayı değerlendirmek, yatırım portföylerinin karbon ayak izlerini değerlendirmek ve iklim risklerinin hızla değişen doğasına yanıt olarak risk iştahlarını ve stratejilerini düzenli olarak güncellemek için nicel araçlar ve ölçütler kullanmalıdır.
Sigortacılar için bu, iklim risklerini azaltmak amacıyla güvenilir planlar hazırlamak ve politikalarını buna göre ayarlamak anlamına gelir. Müşteriler, muhataplar ve yatırımlar üzerindeki etkileri anlamak esastır ve iklim risklerini kuruluş genelindeki mevcut risk yönetişimi işlevlerine entegre etmek bir zorunluluktur.
Bu risklerin kamuya açıklanması da piyasa şeffaflığını korumak için hayati önem taşır. Sigortacılar, iklim riski yönetişimi stratejilerinin görünürlüğünü artırmalı ve bu risklerin kurumsal yönetişim, risk yönetimi ve iş stratejilerine nasıl entegre edildiğini açıklamalıdır. Hem fiziksel hem de geçiş risklerine vurgu yapılmalı ve düşük karbonlu bir ekonomiye geçişte ortaya çıkan fırsatlara dikkat edilmelidir. Sigortacılar, artık Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu (International Sustainability Standards Board) standartları olan İklimle İlgili Finansal Kamuyu Aydınlatma Görev Gücü (Task Force on Climate-related Financial Disclosures) gibi çerçevelerle etkileşime girmeye teşvik edilmektedir.
İklim kaynaklı afetler yoğunlaşmaya devam ettikçe, sigorta sektörünün iklim riski yönetişiminde uyum sağlama, yenilik yapma ve liderlik etme becerisi, daha dayanıklı bir gelecek şekillendirmede önemli olacaktır.
Sonuç
İklimle ilgili risklerin gelişen manzarası, kapsamlı ve şeffaf iklim konulu kamuyu aydınlatma ve risk yönetişimi programlarına olan ihtiyacı vurgulamaktadır. SEC’nin önerdiği kural, yatırımcılara iklim değişikliğinin şirketlerin finansal sağlıklarını ve operasyonel stratejilerini nasıl etkilediğini değerlendirmek için temel bilgiler sağlamayı amaçlamaktadır. Yasal zorluklar ve sektörün tepkisiyle karşı karşıya kalınırken, iklim riskleri yoğunlaşmaya devam ettikçe bu tür açıklamalara olan ihtiyaç kritikliğini korumaktadır.
İklim konulu açıklamaları mevcut risk yönetişimi çerçevelerine proaktif bir şekilde entegre etmek stratejik bir zorunluluk olarak görülmelidir. Bu yaklaşım yatırımcı güvenini artırabilir, piyasa itibarını iyileştirebilir ve şirketlerin iklimle ilgili riskleri azaltmasına yardımcı olabilir. Ayrıca, sigorta sektörünün iklim dayanıklılığına odaklanması, gelişmiş risk değerlendirmesinin ve disiplinli yönetim süreçlerinin artan önemini vurgulamaktadır.
Sonuç olarak, kapsamlı iklim konulu kamuyu aydınlatma ve sürdürülebilirlik uygulamalarını benimseyen işletmeler, değişen iklimin belirsizlikleriyle başa çıkmak için daha iyi bir konumda olacak ve giderek daha fazla uzun vadeli sürdürülebilirliğe odaklanan bir pazarda rekabet avantajı elde edeceklerdir.
[1]<https://www.climate.gov/news-features/blogs/beyond-data/2023-historic-year-us-billion-dollar-weather-and-climate-disasters>
[2]<https://www.sec.gov/newsroom/press-releases/2024-31>
[3]<https://www.dfs.ny.gov/system/files/documents/2021/11/dfs-insurance-climate-guidance-2021_1.pdf>
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
