“Holding-Bağlı Ortaklık (ve İştirak) İlişkisi”: Yasal ve Düzenleyici Mimari [Hindistan Hukuku]

Giriş

Şirketler işleri büyüdükçe, farklı birimlerin işleyişinde esneklik, farklı coğrafyalarda genişleme gibi çeşitli nedenlerle bağlı ortaklıkları aracılığıyla faaliyet göstermektedir. Bağlı ortaklık (subsidiary), ana şirketin (parent) üzerinde kontrol sahibi olduğu (ve tamamına sahip olunan bir bağlı kuruluş olması durumunda tam kontrolün olduğu) bir kuruluş olsa da, 2013 tarihli (Hindistan) Şirketler Yasası (Companies Act), bağlı ortaklığı ayrı bir tüzel kişilik olarak tanır.

Vodafone International Holdings BV – Hindistan Birliği (Vodafone International Holdings BV v. Union of India[1]) davasında Yüksek Mahkeme şu kararı verdi: “Bir şirket ayrı bir tüzel kişiliktir ve tüm hisselerinin bir kişiye veya ana şirkete ait olmasının, o şirketin ayrı hukuki varlığıyla hiçbir ilgisi yoktur. Sahip olunan şirketin tasfiyesi halinde, bağlı ortaklığın varlıklarına ana şirket değil tasfiye memuru sahip olacaktır. Yetkili makamların hiçbirinde, bağlı ortaklığın varlıkları, vekil olarak hareket etmediği sürece ana şirkete ait olarak tutulmamıştır. Dolayısıyla, bir bağlı ortaklık normalde ana şirketin isteğine uysa da, yalnızca ana şirketin kuklası değildir.”[2]

İştiraklerin sayısının artması ve farklı yargı bölgelerinde geçerli yasaların uygulanmasının yanı sıra holding şirketine uygulanabilirliğiyle birlikte, iştiraklerin kurumsal yönetimi, şirketin genel yönetiminin önemli bir yönü haline gelmektedir. Şirketler Yasası ve Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu’nun (Securities and Exchange Board of India-SEBI) düzenlemeleri, bu yazıda yasal yönleri tartışılan bağlı kuruluş yönetimine ilişkin belirli yükümlülükleri öngörmektedir.

1. Holding-Bağlı Ortaklık (ve İştirak) İlişkisini Belirlemeye Yönelik Testler

Yabancı bir şirketi de içeren 2013 tarihli Şirketler Yasası madde 2(87), iki şirket arasındaki holding-iştirak ilişkisini belirlemek için iki test öngörmektedir. Bu hükme göre bir şirket, aşağıdaki şartlardan herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda başka bir şirketin bağlı ortaklığıdır (iştirakidir):

  • Holding şirketinin yönetim kurulunun oluşumunu kontrol ettiği şirket (a company in which the holding company controls the composition of the board of directors),
  • Holding şirketinin toplam oy hakkının/gücünün yarısından fazlasını kullandığı veya kontrol ettiği şirket (a company in which the holding company exercises or controls more than one-half of the total voting power).

2. Şirketler Yasası Kapsamında Bağlı Ortaklık (ve İştirak) Yönetimi

2.1. Hesapların konsolidasyonu (consolidation of accounts)

Şirketler Yasası madde 129, bağlı ortaklıkların ve iştiraklerin finansal tablolarının holding şirketi ile konsolidasyonunu zorunlu kılmaktadır. Holding şirketinin muhasebe politikaları ve ilkeleri bağlı ortaklıklara da yayıldığı için bu önemli bir husustur. Bu durum tamamına sahip olunmayan veya bağlı şirket (iştirak) olmayan şirketler için önemli bir anlam taşımaktadır.

Hesapların konsolidasyonu, Şirketler Yasası Çizelge III’e (bilanço ve kâr ve zarar tablosuyla ilgili) ve geçerli muhasebe standartlarına, yani bir veya daha fazla bağlı ortaklığı kontrol eden bir ana şirketin konsolide finansal tablolar sunmasını gerektiren Hindistan Muhasebe Standartları (Indian Accounting Standards) 110’a göre gerçekleştirilecektir. Hindistan Muhasebe Standartları 110, finansal tabloların konsolidasyonunun temeli olarak “kontrol”ü tesis eder ve konsolide finansal tabloların hazırlanmasına ilişkin muhasebe koşullarını belirler.

2.2. Çapraz pay sahipliği (cross-holding)

Bir bağlı ortaklığın, Şirketler Yasası’nın 19. maddesi uyarınca, yasal temsilci, mütevelli olarak hisselere sahip olan bağlı ortaklık veya bu tür hisselerin bağlı şirket olmadan önce bile elinde bulundurulması durumu hariç olmak üzere, holding şirketinde hisse sahibi olması yasaktır. Ancak üçüncü ihtimalde, bağlı ortaklığın bağlı ortaklık haline gelmeden önce hâlihazırda pay sahibi olması durumunda, bağlı ortaklığın bu paylar üzerinde oy hakkı olmayacaktır.

2.3. Şirketin sahip olduğu kendi payları (treasury shares)

Hazine hisseleri, bir şirketin kendi elinde bulunan hisselerini ifade eder ve şirketin varlıkları (aktif değerleri) arasında sınıflandırılır. Bu tür paylar genellikle bağlı ortaklığın bir holding şirket ile birleşmesinden kaynaklanır. Şirketler Yasası’nın 232(3-b) no.lu maddesinin hükmünde, şirketin sahip olduğu kendi payları yasaklanmakta ve bu konuda şu belirtilmektedir: “Devralan şirket, yapılan uzlaşma veya düzenlemenin bir sonucu olarak, herhangi bir hisseyi kendi adına veya herhangi bir vakıf adına, ister kendi adına ister bağlı veya bağlı şirketlerinden herhangi biri adına elinde tutacaktır ve bu tür hisseler iptal edilecek veya ortadan kaldırılacaktır.”[3]

Şirketler Yasası’nda mevzuat hükümlerinin tebliği öncesinde mevcut olan şirketin sahip olduğu kendi paylarının iptali veya tasfiyesine ilişkin herhangi bir hüküm yer almamaktadır. (Hindistan) Şirketler Hukuku Komitesi’nin Mart 2022 tarihli raporunda, borsada işlem gören kuruluşlardaki tüm mevcut şirketlerin sahip olduğu kendi paylarının bu sürenin sonunda oy hakkı taşımaması için üç yıllık bir sona erme dönemi önerilmiş olup, bu öneri henüz uygulanmamıştır.

2.4. Bağlı ortaklık katlarına ilişkin kısıtlama (restriction on layers of subsidiaries)

2013 tarihli Şirketler Yasası, 2017 tarihli Şirket (Kat Sayısı Kısıtlaması) Kuralları ile birlikte Eylül 2017’de yürürlüğe giren bağlı ortaklık katlarının sayısına ilişkin kısıtlamalar getirmiştir[4]. Bu kurallar madde 2(87), yani “bağlı ortaklık” (subsidiary company) tanımı kapsamında bildirilmiştir. Kat Kuralları, Şirketler Yasası’nın 186(1) no.lu maddesi altında öngörülen kat sayısına ilişkin kısıtlamayı diğer kuruluşların yanı sıra yatırım şirketlerini de kapsayacak şekilde genişletmektedir.

Kısıtlama, şirketlerin fon yönlendirme amacıyla birden fazla bağlı ortaklık katını kötüye kullanmasını engellemek için getirilmiştir. Şirketler Yasası madde 186(1)’den farklı olarak, Kat Kurallarının kapsamı yatırım şirketlerinin katlarıyla sınırlı değildir, aynı zamanda faaliyet gösteren şirketleri de kapsar, bu da bağlı ortaklıkların katları üzerinde daha geniş bir kısıtlama kapsamına neden olur.

2.5. Yöneticilerin görevden alınması (removal of directors)

Yöneticinin, Şirketler Yasası’nın 242. maddesi uyarınca Ulusal Şirketler Hukuku Mahkemesi tarafından atanması ve ikinci dönem için yeniden atanan ve yalnızca özel bir karar alınarak görevden alınabilecek bağımsız bir yöneticinin atanması hariç olmak üzere; holding şirketinin, Şirketler Yasası’nın 169. maddesi kapsamında olağan bir kararla bağlı ortaklığın yönetim kurulunun tamamını atama ve görevden alma yetkisine sahip olduğunu belirtmek önemlidir.

3. 2015 tarihli Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu (Kotasyon Yükümlülükleri ve Kamuyu Aydınlatma Koşulları) Düzenlemeleri (Listing Obligations and Disclosure Requirements Regulations) Kapsamında Kurumsal Bağlı Ortaklık Yönetişimi

3.1. Yönetmelik 24 hükümleri

Kotasyon Yükümlülükleri ve Kamuyu Aydınlatma Koşullarına ilişkin Yönetmelikler, ikincil kurumsal yönetişime ilişkin koşulları açıkça ortaya koyarak bir adım ileri gitmiştir. Bununla birlikte, söz konusu Yönetmeliklerin 24(7) numaralı düzenlemesi şunu öngörmektedir: “Borsada işlem gören bir kuruluşun, kendisi de bir holding şirketi olan borsada işlem gören bir bağlı ortaklığı olması durumunda, bu yönetmeliğin hükümleri, bağlı ortaklıkları söz konusu olduğunda borsada işlem gören bağlı ortaklık için geçerli olacaktır.”

Ayrıca, yatırımcılar için de önem taşıyan önemli bir bağlı ortaklığın (gelir veya net değeri borsada işlem gören kuruluşun ve bağlı ortaklıklarının konsolide gelirinin veya net değerinin %20’sini aşan bir bağlı ortaklık) yönetimine vurgu yapılmaktadır. Kotasyon Yükümlülükleri ve Kamuyu Aydınlatma Koşullarına ilişkin Yönetmelikler, önemli bağlı ortaklıklar ile ilgili olarak aşağıdaki özel koşulları[5] belirlemektedir:

(i) Borsada işlem gören şirketin bağımsız direktörlerinden en az birinin önemli bağlı ortaklığın yönetim kuruluna atanması gerekmektedir.

(ii) Borsada işlem gören şirketin, hissedarların özel bir kararla önceden onayı olmaksızın, hisselerinin %50’nin (yüzde elli) altına düşmesine veya söz konusu önemli bağlı ortaklıktaki kontrolün sona ermesine neden olacak şekilde önemli bağlı ortaklıktaki yatırımlarını elden çıkarması yasaktır.

(iii) Önemli bağlı ortaklığın varlıklarının %20’den fazlasının, hissedarların özel bir karar marifetiyle önceden onayı olmadan elden çıkarılmasına izin verilmez.

Diğer bağlı ortaklıklar açısından Kotasyon Yükümlülükleri ve Kamuyu Aydınlatma Koşullarına ilişkin Yönetmelikler aşağıdakileri öngörmektedir:

(iv) Borsada işlem gören şirketin denetim komitesinin, bağlı ortaklıkların finansal tablolarını, özellikle de bağlı ortaklıklar tarafından yapılan yatırımları incelemesi zorunludur.

(v) Borsada işlem görmeyen bağlı ortaklığın (genel kurul) tutanakları borsada işlem gören kuruluşun toplantısına sunulacaktır.

(vi) Bağlı şirketin yönetiminin, önemli işlemleri periyodik olarak borsada işlem gören şirketin yönetim kurulunun dikkatine sunması gerekmektedir[6].

Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu’nun bu tür bölge dışı hükümleri (extra-territorial provisions) devredilmiş bir mevzuatla (Kotasyon Yükümlülükleri ve Kamuyu Aydınlatma Koşullarına ilişkin Yönetmelikler) yasalaştırıp düzenleyemeyeceği konusunda şüpheler dile getirilmiştir. Yüksek Mahkeme’nin Limited davasında gözlemlenen görüşü şudur: Eğer Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu, Hindistan’daki yatırımcıların çıkarlarına karşı oynanan herhangi bir dolandırıcılığa ilişkin olarak Hindistan’daki yatırımcıların ve borsanın çıkarlarını güvence altına alacak ve dolandırıcılığa karşı koruma sağlayacak hükmü ortaya koyabilirse, o zaman Yüksek Mahkeme’nin “GVK Industries v. Income Tax Officer” davasındaki[7] Anayasa Mahkemesi kararıyla birlikte okunan Hindistan Anayasası’nın 245. maddesi kapsamında ortaya konan ‘Hindistan bağı (illiyeti) testi’ (India nexus test) uyarınca yasanın bu tür bir bölge dışı işleyişini destekleyebilir.

3.2. İlişkili taraf işlemleri (related party transactions)

İlişkili taraf işlemlerinin yönetimi ile ilgili olarak ne ilişkin Kotasyon Yükümlülükleri ve Kamuyu Aydınlatma Koşullarına ilişkin Yönetmeliklerinde önemli değişiklikler yapılmıştır. Yalnızca borsada işlem gören bir şirketin ilişkili taraflar ile yaptığı işlemler değil, aynı zamanda borsada işlem gören şirketin veya bağlı ortaklıklarının ilişkili taraflarla veya borsada işlem gören kuruluşun bağlı ortaklıklarıyla olan işlemleri de ilişkili taraf işlemi olarak değerlendirildiğinden yönetimde bir paradigma değişikliği söz konusudur. Bu, ilişkili taraf işlemlerinin yönetiminin artık borsada işlem gören bir şirketin taraf olabileceği veya olamayacağı işlemleri de kapsadığı anlamına gelmektedir.

Ayrıca, Kotasyon Yükümlülükleri ve Kamuyu Aydınlatma Koşullarına ilişkin Yönetmelikleri kapsamındaki herhangi bir onay koşuluna bakılmaksızın, bir şirket ve onun bağlı ortaklıkları ile borsada işlem gören şirketin ilişkili tarafları ve bağlı ortaklıklarından herhangi biri ile yapılan tüm işlemlerin, Kotasyon Yükümlülükleri ve Kamuyu Aydınlatma Koşullarına ilişkin Yönetmeliklerinin 23(9) no.lu maddesi uyarınca altı aylık kamuyu aydınlatmanın bir parçası olarak kamuya açıklanması gerekmektedir. Bu açıklama ve düzenleme koşuluyla, ilişkili taraf işlemleri konsolide bazda dikkate alındığından, mevcut rejim kapsamında bağlı ortaklık yönetimine daha büyük ölçüde uyulması gerekmektedir.

Buna ek olarak, Kotasyon Yükümlülükleri ve Kamuyu Aydınlatma Koşullarına ilişkin Yönetmeliklerin 2(1-zc) no.lu maddesi kapsamındaki amaç ve etki testinin (purpose and effect test[8]), görünüşte ilgisiz taraflarla (hile olarak tanıtılan ilgisiz taraf) yapılan ve sonuçta ilişkili bir tarafa fayda sağlayacak işlemlerin düzenleyici incelemeden kaçtığı durumlarda, giderilmeye çalışılan aksaklık dikkate alınarak yorumlanması gerektiği ileri sürülebilir. Amaç ve etki testinin harfi harfine okunması, potansiyel olarak bir saçmalıkla sonuçlanabilir; ilgili tarafın yararına sonuçlanan her türlü işlem, böyle bir işlem ticari faaliyetlerin normal akışında olsa ve borsada işlem gören kuruluş için sinerji ve ölçek ekonomisi yaratsa bile kapsanır.

3.3. Kotasyon Yükümlülükleri ve Kamuyu Aydınlatma Koşullarına ilişkin Yönetmeliklerin 30 numaralı düzenlemesi

Önemli olayların veya bilgilerin kamuya açıklanması yalnızca borsada işlem gören kuruluşlarla sınırlı değildir, aynı zamanda bağlı ortaklıkların da önemli bilgilerinin kamuya açıklanmasını gerektirmektedir. Bu düzenlemelerin 30. Yönetmeliği ve Ek III’ünde yapılan son değişikliklerle birlikte, bağlı ortaklıklara ilişkin raporlama ve kamuyu aydınlatma açıklamalarının düzenlenmesinde bir artış söz konusudur.

Sonuç

Hindistan’daki çoğu sanayi kuruluşunun çok sayıda bağlı ortaklığı vardır, ancak ne yazık ki bağlı kuruluş yönetimi için sağlam bir kurumsal çerçeve yoktur. Bağlı ortaklıkların yönetiminde aşağıdaki temel kusurlar gözlemlenmiştir:

(i) Bağlı ortaklıkların çoğunun yönetim kurulları ana şirketin tam zamanlı çalışanlarıyla doludur ve bu da bağlı ortaklıkların çoğunun ana şirketin bir departmanı gibi işlev görmesine neden olmaktadır.

(ii) Örnekler, ana şirketten bağlı ortaklığa ve daha sonra destekçi grup şirketlerine bol miktarda büyük ölçekli fon yönlendirmesi yönündedir. Bu uygulama, Hindistan Hükümeti’ni, Şirketler Yasası’nın 186. maddesinin hükümleri uyarınca bir holding şirketi ile bağlı ortaklık arasındaki işlemlere daha fazla kısıtlama getirmeye zorlamış; ne yazık ki, kurumsal Hindistan’dan gelen baskılar nedeniyle kısıtlamaların çoğu daha sonra gevşetilmiştir.

(iii) Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu tarafından bağlı ortaklıklar üzerindeki gözetime ilişkin olarak yapılan düzenleyici hükümlerin yetersiz olduğu ve fonların bağlı ortaklıklara ve daha fazlasına yönlendirilmesini kontrol etmede başarılı olmadığı kanıtlanmıştır. Bu, Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu’nun, karşı taraflar ilişkili taraf olmadığında bile bağlı ortaklıklar düzeyinde gerçekleştirilen kötü amaçlı ilişkili taraf işlemlerini dizginlemek amacıyla 01 Nisan 2022 ve 01 Nisan 2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Kotasyon Yükümlülükleri ve Kamuyu Aydınlatma Koşullarına ilişkin Yönetmeliklerinin ilişkili taraf işlemi hükümlerini değiştirmesine yol açmıştır.

(iv) Birçok kurumsal şirket için, bağlı ortaklık düzeyindeki büyük muhasebe sahtekârlıklarının, finansal kayıpların yanı sıra büyük bir itibar riski sorunu olduğu kanıtlanmıştır. Holding ve bağlı ortaklıklar için iki farklı denetim firması grubunun olması durumunda sorun daha da karmaşık hale gelir.

Bu nedenle, hem Hindistan Hükümeti’nin hem de Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu’nun, holding ve bağlı ortaklıklar arasındaki işlemleri düzenleyen hükümlerin kapsamlı bir incelemesini yapması zorunludur. Hindistan anonim şirketlerinin de bağlı ortaklıkların daha iyi yönetilmesini sağlamak için daha güçlü bir kurumsal yönetim çerçevesi benimsemeleri gerekir.

[1] < https://indiankanoon.org/doc/115852355/ >

[2] Metnin İngilizcesi şöyledir: [“A company is a separate legal persona and the fact that all its shares are owned by one person or by the parent company has nothing to do with its separate legal existence. If the owned company is wound up, the liquidator, and not its parent company, would get hold of the assets of the subsidiary. In none of the authorities have the assets of the subsidiary been held to be those of the parent unless it is acting as an agent. Thus, even though a subsidiary may normally comply with the request of a parent company it is not just a puppet of the parent company.”]

[3] Metnin İngilizcesi şu şekildedir: [“Provided that a transferee company shall not, as a result of the compromise or arrangement, hold any shares in its own name or in the name of any trust whether on its behalf or on behalf of any of its subsidiary or associate companies and any such shares shall be cancelled or extinguished.”]

[4] < https://corporate.cyrilamarchandblogs.com/2023/05/the-layering-restrictions-wos-exemption-need-for-regulatory-clarity/ >

[5] < https://www.sebi.gov.in/enforcement/informal-guidance/jan-2020/informal-guidance-request-of-kcp-limited_45616.html >

[6] < https://www.sebi.gov.in/enforcement/informal-guidance/oct-2020/informal-guidance-issued-to-redington-india-ltd-regarding-reg-46-and-24-of-sebi-lodr-regulations-2015_48206.html >

[7] < https://indiankanoon.org/doc/1608984/ >

[8] < https://corporate.cyrilamarchandblogs.com/2024/01/purpose-effect-test-for-rpts-how-should-audit-commitees-navigate-it/ >

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.