Ticari Sırların Avrupa Birliği ‘Yapay Zekâ Yasası’nın Yüklediği Şeffaflık Sorumluluğunu Zayıflatabilmesi” Üzerine

Giriş

Avrupa Birliği’nin Yapay Zekâ Yasası[1] [Artificial Intelligence Act], yapay zekâyı düzenleme konusunda dünyanın en iddialı girişimi olmayı amaçlıyordu. Ancak, bu yasa simgesel bir uyum çerçevesine dönüşme riski taşıyor. Bu çatışmanın temelinde yapısal bir çelişki yatmaktadır: Anılan yasa şeffaflığı sağlamayı hedeflerken, ticari sırlara ilişkin iddiaların etkili düzenleyici denetimi engellemesine izin vermektedir.

Bu analizde, Yapay Zekâ Yasası’nın 78. maddesinde[2] yer alan kamuyu aydınlatma eksiklikleri incelenmekte, bunları düzelten yeni içtihatlar takip edilmekte ve düzenleyici erişimi gizli ancak uygulanabilir terimlerle güvence altına alan reformlar önerilmektedir. Bu yapılırken, tartışma “şeffaflık ve gizlilik” [transparency versus secrecy] şeklindeki yanlış ikilikten uzaklaştırılıp, Avrupa hukukunda hâlihazırda yerleşik olan pratik bir çözüme doğru yeniden çerçevelenmektedir.

  1. Yapay Zekâ Yasası’nın Madde 78 Sorun

Yapay Zekâ Yasası’nın 78. maddesi, yetkili makamların gizli bilgileri “Avrupa Birliği ve ulusal gizlilik hukukuna uygun olarak” korumasını ve bu korumanın “etkili bir uygulamayı önleyememesini veya engellememesini” [must not prevent or hinder effective enforcement] şart koşmaktadır. Madde metni, mülkiyet haklarına ilişkin korumalar ile düzenleyici ihtiyaçlar arasında bir denge kuruyor gibi görünmekte, ancak uygulamada yapısal bir dengesizlik yaratmaktadır.

Bu hüküm, düzenleyici otoritelere orantısız derecede yüksek bir eşik getirmektedir. Açıklamaya yalnızca “kesinlikle gerekli” [strictly necessary] görüldüğü durumlarda izin verilmektedir ki; bu, anılan yasada tanımlanmayan ve çoğu usul bağlamında dar yorumlanan bir standarttır. Buna karşılık, şirketler ticari sır korumasına [trade secret protection] çok az delil yükümlülüğüyle başvurabilirler. Sadece gizlilik iddiası bile çoğu zaman erişimi engellemeye veya yaptırımı geciktirmeye yeter.

Bu asimetri, düzenleyici kaydırma [regulatory displacement] olarak adlandırılabilecek bir duruma yol açar. Şeffaflığı sağlamakla görevli makamlar, öncelikle ilgili materyalleri görme haklarını dava etmek zorundadır. Bu arada, sağlayıcılar belgeleri sansürleyebilir veya kamuyu aydınlatmayı tamamen reddedebilir. Söz konusu yasa, bu anlaşmazlıkları çözmek veya gizlilik düzenlemeleri kapsamında zorunlu kamu açıklaması yapmak için yerleşik bir çerçeveden yoksun olduğundan, sistem savunmacı bir belirsizliğe yol açarak, şirketlerin gizliliği yasal dayanakla değil, tasarım ataletiyle koruduğu bir prosedürel duruşa olanak tanır. Dahası, hüküm güvenli erişim ortamları, gizlilik protokolleri veya orantılılık eşikleri gibi mekanizmalar hakkında sessiz kalmaktadır.

  1. Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın Dengeyi Değiştirmesi

Adalet Divanı, 27 Şubat 2025 tarihinde karara bağlanan “CK v Dun & Bradstreet Austria GmbH (C-203/22)”[3] davasında, bir kredi puanlama şirketinin, veri koruma yasası uyarınca puanlama metodolojisinin ifşasını reddetmek için ticari sır korumalarına güvenip güvenemeyeceğini incelemiştir.

Bu dava, bir veri sorumlusunun, ticari gizlilik gerekçesiyle bir veri sahibine otomatik bir kararın mantığına anlaşılır erişim sağlamayı reddetmesini içeriyordu. Avusturya Finansal Piyasalar Otoritesi [Austrian Financial Market Authority] de gözetim sorumluluklarında benzer retler almıştı. Avrupa Birliği Adalet Divanı bu görüşü kesin bir dille reddetmiş ve AB hukuku kapsamındaki açıklama yükümlülüklerini yeniden düzenleyen üç temel ilkeyi ortaya koymuştur.

İlk olarak, ticari sırlara ilişkin korumalar kesin bir ret gerekçesi olarak kullanılamaz. Mahkeme, Genel Veri Koruma Yönetmeliği[4] [General Data Protection Regulation] ve Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı[5] [Charter of Fundamental Rights of the European Union] kapsamındaki erişim hakkının, gizlilik iddialarıyla vaka bazında dengelenmesi ve bu iddiaların geçersiz kılınmaması gerektiğini açıkça belirtmiştir.

İkinci olarak, bilginin hukuka uygun olarak korunup korunmadığını denetleyici değil, yalnızca yetkili denetim makamları veya mahkemeler belirleyebilir. Bu, düzenleyici erişime karşı fiili tek taraflı bir dokunulmazlığın ortaya çıkmasını önler.

Üçüncü olarak, denetleyiciler, sistemin teknik yapısı zorluklar yaratsa bile, ‘öz, şeffaf, anlaşılır ve kolay erişilebilir’ açıklamalar sağlamalıdır. Algoritmanın karmaşıklığı, sağlayıcıyı bu yükümlülükten muaf tutamaz.

Bu karar, algoritmik sistemler bağlamında Genel Veri Koruma Yönetmeliği haklarının yorumunu netleştirmekle kalmayıp, aynı zamanda Avrupa Birliği idare hukukunda [EU administrative law] daha geniş bir doktrinel değişime de işaret etmiştir: Temel haklar söz konusu olduğunda şeffaflık lehine bir varsayım. Bu ilke, Yapay Zekâ Yasası’nın 78. maddesi uyarınca izin verilen savunma amaçlı şeffaflık ilkesiyle doğrudan çelişmektedir.

  1. Kamuya Açık ve Gizli Kamuya Açıklama [public vs confidential disclosure]

Yapay Zekâ Yasası’ndaki en önemli kavramsal eksikliklerden biri, kamuya açıklama ile düzenleyici otoritelere gizli açıklama arasında ayrım yapılmamasıdır. Bunlar eşdeğer değildir ve AB hukuku uyarınca birbirinin yerine kullanılamaz.

Kamuya açıklama, genellikle belirli güvenlik önlemleri olmaksızın üçüncü taraflara yayınlamayı veya ifşa etmeyi içerir. Tersine istihkâm [reverse engineering] ise, rekabete zarar verme veya tescilli sistemlerin sömürülmesi konusunda haklı endişeler doğurur. Bu riskler genellikle ticari sır rejimlerinin varlığını haklı çıkarır ve hafife alınmamalıdır.

Yetkili makamlara gizli bilgi ifşası, hassas bilgilere yalnızca belirli düzenleyici kurumların erişebileceği ve bu bilgilerin kamuoyundan gizli tutulmasını sağlayan sıkı yasal yükümlülükler altında olduğu anlamına gelir. Bu yaklaşım, ticari sırları korurken aynı zamanda anlamlı bir gözetim sağlar. (AB) 2016/943 sayılı Direktif’in 9. maddesi[6] uyarınca, mahkemeler ve düzenleyici kurumlar, düzenleyici denetimlerini sürdürürken kamuya açıklanmasını önleyen güvenli prosedürler aracılığıyla ticari açıdan hassas bilgileri inceleyebilir.

Avrupa rekabet hukuku, “RegioJet (C-57/21)”[7] davasında örneklendiği gibi, karmaşık gizli kamuyu açıklama mekanizmaları geliştirmiştir. Bu davada Avrupa Birliği Adalet Divanı [Court of Justice of the European Union], ulusal mahkemelerin, delil ifşası sırasında hassas bilgileri korumak için kısıtlı erişim prosedürleri ve gizlilik halkaları için usul kurallarını, AB direktiflerinde açıkça belirtilmemiş olsa bile, uygulayabileceğini kabul etmiştir. Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın “Orde van Vlaamse Balies (C-694/20)”[8] davasındaki çığır açıcı kararı da, AB Temel Haklar Şartı’nın 7. maddesi kapsamında gizli hukuki iletişimler için kapsamlı korumalar sağlamıştır. Alman mahkemeleri, ticari sırların ifşası hakkındaki 2024 tarihli Federal Yüksek Mahkeme [Federal Supreme Court] kararında (KVB 69/23)[9] da görüldüğü gibi, rekabet soruşturmalarında bu ilkeleri geliştirmiştir. Mahkeme, soruşturma ihtiyaçlarını anayasal olarak korunan ticari gizliliğe karşı tartarken ifşanın ‘uygun, gerekli ve yerinde’ [suitable, necessary, and appropriate] olmasını gerektiren bir orantılılık testi uygulamıştır[10].

  1. Yasal ve Düzenleyici Tahkim

Yasal yükümlülükler, yargı yetkisinin manevralarıyla aşılabildiğinde pek bir anlam ifade etmez. Yapay zekâ sağlayıcıları, düzenleyici farklılıklardan yararlanmak için operasyonlarını giderek daha fazla yapılandırmaktadır.

Yasal yükümlülükler uyum baskıları yaratırken, uygulama karmaşık bir küresel yapay zekâ ekosisteminde pratik zorluklarla karşı karşıyadır. Yapay zekâ sağlayıcıları, faaliyetlerini farklı yargı bölgeleri arasında yapılandırsa da, Yapay Zekâ Yasası’nın geniş kapsamı kaçınma fırsatlarını sınırlar. Yapay Zekâ Yasası, 2. maddesi uyarınca, “Avrupa Birliği içinde yapay zekâ sistemlerini piyasaya süren veya hizmete sokan ya da genel amaçlı yapay zekâ modellerini piyasaya süren” tüm sağlayıcılar için, bu sağlayıcıların Avrupa Birliği içinde veya üçüncü bir ülkede kurulu veya yerleşik olup olmadıklarına bakılmaksızın geçerlidir ve “yapay zekâ sistemi tarafından üretilen çıktının Birlik içinde kullanıldığı” üçüncü ülke sağlayıcılarını da kapsar.

Bazı firmalar, operasyonel yeniden yapılandırma yoluyla uyum yüklerini en aza indirmeye çalışmaktadır. Stratejiler arasında, geliştirmeyi birden fazla kuruluşa dağıtmak, teknik geliştirmeyi pazar dağıtımından ayırmak ve 3. maddenin tanımları kapsamındaki gerçek “sağlayıcıyı” gizlemek için kurumsal yapılardan yararlanmak yer almaktadır. Ancak, Yapay Zekâ Yasası’nın rolleri tanımlamaya yönelik işlevsel yaklaşımı (resmi kurumsal yapılar yerine fiili kontrol ve karar almaya dayalı), bu tür bir parçalanmanın etkinliğini sınırlamaktadır.

Ticari sır iddiaları, yaptırım zorlukları doğurmaktadır. Yapay Zekâ Yasası’nın 78. maddesi, meşru ticari sırlar için gizlilik korumaları içerirken, temel sistem işlevselliği için mülkiyet statüsünün aşırı iddia edilmesi, 13-15. maddeler kapsamındaki şeffaflık yükümlülüklerini engelleyebilir. Kamuya açıklama yükümlülükleri ile fikri mülkiyet koruması arasındaki gerilim, uygulamada hâlâ bir yaptırım zorluğudur.

Uygulama mimarisi, Avrupa Yapay Zekâ Ofisi [European AI Office] tarafından koordine edilen ulusal piyasa gözetim otoritelerine (Madde 74) dayanmakta ve Madde 99 kapsamında önemli cezalar (35 milyon avroya veya küresel cironun yüzde 7’sine kadar) uygulanmaktadır. Ancak, düzenleyici otoritelerdeki kaynak kısıtlamaları ve modern yapay zekâ sistemlerinin teknik karmaşıklığı, yargı yetkisi tahkiminin ötesine geçen gerçek denetim zorlukları yaratmaktadır.

Yapay Zekâ Sorumluluk Direktifi [AI Liability Directive] tasarısı[11], kamuya açıklama yükümlülüklerini ‘orantılılık ve gizlilik kontrolleri’ne [proportionality and confidentiality controls] tabi tutan benzer bir dengeleyici dili koruyarak çok az iyileştirme sunmaktadır. Şeffaflık yükümlülüklerini güçlendirmek yerine, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın sistematik olarak ortadan kaldırdığı aynı yaklaşımı pekiştirmektedir.

Burada da, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın “Dun & Bradstreet” davasındaki mantığı hayati önem taşımaktadır. Mahkeme, önemli olanın modelin nerede geliştirildiği değil, etkilerinin nerede hissedildiği olduğuna hükmetmiştir. Bir Avrupa Birliği vatandaşı yüksek riskli bir yapay zekâ sisteminden etkilenirse, altyapı konumu veya kurumsal hilelerden bağımsız olarak AB hukuku uygulanır. Bu ilkenin işlerlik kazanması gerekir. Aksi takdirde, firmalar katmanlı kurumsal yapılar ve yurtdışı dağıtımlar kullanarak denetim “anlaşmaları” yapmaya devam edeceklerdir.

  1. (Peki,) Nelerin Düzeltilmesi Gerekir?

Yapay Zekâ Yasası’nın AB anayasal ve usul standartlarıyla yeniden uyumlu hale getirilmesi için üç temel reforma ihtiyaç duyulmaktadır.

  • Kamuya açıklama lehine bir varsayım benimsenmelidir [adopt a presumption in favour of disclosure]. Bu, düzenleyici otoritelerin erişimin gerekliliğini kanıtlamalarına gerek olmadığı anlamına gelir. Aksine, şirketlerin açıklamadan kaynaklanan belirli ve orantılı zararları göstermeleri gerekir. Bu mantık, “Dun & Bradstreet” kararına yerleşmiş ve Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın 41. maddesi ile pekiştirilmiştir.
  • Gizli bilgi ifşa çerçeveleri güçlendirilmelidir [strengthen confidential disclosure frameworks]. Yapay Zekâ Yasası, uygun güvenlik seviyelerine sahip bağımsız teknik değerlendiriciler, hassas algoritmaların kapalı kapılar ardında incelenmesi için standartlaştırılmış prosedürler ve şeffaflığa yönelik kamu çıkarının ticari sır iddialarından daha ağır bastığı durumları belirlemek için net kriterler içeren yapılandırılmış gizli bilgi ifşa protokollerini zorunlu kılmalıdır. Mevcut hükümler, yetkililerin “yalnızca yapay zekâ sistemlerinin oluşturduğu riskin değerlendirilmesi için kesinlikle gerekli olan verileri talep etmesine” izin verirken “fikri mülkiyet haklarını ve gizli ticari bilgileri veya ticari sırları” korumalarına olanak tanır, ancak ifşa anlaşmazlıklarını yönetmek veya orantılı erişimi sağlamak için ayrıntılı prosedürel çerçevelerden yoksundur. “Edwards ve Veale” tarafından savunulduğu[12] gibi, şeffaflık mekanizmaları, bireysel hak temelli yaklaşımların ötesine geçerek karmaşık algoritmik sistemleri etkili bir şekilde yönetebilen sistemik düzenleyici çerçevelere doğru ilerlemelidir. Genel Veri Koruma Yönetmeliği’nin “açıklama hakkı”nı [right to explanation] yetersiz bir çözüm olarak eleştirmelerinin nedeni, meşru ticari çıkarlardan ödün vermeden anlamlı bir denetim sağlayabilecek daha gelişmiş kurumsal mekanizmalara duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.
  • Genel ticari sır muafiyetleri kaldırılmalıdır [eliminate blanket trade secret exemptions]. Yapay Zekâ Yasası’nın 78. maddesi, kategorik retleri yasaklayacak şekilde değiştirilmelidir. Bunun yerine, düzenleyici kurumların ve mahkemelerin, ifşa menfaatini belirli zararlarla karşılaştıran bir orantılılık değerlendirmesi yapmalarını zorunlu kılmalıdır. Bu yaklaşım, (AB) 2016/943 sayılı Direktif’in[13] mantığını yansıtmakta ve Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın 8. maddesini[14] yansıtmaktadır.

Yapay Zekâ Yasası, doktrinel reformun ötesinde, gizli bilgilerin pratikte de ifşa edilmesini sağlayacak operasyonel mekanizmalar gerektirmektedir. Rekabet hukuku ve finansal düzenlemelerdeki başarılı modellerden yola çıkarak, üç özellikli mekanizmanın derhal uygulamaya konulması gerekmektedir.

  • Güvenli düzenleyici erişim tesisleri oluşturulmalıdır [establish secure regulatory access facilities]. Ulusal denetim otoritelerinin gizli algoritma incelemesi için teknik altyapıya ihtiyacı vardır. Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi [European Securities and Markets Authority] modeli[15] bir şablon sunar: Belirlenmiş teknik uzmanların, özel işlem algoritmalarını sıkı gizlilik protokolleri altında inceleyebileceği özel güvenli tesisler. Finansal hizmetler düzenlemelerinde olduğu gibi, yapay zekâ sistemi denetimleri için de sektör vergileriyle finanse edilen benzer tesisler kurulabilir.
  • Uzman inceleme heyetleri oluşturulmalıdır [create expert review panels]. Karmaşık yapay zekâ sistemleri, birçok düzenleyici kurumun sahip olmadığı uzmanlık bilgisi gerektirir. Avrupa Birliği, Yapay Zekâ Yasası kapsamında hâlihazırda bir bilimsel heyet mekanizması oluşturmuştur[16] ve bu mekanizma, Piyasa Gözetim Kurumlarına taleplerinde yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle, ideal olarak, bu algoritmik sistemlerin sıkı gizlilik yükümlülükleri altında teknik değerlendirmeler sağlayan kurumlara da genişletilebilir. Bu, Avrupa İlaç Ajansı’nın [European Medicines Agency] karmaşık tedavi değerlendirmeleri için uzman danışma komiteleri bulundurduğu ilaç düzenlemelerindeki yaklaşımı[17] yansıtmaktadır.
  • Hızlı kamuya açıklama için usul güvenceleri uygulanmalıdır [implement procedural safeguards for rapid disclosure]. Mevcut 78. madde çerçevesi, gizlilik talepleri yoluyla süresiz gecikmeye izin vermektedir. Reform, katı süre sınırlamaları içermelidir: Firmalar, gizlilik taleplerini 30 gün içinde doğrulamalı ve yeterli gerekçe sunulmaması durumunda güvenli ortamlarda düzenleyici makamlara otomatik olarak açıklama yapmalıdır. Bu yaklaşım, 1/2003 sayılı Yönetmelik[18] kapsamındaki rekabet hukuku soruşturmalarındaki acil durum hükümlerini yansıtmaktadır.

Sonuç

Yapay Zekâ Yasası’nın Avrupa’nın algoritmik yönetişime cevabı olması gerekiyordu; ancak yanlışlıkla şirketlerin ticari sırlara ilişkin iddiaların arkasına saklanabildiği ve düzenleyici otoritelerin işlerini yapmakta zorlandığı bir sistem yaratmıştır.

Yapay Zekâ Yasası’ndaki kamuya açıklama çerçevesi tarafsız değildir. Taslak olarak, ticari gizliliği varsayılan olarak ayrıcalıklı kılmakta ve düzenleyici otoriteleri direnişi aşma araçlarından yoksun bırakmaktadır. Bu, yalnızca bir uygulama açığı değil, bir politika tasarımı hatasıdır. Ancak bunu düzeltmek için gereken araçlar Avrupa Birliği hukukunda zaten mevcuttur. “Dun & Bradstreet” davası kararı, 2016/943 sayılı Direktif, Genel Veri Koruma Yönetmeliği ve Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı, gizlilik, orantılılık ve vaka bazında dengelemeye dayalı bir kamuya açıklama rejimini desteklemektedir.

Temel hazır, yasal emsaller mevcuttur. Eksik olan ise, bunları Yapay Zekâ Yasası’nın aynı metninde yansıtma isteğidir. Avrupa, dünyaya sorumlu yapay zekâ yönetişiminin nasıl olması gerektiğini gösterme şansına sahiptir. Ancak bu, şeffaflığın düzenleyici küçük yazılarda gizlenmiş güzel bir fikirden daha fazlası olması anlamına gelmektedir.

[1] < https://eur-lex.europa.eu/eli/reg/2024/1689/oj/eng >.

[2] Bkz. “1” no.lu dipnot.

[3] < https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=celex:62022CJ0203 >.

[4] < https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX:32016R0679 >.

[5] < https://eur-lex.europa.eu/eli/treaty/char_2016/oj/eng >.

[6] < https://eur-lex.europa.eu/eli/dir/2016/943/oj/eng >.

[7] < https://curia.europa.eu/juris/liste.jsf?num=C-57/21 >.

[8] < https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX:62020CJ0694 >.

[9]<https://legalblogs.wolterskluwer.com/competition-blog/disclosure-of-trade-and-business-secrets-in-german-antitrust-investigations-federal-court-of-justice-rules-on-the-role-of-interested-parties-as-a-new-friend-to-the-federal-cartel-office/ >.

[10]<https://www.cliffordchance.com/insights/resources/blogs/antitrust-fdi-insights/2024/02/german-court-rules-on-disclosure-of-trade-secrets-in-competition-law-investigations.html >.

[11] < https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=celex:52022PC0496 >.

[12] < https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=2972855 >.

[13] < https://eur-lex.europa.eu/eli/dir/2016/943/oj/eng >.

[14] Bkz. “5” no.lu dipnot.

[15]<https://www.esma.europa.eu/sites/default/files/library/esma70-156-4572_mifid_ii_final_report_on_algorithmic_trading.pdf >.

[16] < https://artificialintelligenceact.eu/article/68/ >.

[17] < https://www.ema.europa.eu/en/documents/other/policy-44-european-medicines-agency-policy-handling-competing-interests-scientific-committees-members-experts_en.pdf >.

[18] < https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=celex:32003R0001 >.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.