Yapay Zekâ Çağında Yönetim Kurulu Karar Alma Sürecine İlişkin Kurumsal Hukuk Çerçevesi

Yeni bir makalede, yönetim kurullarının yapay zekâyı bir ‘tahmin makinesi’ olarak kullanmalarının, yani gelecekte hangi olayların gerçekleşeceğine ilişkin anlayışını geliştirmenin hukuki sonuçları araştırılmaktadır. Yönetim kararlarının çoğu, genellikle istatistiklere dayanan bu tür tahminleri içerir. İstatistikçiyi tamamlayan veya onun yerini alan yapay zekâ, verilerdeki kalıpları sağlar, bilinen veya varsayılan karşılıklı ilişkileri güçlendirir veya yeni, öngörülmeyen korelasyonlara işaret eder.

Makalede yönetim kurulunun karar almasına odaklanılmaktadır çünkü şirketler hukuku, yönetim kurulu üyelerinin karar alma konusunda nasıl hareket edebileceği ve etmesi gerektiği konusunda açık beklentiler ortaya koymaktadır. Şirketler hukuku genel olarak şirket yönetim kurullarının tarafsız, dikkatli ve bilgili kararlar alacağına güvenmektedir. Yöneticilerin birçok kararı devretmesi teşvik edilir. Çoğu yasal düzen, yönetimsel sezginin ve içgüdünün (bu konuda) bir rol oynayabileceğini kabul eder. Aynı zamanda şirketler hukuku, yönetim kurulu üyelerinin aldıkları kararlara sahip çıkmalarını gerektirmektedir. Yetki vermeleri halinde, yapılandırma ve denetleme görevi yönetim kuruluna kalır. Şirketi yönetmek, yönetim kurulu üyelerinin yetkiden feragat ederek dış kaynak kullanabilecekleri bir görev değildir.

Mezkûr makalede, şirketler hukukunun yönetim kurulu üyelerinin karar almasına ilişkin iki temel beklentisi araştırılmaktadır. Makale yazarınca şirketler hukukunun yönetim kurulu üyelerinin kararlarına tamamen sahip çıkmasını beklediği düşünülmektedir. Mülkiyetin diğer bir yüzü olarak şirketler hukuku, yönetim kurulu üyelerine, yargısal ikinci tahminlere karşı bağışık, ticari kararlar verme konusunda güven verir. Bu ince ayarlı kurallar, insan işbirliğinin arka planına karşı geliştirilmiştir. İnsan davranışına yönelik teşvikleri, iletişim potansiyelini, kişilerarası güven oluşturma şansını veya alternatif olarak şüphecilik ve eleştirel sorgulama ihtiyacını varsayarlar. Yapay zekâ ise bunun aksine, meslektaşları arasında eleştirel bir tartışma için fikir sunmaz veya yönetim kurulu üyeleriyle etkileşime geçmez. Bunun yerine veriye dayalı istatistiksel bir tahmin üretir. Peki, bu, sahip olma beklentisiyle nasıl örtüşür? Yapay zekâ, bir teknik destek aracı, steroid (kortizon) yüklü bir cep hesap makinesi gibi bir şey midir? Alternatif olarak yapay zekâya kurumsal bir yetkili gibi mi, hatta dışarıdan bir uzman gibi mi davranılmalıdır?

Yönetim kurullarının kendi kararlarına sahip olması beklentisi, yönetim kurulunun kendi yerine yapay zekâ kararı almasına yer bırakmaz. Aynı zamanda şirketler hukukunun, yönetim kurulunun karar alma sürecinde destek istemesine karşı bir tarafı da yoktur. Yapay zekânın standart bir araca dönüşmesiyle yönetim kurulları bunu kararlarını desteklemek için kullanacak, hissedarlar bunu bekleyecek ve bunu yapmamak, yönetim kurulunu sorumluluk altına sokacaktır. Aynı zamanda yönetim kurulu kararları bugünden farklı görünecek ve hissedilecektir. Kararı hazırlayan yapay zekâ ile kararı veren yönetim kurulu arasındaki net ayrım çoğu zaman yapay görünecektir. Bir karar yapay zekânın tavsiyesine ne kadar yakından uyarsa, yönetim kurulunun rolü yapay zekânın önerdiği şeyi uygulamaya o kadar indirgenmiş görünebilir. Söz konusu makalede, özellikle kara kutulu bir yapay zekâyla uğraşılıyorsa, karar almayı yalnızca destekleyen ve tamamen devralan bir yapay zekâ arasındaki çizginin nasıl çizileceğine dair yeni ortaya çıkan bir tartışma ele alınmakta ve bir yönetim kurulunun, kararlarına yapay zekâyı bu kadar kapsamlı bir şekilde entegre ettiğini ve yönetim kurulunun yetkisinden feragat ettiğini görmenin pek mümkün olmadığı ifade edilmektedir. Bunun yerine, şirketler hukukunun, karar alma mekanizmalarını güçlendirmek için desteğe güvenen yönetim kurulu üyelerinden asgari olarak ne beklediğini anlamaya yönelik yeni çabaların sarf edilmesi gerektiği önerilmektedir.

Yönetim kurulu kararlarının çoğu, çok çeşitli varsayımlara ve tahminlere dayanmaktadır. Bunların çoğu bilinen bilinmeyenlerdir: Sürücüsüz araba korkunç kazalara neden olacak mı? Bana borçlu olanların yüzde kaçı kredilerini yerine getirecek? Bu senaryolarda, yönetim kurulunun kararı şu anlama gelir: Bilinmeyen bir durumla çalışmanın riskini anlamak, onu değerlendirmek ve bilinçli ve makul bir karara varmak. Yapay zekânın yaptığı tahmin, açıklanabilir veya kara kutu, bilinen bir bilinmeyen olabilir. Şirketler hukuku, yönetim kurulunun kararlarına sahip çıkmasını beklerken, aynı zamanda bilinen, bilinmeyen bir durumu ele alma ve gerekçeli bir iş kararına varma konusunda da yönetim kuruluna güvenir.

Ancak yönetim kurullarına tam yetki verilmemektedir. Hem olağan hem de ticari kararlar için, yönetim kurullarının aldıkları bilgileri değerlendirmeleri ve tekrar kontrol etmeleri gerekmektedir. Daha yakından incelendiğinde, şirketler hukuku iki boyutta ilerlemektedir: karar türü (ticari nitelikte kararlar ile diğerleri) ve destek aracı türü (teknik yardım, şirkete entegre edilmiş insanlar, dışarıdan atanan uzmanlar). Makalede, örnek olarak, uzman görüşlerine dayanarak yönetim kurulu üyeleri için Delaware Genel Şirket Yasası/Tüzüğü (Delaware General Corporation Law) § 141 (e) ve Alman hukukunun ‘güvenilirlik kontrolü’ (plausibility check) kullanılmıştır.

Bu arka plana karşı, makalede dört kareli kontrol matrisi şeklinde bir görselleştirme sağlanmıştır. Dikey eksen, kararın konusuna (sorumluluk) göre yönetim kurulunun takdir yetkisinin düzeyini temsil eder. Yönetim kurulları, bir kararın ticari karar olarak nitelendirilen unsurları konusunda geniş takdir yetkisine sahiptir. Bir kararın yasal uyum, risk yönetimi ve benzeri, iş ile ilgili olmayan muhakeme konuları ile ilgili kısımlarına çok az takdir yetkisi tanınır. Yatay eksen ise bilgi desteğinin (sahiplik) yoğunluğuna bakar. Yönetim kurulları, cep hesap makinelerinden yüksek güçlü bilgisayar ağlarına kadar çeşitli teknik destek araçlarını kullanmakta özgürdür. İnsan yardımcıları daha fazla incelemeye maruz kalmıştır. Bu, şirketin yöneticilerinin, komitelerinin veya çalışanlarının girdileri için geçerlidir. Dışarıdaki uzmanların daha fazla incelemesi endişe vericidir.

Bu matrisin altında yatan hukuki mantık, kendi kararlarına sahip olan yönetim kurulları ile onları ‘kötü kararlardan’ sorumlu tutmadan hukuka güvenen yönetim kurulları arasındaki gerilimi yansıtıyor. Yönetim kurulu kararlarının nadiren tek bir kategoriye girdiği, bunun yerine farklı unsurları birleştirdiği göz önüne alındığında, bunu görselleştirmek faydalıdır. Bazıları da piyasa bilgisini, deneyimi ve sezgiyi içeren yeni bir iş stratejisine karar vermek ile ilgilidir. Bütün bunlar, daha az hukuki denetimi gerektiren bir kararın özellikleridir. Ancak kararın diğer kısımları, belirli bir piyasanın veya yalnızca uzmanların sunabileceği yeni bir ürünün profesyonel değerlendirmesine bağlı olabilir. Yeni bir ürün düzenleyici onayı gerektirdiğinden, yasal konular yeni stratejinin başarısı açısından belirleyici olabilir. Mezkûr matris, bir yönetim kurulu kararının çeşitli alt bölümleri ile birlikte çekeceği hukuki denetimin derecesini anlamamıza olanak tanır. Bu, ne herhangi bir yapay zekâyı tamamen teknik bir destek aracı olarak kapsamlı bir şekilde tanımlamanın ne de şirket içinde veya dışında bir yapay zekâyı mutlaka bir insan uzmana benzetmenin ne kadar gerekli olduğunu göstermektedir. Bunun yerine, iğneyi, düşükten yüksek sahipliğe doğru değişen yatay eksen boyunca ve düşük veya yüksek takdir yetkisi sergileyerek dikey eksen boyunca hareket ettirmemize olanak tanır.

1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu [merhume Anası (1947-10 Temmuz 2023) Erzurum/Aşkale; merhum Babası ise Ardahan/Çıldır yöresindendir]. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte);
Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte) başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003), Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004) ile Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II, Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021), Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021), Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021), Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022), Ticari Mevzuat Notları (2022), Bilimsel Araştırmalar (2022), Hukuki İncelemeler (2023), Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024) başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 2 bini aşkın Telif Makale ve Yazı ile Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak vazgeçilmez ilkesidir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.