
I-DESTEK SÜRESİ
Destek süresi, desteğin ölümü ile yardımından yoksun kalanların, eğer ölmeseydi onun bu yardımlarının devam edeceği süredir. Bu süre, destek zararı hesabının önemli unsurlarından biridir. Destekten yoksunluk zararı isteyen kişinin, destek yani yardım alabileceği süre tespit edilmeden tazminat hesabı yapılamaz. Destek ve destek alanların kimler olduğu daha önceki bir yazımızda anlatılmıştı.[1] Bu kere, konunun daha iyi anlaşılabilmesi için kısaca açıklanmasında yarar görüyoruz. Destek, kendisinin yardımına ihtiyacı olanlara sağlığında para, hizmet ya da ayni olarak sürekli yardımda bulunan kişidir. Desek alan ise, onun bu yardımlarından yararlanan kişilerdir. Destek ile destek alan arasında mirasçılık veya akrabalık gibi ilişkiler aranmaz.
II-HAK SAHİBİ VE DESTEK ALAN AYIRIMI
Bu iki kavram karıştırılmamalıdır. Hak sahiplerinin kimler olduğu 5510 S.lı Kanun’un 3’ncü maddesinde sayılmıştır. Bunlar; eş, çocuklar, anne ve babadır. Doğal olarak hak sahipleri de destek alanlar arasındadır. Ancak hak sahibi olmayanlar desteğin ölümünde, sigorta yardımlarından yararlanamazlar. Örneğin, işçinin iş kazası sonucu ölümünde, eş ve çocuklarına ve koşulları varsa ana ve babasına cenaze yardımı, aylık bağlanması gibi yardımlar yapıldığı halde, hak sahibi olmayan destek alanlara bu yardımlar yapılmaz. Bu konuda nikahsız eşin durumunu örnek gösterebiliriz. Bu eş de destek alanlar arasında sayılır. Fakat, nikahsız yaşadığı eşinin iş kazası sonucu ölümünde, kendisine hiçbir sigorta yardımı yapılmaz.
III-DESTEK SÜRELERİNİN BELİRLENMESİNDE KULLANILAN TABLOLAR
Yukarıda belirttiğimiz gibi, destek süresi destek zararı hesaplanmasının en önemli unsurlarından biridir. Destek alanın destek süresi belirlenmeden destek zararı hesaplanamaz. Ülkemizde 2010 yılına kadar geri kalan ömür süresinin belirlenmesinde Fransa’dan alınan 1931 tarihli PMF (Population Masculine et Feminine) yaşam tablosu kullanılmakta idi. Bu tarihten itibaren, SGK rücu davalarının inceleme makamı olan Y10 HD önce rücu tazminatlarının hesaplanmasında TRH 2010 Tablosunun kullanılmasını öngörmeye başlamıştır. Bu tablo, Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesinin ortak çalışmalarıyla hazırlanmıştır. Y 10 HD iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi tazminat davalarında da TRH 2010 tablosunun uygulanmasını öngörmektedir.[2] Bu gün için bu tablonun kullanılması konusunda Yargıtay Daireleri arasında uygulama birliği oluştuğunu söyleyebiliriz.
IV-PMF ve TRH 2010 TABLOLARININ KARŞILAŞTIRILMASI
Son yıllarda tıp bilimindeki gelişmeler, bir zamanlar tedavi olanağı olmayan bir çok hastalığı tamamen ortadan kaldırmış, sık sık salgın halinde görülen ve binlerce insanın ölümüne neden olan hastalıklar görülmez olmuş, ayrıca insanlarda sağlıklı yaşam ve beslenme bilinci gelişmiş, dolayısıyla ömür süresi de uzamıştır. Çok değil, bugünden 30 yıl kadar önce 60 yaşına gelen kişiler yaşlı olarak nitelendirilirken, bugün orta yaşlı sayılmaktadırlar. Bu nedenlerle günümüz gerçeklerinin çok uzağında olan PMF Tablosu yerine yeni bir tablo yapılması olumlu bir gelişmedir. TRH 2010 Tablosu Ülkemiz gerçeklerini daha iyi yansıtmaktadır. Ayrıca PMF Tablosunda kadın-erkek ayırımı olmadığı halde, bu tabloda kadın-erkek ayırımı yapılarak bu konuda da gerçekçi davranılmıştır. Aşağıdaki örneğe bakıldığında bu anlatılanlar daha iyi anlaşılacaktır:
Geri Kalan Ömür Süresi
TRH 2010 Tablosuna
PMF Tablosuna göre
Yaş göre…………… Erkek…. Kadın….
30 37 yıl 6 ay 3 gün 44.45 yıl 49.00 yıl
31 36 yıl 8 ay 16 gün 43.50 yıl 48.00 yıl
40 29 yıl 8 ay 26 gün 34.93 yıl 39.23 yıl
41 28 yıl 8 ay 26 gün 33.99 yıl 38.26 yıl
45 25 yıl 7 ay 24 gün 30.27 yıl 34.43 yıl
50 21 yıl 10 ay 21 gün 25.79 yıl 29.74 yıl
Görüldüğü gibi, 30 yaşındaki kadın ya da erkeğin PMF tablosuna göre, geri kalan ömür süresi 37 yıl 6 ay 3 gündür. TRH 2010 tablosuna göre, erkeğin geri kalan ömrü 44.45 yıl ve kadının ise 49.00 yıldır. TRH 2010 tablosuna göre erkeğin ömrü yaklaşık 7 yıl ve kadının ömrü ise 12,5 yıl uzamıştır.
V-DESTEK SÜRELERİ
1-Eş Destek Süresi
Yukarıda da belirtildiği gibi, destek süresi, destekten kaynaklanan yardımların devam edeceği süredir. Daha doğrusu, destek alanın desteğin ölümünden önceki sosyal ve ekonomik durumunun, desteğin ölümünden sonra da aynen devam etmesinin sağlandığı süredir. Uygulamada destek zararı hesabında destek süresi, önce fiili çalışma devresi ve emekli (pasif) devre olarak ikiye ayrılmakta, fiili çalışma devresi de, gelir artışlarının bilindiği tarihe kadar geçmiş devre ve rapor tarihinden sonra emekli devresine kadar da gelecek devre olarak ikiye ayrılmaktadır. Şimdi, iş kazasında 40 yaşında ölen erkek işçinin, yine 40 yaşında olan eşinin destek süresini bu açıklamalar ışığında inceleyelim: TRH 2010 Tablosuna baktığımızda ölen işçinin geri kalan ömür süresi 35 yıl (34.93) yıl olup 75 yaşına kadar yaşayacaktı. Sağ kalan eşin ömür süresi ise 39 (39.23) yıl olup 79 yaşına kadar yaşayacaktı. Bu demektir ki, destek alan eş destekten 4 yıl sonra ölecektir. Şimdi de destek alan eşin ömür süresi olan 39 yıl içinde, eğer eşi ölmeseydi alacağı yardımları görelim:
-Destek ölüm tarihinde 40 yaşında olduğundan 60 yaşına kadar 20 yıllık fiili çalışma süresinde elde ettiği gelirden,
-60 ile 75 yaş arasındaki 15 yıllık emekli devresinde ödenen emekli aylıklarından,
-Ayrıca destek alan eş 4 yıl fazla yaşayacağından (79 yaşına kadar), bu süre için kendisine bağlanacak olan ölüm aylığından,
yararlanacaktı.
Eşe 4 yıllık süre için bağlanan ölüm aylığı da, destekten kaynaklanan bir yardım olduğu ve eşinin ölümü ile bu yardımdan da yoksun kaldığı halde, Yargıtay uygulamasında sağ kalan eşin kalan ömür süresi daha uzun olsa bile, destek süresi, ölen eşinin yaşam süresi kadar olduğu kabul edilmektedir.[3] Yani desteğin ölümü ile sağ kalan eş destekten çıkmaktadır. Böyle olunca da, 4 yıllık ölüm aylığı alınan dönem zarar hesabı dışında kalmaktadır. Bu durumda da, destek alanın sosyal ve ekonomik durumunun desteğin ölümünden sonra da aynen devam etmesi sağlanamamaktadır. Halbuki SGK tarafından eşe bağlanan aylık gelir kendi ömür süresi sonuna kadar devam etmekte ve tazminattan düşülecek ilk peşin sermaye değeri de buna göre hesaplanmaktadır. Aksi olsaydı, yani desteğin ölümü ile destekten çıktığı kabul edilseydi, SGK aylığı desteğin ölüm tarihinde kesilip ilk peşin sermaye değeri de bu tarihe göre hesaplanırdı.
Yargıtay’ın bu uygulaması nikahsız eş için geçerli kabul edilebilir. Zira nikahsız eş hak sahibi olmadığından zaten kendisine SGK tarafından herhangi bir yardım yapılmamakta ve desteğin ölümü ile destekten kaynaklanan bir yardım almamaktadır.
Buna göre, sağ kalan eşin destek süresinin, desteğin değil, eğer kendi ömür süresi daha uzun ise destek alanın ömür süresi olarak kabul edilmesi adalete ve hakkaniyete daha uygun olacaktır.
2-Erkek Çocukların Destek Süresi
Çocukların destek süresi, gelir getirici bir işe girecekleri tarihe kadardır. Bu nedenle bunların destek süreleri tablo kullanılarak belirlenmez. Yargıtay uygulamasında, genel olarak erkek çocukların 18 yaşını, orta öğretime devam ediyorsa 20 yaşını ve yüksek öğretime devam ediyorsa 25 yaşını doldurdukları tarihte destekten çıkacakları kabul edilmektedir.[4] Örneğin; desteğin ölüm tarihinde 15 yaşında ve orta öğretim öğrencisi olan çocuğun destek zararı 20 yaşına kadar yani 5 yıl için hesaplanacaktır. Desteğin ölüm tarihinde 21 yaşında ve yüksek öğretim öğrencisi ise 25 yaşına kadar yani 4 yıl için zarar hesabı yapılacaktır. Ancak, hesaplama yapılırken, çocuğun yüksek öğretim öğrencisi olarak kaçıncı sınıfta olduğu da dikkate alınmalıdır. Diyelim ki, destek 2021 tarihinde ölmüş, çocuk bu tarihte 19 yaşında ve 4 yıllık bir fakültenin 1’nci sınıfında iken, dava 2024 tarihine kadar devam ettiğinde 23 yaşında ve 4’ncü sınıfa gelmişse, o yıl fakülteyi bitireceğinden zarar hesabının da bu yaşa göre yapılması gerekir. Hatta, hesaplama sırasında 23 yaşında ve yüksek öğretimi bitirdiği belli ise zarar hesabı yine bu yaşa göre yapılacaktır. Çünkü, gerçek durum bellidir ve “gerçek belli iken varsayımlara değer verilemez”.
3-Kız Çocukların Destek Süresi
Sosyal güvenlik uygulamasında kız çocuklar için erkek çocuklara göre daha koruyucu hükümler getirilmiştir. 5510 sayılı Kanun’un hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanmasını düzenleyen 34’ncü maddesinde kız çocuklara gelir bağlanması için yaş koşulu aranmamaktadır. Bu uygulama kız çocukların destek sürelerinin belirlenmesinde de dikkate alınmaktadır. Kız çocukların destek süresinin belirlenmesinde de tablo kullanılmayacaktır. SGK uygulamasında kız çocukların evlenmekle ya da gelir getiren bir işte çalışmakla gelirden çıkacakları kabul edildiğinden, Yargıtay da, kız çocukların destek sürelerinin buna göre ve ayrıca aile bağlarına, sosyal ve ekonomik duruma, ülke ve yöre koşullarına göre evlenme yaşı değişken olduğundan bu konuda TÜİK tarafından bölgelere göre yayınlanan istatistiklerden yararlanılmasını öngörmektedir.[5] Yargıtay daha önceki bir kararında da:
Kız çocuklarının evlenme yaşlarının, aile bağlarına, sosyal ve ekonomik durumuna, ülke şartlarına ve yörenin töresel koşullarına göre değişiklik arz ettiği gözetildiğinde, Türkiye İstatistik Kurumunca bölgelere göre düzenlenen evlenme yaşı istatistiklerinden yararlanılarak belirlenmesi, tazminat hesap ilkelerine daha uygun olacaktır.[6]
hükmünü vermiştir.
Örneğin, TÜİK verilerine göre 2023 yılında ilk evlenme yaşında Türkiye ortalaması erkeklerde %28.3, kadınlarda %25.7 dir.[7] İllere göre bakıldığında da ilk evlenme yaşının yükseldiği görülmektedir.
Ayrıca erkek çocuklar için dikkate alınan öğrencilik durumu kız çocuklar için de uygulanacak ve destek süresi buna göre belirlenecektir.
Bunların dışında, kız çocukların yaşları ne olursa olsun, eğer evli değillerse ve gelir getiren bir işte çalışmıyorlarsa uygun bir destek süresi kabul edilecektir. Örneğin, bu durumdaki kız çocuğu 35 yaşında da olsa, 4 ya da 5 yıl gibi bir evlenme süresi yani destek süresi kabul edilmelidir. Bu süre, ailenin sosyal ve ekonomik durumu ve çevre koşullarına göre tayin edilmelidir.
4-Malul Çocukların Destek Süresi
5510 sayılı Kanun madde 34/b-2 de: “Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az %60 oranında yitirip malul olduğu anlaşılan “ çocuklara aylık gelir bağlanacağı kabul edilmiştir.
Madde metninden anlaşıldığı gibi, malul çocuklara aylık gelir bağlanması için yaş koşulu aranmamaktadır. Yaşları ne olursa olsun ya da kız veya erkek olsun, Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az %60 oranında yitirip malul olduğu anlaşılan çocukların destek süresi, daha önce eş için anlatılan nedenlerden dolayı, kendi ömür sonlarına kadardır. Zira, bu durumda olan çocuklara bağlanacak aylık gelir için yaş koşulu aranmamakta ve SGK tarafından destek süresinin yani “ihtiyaç süresi”nin ömür sonuna kadar devam edeceği kabul edilerek, bağlanan gelir malullük durumu devam ettiği sürece ömür sonuna kadar ödenmektedir. Bu durumda olan çocukların destek süreleri TRH 2010 Ortalama Ömür Tablosundan belirlenecektir.
5-Doğmamış Çocukların Destek Süresi
Eğer çocuk kaza tarihinden sonra doğmuşsa, destek süresi başlangıcı kaza tarihi değil, sağ olarak doğduğu tarihtir. Ancak, çocuğun kaza tarihinde ana rahmine düşmüş olması gerekmektedir. Diyelim ki, işçi 01.06.2022 tarihindeki kazada ölmüş olsun. Çocuk 01.10.2022 tarihinde doğmuşsa destek zararı hesabı bu tarihten itibaren yapılacaktır. Yargıtay da aşağıdaki kararında bu konuyu açıklamıştır:
Babanın ölüm gününde davacının kişiliği henüz gerçekleşmemiş, cenin halindedir. Sağ ve tam doğum koşulu ile Medeni haklardan yararlanacağı, desteğin yitirilmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteyebileceği benimsendiğine göre bu hakkı kullanma zamanının başlangıcının sağ ve tam doğumun gerçekleştiği günü kabul etmek gerekir. [8]
Aşağıdaki Yargıtay kararında, çocuğun kaza tarihinden sonra ana rahmine düştüğü gerekçesiyle anne tarafından velayeten açılan tazminat davasının reddi gerektiğine hükmedilmiştir:
Somut olayda, küçük Oğuzhan iş kazası tarihinden sonra ana rahmine düştüğünden hak ehliyetine sahip değildir. Bu nedenle, annesi tarafından velayeten açılan davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulü usul ve yasaya aykırıdır.[9]
Bu çocukların destek süresi de, yukarıda kız ve erkek çocuklar için anlatıların aynısıdır.
6-Evlilik Dışı Doğan Çocukların Destek Süresi
Destek zararı istenmesi için mirasçılık veya akrabalık ilişkisi aranmayacağı bilinmektedir. Bu bakımdan evlilik dışı doğan çocuklarda destek alan kavramı içindedir. Kız veya erkek oluşlarına göre yukarıda anlatılanlar bu çocuklar için de geçerlidir.
7-Evlatlık Alınanların Destek Süresi
Evlat edinme TMK’nun 305-313’üncü maddelerinde düzenlenmiştir. M.282 de; evlatlık ile evlat edinenler arasında soy bağı kurulduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle, biraz önce kız ve erkek çocuklar için anlatılanlar evlatlık alınan çocuklar için de geçerlidir.
8-Diğer Destek Alanların Destek Süresi
Desteğin ölümü ile, hak sahipleri dışında kalan destek alanların destekten kaynaklanan yardımları sona ermektedir. Bu bakımdan bunların destek süreleri desteğin geri kalan ömür süresi kadardır. Örneğin, henüz orta öğretim çağında olan bir öğrenciye sürekli olarak yardım eden destek öldüğü takdirde, zarar hesabı desteğin ölüm tarihine kadar yapılacaktır. Diyelim ki ölüm tarihinde 80 yaşında olan desteğin TRH 2010 tablosuna göre geri kalan ömrü 6 (5.99) yıldır. Destekte bulunduğu çocuğun, üniversite öğrenimini bitirmesine 8 yıl kaldığı kabul edildiğinde, desteğin ölümü ile ondan alınan destek sona ereceğinden zarar hesabı 6 yıl için yapılacaktır. Çünkü, ölüm tarihinden sonra destekten kaynaklanan herhangi bir yardım alamayacaktır.
VI-SONUÇ
Buraya kadar anlatıldığı gibi, geri kalan ömür süresinin belirlenmesinde kullanılan TRH 2010 Tablosu daha güncel olup Ülkemiz koşullarına da daha uygundur . Ancak, Yargıtay tarafından fiili çalışma süresi PMF döneminde olduğu gibi yine 60 yaş sonuna kadar kabul edilmektedir. Üstelik Y 10 HD çalışma gücü kaybının %60’ın altında olduğu durumlarda, işçinin çalışıp emekli olabileceği gerekçesiyle emekli devresi zararının tazminat dışı bırakılması görüşünde olduğundan,[10] bu durumda olan kazaya uğrayanın fiili çalışma süresi her iki tabloya göre de aynı süre olmaktadır. Örneğin, kaza tarihinde 40 yaşında olan işçinin fiili çalışma süresi her iki tabloya göre de 60 yaşına kadar yani 20 yıldır. Oysa, artık insan ömrünün uzadığı hemen tüm dünyada bilinen bir gerçek olup, yeni bir tablo ihtiyacı da bu nedenden doğmuştur. Bu nedenle artık fiili çalışma yaşının 65 yaş sonu olarak kabul edilmesi yaşam gerçeklerine daha uygun olacaktır. Zaten 5510 sayılı Kanun ile emeklilik yaşı, kademeli de olsa 65 yaş sonu olarak kabul edilmiştir.
Ayrıca, öğretim olanaklarının ve üniversite sayısının artması, çocukların içinde bulundukları koşullar da dikkate alınarak, artık kız çocuk erkek çocuk ayırımı yapılmaksızın yüksek öğrenim yapabilecekleri kabul edilerek destek süreleri de buna göre daha uzun bir süre olarak belirlenmelidir.
[1] – Haksız Fiil ve İş Kazası Sonucu Ölümlerde Destek Paylarının Tespiti, LGAL BLOG, yayına giriş tarihi 08.11.2024.
[2] – Y 10 HD, 23.02.2021 t, E:2020/9717-K:2021/2003, Legal İSGHD, Sayı 70, s.874. Y 10 HD, 16.11.2021 t, E:2020/9484-K:2021/14294, Legal İSGHD, Sayı 73, s.424.
[3] – Y 10 HD,19.01.2017 t, E:2015/9208-K:2017/245, Legal İSGHD, Sayı 55, s.1507.
[4] – Bkz. Dip not 3.
[5] – Bkz. Dip not 3.
[6] – Y 10 HD, 30.01.2014 t, E:2013/6664-K:2014/1762, Özel arşiv.
[7] – www.tüik.gov.tr, ET:18.11.2024.
[8] – Y 4 HD, 23.10.1984 t, E:6447-K:7849, Turgut Uygur, Borçlar Kanunu, Cilt 1, s.606.
[9] – Y 21 HD, 20.03.2005 t, E:2004/10405-K:2005/2205, İstanbul Barosu Dergisi, sayı 2005/6, s.2361
[10] – Bkz. Dip not 3.
Bursa’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimlerimi Bursa’da tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum. Serbest avukat olarak İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik alanında çalışmaktayım. Bu konulardaki makalelerim dışında, “Açıklamalı İçtihatlı 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu” ve Prof. Dr. H. Yunus Taş ile birlikte yazdığımız “İş Mahkemelerinin Görevi ve Yargılama Usulü” isimli kitaplarım yayınlanmıştır.
