

Giriş
Dava öncesi mektup [letter before action], bir şirket, ortaklık veya birey olsun, başka birine karşı yasal bir iddiayı ortaya koyan bir mektup için kullanılan genel bir terimdir.
Hukukçular/Avukatlar bu konuda farklı terimler kullanırlar -dava mektubu, dava öncesi mektup [letter of claim, pre-action letter]- ancak bu kavramların hepsi bu ilk hukuki mektubu ifade eder. Söz konusu uyuşmazlıkla ilgili ilk yazışma olmayabilir, ancak dava öncesi mektup genellikle hukuki sürecin başlangıç noktasıdır.
Bu yazıda, dava öncesi mektubun ne olduğu ve neden önemli olduğu; ayrıca, İngiltere ve Galler’de uyuşmazlıkların dava edilmesi ile ilgili bazı yasal kurallara uymak için dava öncesi mektubun neleri içermesi gerektiği ele alınmaktadır.
- Dava öncesi mektup nedir?
Dava öncesi mektup, (a) başkasına karşı ileri sürülen iddianın dayanağını ve (b) bu iddiayı çözmek için gerekenleri [yani çareyi (remedy)] ve (c) ideal olarak, davalının uymaması durumunda davacının/davalının [claimant/defendant] mahkemeye gitmeden önce uyması gereken usul yükümlülüklerini ortaya koyan bir yazışma parçasıdır.
Dava öncesi mektubun aslında bir mektup olması gerekmez; bir elektronik posta (e-posta) veya başka bir yazılı yazışma da yeterli olabilir. Ancak, ister avukatlar tarafından ister başka bir şekilde hazırlanmış olsun, resmi bir mektup genellikle başlamak için en iyi yerdir.
Bunun nedeni, davacının mahkemeye başvurması halinde, ilgili Dava Öncesi Protokol’e [aşağıya bakın (Pre-Action Protocol)] uyum veya belirli gerçeklerin davalının dikkatine ilk kez sunulduğu tarih gibi belirli hususların kanıtı olarak yazışmalara başvurması gerekebilmesidir. Bu bilgilerin tek bir belgede olması, mahkemenin bir dizi e-posta veya kısa mesaj yerine anlayıp üzerinde çalışmasını kolaylaştıracaktır.
- Eylemden önce gelen mektup ne zaman kullanılır?
Dava öncesi mektup, hemen hemen her hukuki anlaşmazlıkta kullanılır. Örneğin:
- Ödenmemiş faturalar veya kiralar [unpaid invoices or rent] için;
- Sözleşmenin ihlali [breach of contract] durumunda;
- Malvarlığı/Mülk hasarı [property damage] olması halinde;
- Mal veya hizmet anlaşmazlıklarında [goods or services disputes];
- Kişisel yaralanma davalarında [personal injury claims],
- Kamu kurumlarına karşı ileri sürülen iddialarda [claims against public bodies].
Dava öncesi mektubun içeriği, genellikle davanın bağlamı ve türü marifetiyle, ilgili Dava Öncesi Protokol ve olgusal kanıtlar ve/veya geçerli yasaya uygun olarak belirlenir.
- Dava açmadan önce her zaman bir mektuba mı ihtiyaç vardır?
Geniş anlamda, dava açmadan önce bir mektup göndermek neredeyse her zaman uygun olacaktır. Ancak davadan önce bir mektup göndermenin gerekli olmayacağı durumlar da olacaktır.
Bunun en iyi örneği, iddianın dayanağını ortaya koymak veya davalıya mahkemeye gitmesi gerektiğini bildirmek için yeterli zamanın olmadığı acil durumlardır [urgent situations]. Ayrıca, olası bir davalıya aleyhine dava açıldığını “haber vermemenin yani ihtar etmemenin” [not tip off], delilleri veya davalının kaynaklarını korumak ve parayı davacının kolayca erişemeyeceği bir yere taşımasını engellemek için gerekli olduğu durumlar da olabilir. Aşağıda ayrıntılı olarak açıklandığı gibi, mahkeme, dava açmadan önce bir mektup yazma zorunluluğunun ortadan kaldırılmasını bekler; mahkeme kurallarını ve formalitelerini kötüye kullanan davacılar yaptırımlarla karşılaşabilir.
Sanığın kimliğinin bilinmediği [“bilinmeyen kişiler” (persons unknown)] hukuki durumlar da vardır. Bu gibi durumlarda, asla gönderilmeyecek bir mektup hazırlanması beklenmez!
Son olarak, bir uyuşmazlıkla ilgili olabilecek ve ilgili yasal işlemlere tabi olabilecek üçüncü taraflar da olabilir [örneğin, üçüncü tarafların başka bir davayla ilgili belgelere sahip olması halinde (where third parties hold documents relevant to another claim)]. Yine, söz konusu üçüncü tarafa işlemden önce bir mektup gönderme zorunluluğu olmayacak, ancak ilgili başvurunun bildirilmesi gerekecektir (eğer bildirim yapılacaksa).
- Davadan önce neden mektup yazılır?
İngiltere ve Galler’deki mahkeme yargılamalarını düzenleyen Hukuk Usulü Kuralları[1] [Civil Procedure Rules], yargılama başlamadan önce geçerli olan kuralları da içerir. Yargılama öncesi kuralların çoğu, Hukuk Usulü Kuralları Uygulama Talimatlarında [Practice Directions to the Civil Procedure Rules] “Dava Öncesi Davranış ve Protokoller” [Pre-Action Conduct and Protocols] başlığı altında özetlenmiştir.
Mahkemedeki tüm iddiaları düzenleyen tek bir genel protokol vardır. Bu genel protokol şunu belirtmektedir: []Mahkeme, yargılamaya başlamadan önce tarafların aşağıdaki amaçlar için yeterli bilgi alışverişinde bulunmasını bekleyecektir:
- Birbirinin pozisyonunu anlamak [understand each other’s position];
- Nasıl ilerlenebileceğine dair kararlar almak [make decisions about how to proceed];
- Meseleleri yargılama yapmadan çözmeye çalışmak [try to settle the issues without proceedings];
- Anlaşmaya varmaya yardımcı olmak için Alternatif Uyuşmazlık Çözümü biçimini göz önünde bulundurmak [consider a form of Alternative Dispute Resolution to assist with settlement];
- Bu işlemlerin etkin bir şekilde yönetilmesini desteklemek [support the efficient management of those proceedings] ve
- Anlaşmazlığın çözüm maliyetlerini azaltmak [reduce the costs of resolving the dispute].
Genel protokol, ‘tarafların [yukarıdaki] hedeflere uymak için yazışma ve bilgi alışverişinde bulunmaları gerektiğini’ açıkça belirtmektedir. İlk yazışma genellikle davadan önceki mektuptur.
Herhangi bir taraf uymadığı takdirde (bu hem davacılar hem de davalılar için geçerlidir), aşağıdaki gibi yaptırımlarla karşı karşıya kalınabilir:
- Bir tarafın kendi pozisyonunu anlaması için yeterli bilgi sağlamamak [not providing sufficient information for a party to understand its position];
- Genel protokolde veya herhangi bir özel protokolde belirtilen belirli bir zaman sınırı içinde hareket etmemek [not acting within a specific time limit set out in the overarching protocol or any specific protocol],
- Alternatif uyuşmazlık çözümüne katılmayı makul olmayan bir şekilde reddetmek [unreasonably refusing to engage with alternative dispute resolution].
Kısacası, dava açmadan önce uygun şekilde hazırlanmış bir dilekçe, davacının kendisine uygulanan Hukuk Usulü Kuralları Dava Öncesi Protokol’e uyduğunu göstermesine yardımcı olacaktır. Davacı mahkemeye gereksiz yere aceleyle giderse veya mantıksız davranırsa, yaptırımlarla karşılaşabilir.
Bu yaptırımlar şunlardır:
- Harcama sonuçları [örneğin, aksi takdirde ödemeyeceği harcamaları ödemek zorunda kalmak veya bir rakipten daha az bir miktar geri almak (costs consequences-e.g. having to pay costs when it otherwise wouldn’t have or recovering a lesser amount from an opponent)];
- Başarılı tarafa verilen tutar üzerinden hesaplanan faizden mahrum olmak [deprivation of interest on the amount awarded to a successful party],
- Aksi takdirde ödenecek olandan daha fazla faiz ödemek zorunda kalmak [having to pay more interest than otherwise would have been paid].
Mahkemenin, uyumsuzluk durumlarında da usule ilişkin yetkileri mevcuttur. Örneğin, mahkeme, bir taraf Dava Öncesi Protokol’ün bir kısmına uyana kadar yargılamanın durdurulmasına karar verebilir.
Genel protokolün yanı sıra, ek prosedürel yükümlülükler getirecek ilave özel protokoller de mevcuttur. Belirli Eylem Öncesi Protokoller şunlardır:
- Kişisel yaralanma [personal injury];
- Klinik uyuşmazlıkların çözümü [resolution of clinical disputes];
- İnşaat ve mühendislik [construction and engineering];
- İftira/Hakaret [defamation];
- Mesleki ihmal [professional negligence];
- Yargısal inceleme [judicial review];
- Hastalık ve illet [disease and illness];
- Konut onarımı [housing disrepair];
- Sosyal ev sahiplerinin mülkiyet iddiaları [possession claims by social landlords];
- İpotek gecikmelerine dair haciz talepleri [possession claims for mortgage arrears];
- Ticari mülkün harap olması [dilapidation of commercial property];
- Yol trafik kazasında düşük değerli kişisel yaralanma davaları [low value personal injury road traffic accident claims];
- İşverenlere açılan düşük değerli kişisel yaralanma davaları ile kamu sorumluluk davaları [low value personal injury employers’ and public liability claims],
- Karayolu trafik kazalarında küçük tazminat limitinin altındaki kişisel yaralanma tazminat talepleri [personal injury claims below the small claims limit in road traffic accidents].
Bu özel Dava Öncesi Protokoller, koşulları bakımından farklılık gösterir. Örneğin, mesleki ihmal Dava Öncesi Protokolü [professional negligence pre-action protocol], davalının dava açılmadan önce bir mektuba yanıt vermesi için belirli bir süre tanır.
Ancak kişisel yaralanma Dava Öncesi Protokol, mesleki ihmal Ön Dava Protokolü’ndeki koşullardan daha kısa olan bölünmüş zaman sınırlarına sahiptir.
- Dava öncesi mektubun içeriği
Kapsamlı Dava Öncesi Protokol, davadan önce yazılacak mektupta neler belirtilmesi gerektiğini açıklamaktadır: ‘Talebin dayandığı temel, olguların özeti, davacının davalıdan ne istediği ve eğer para istiyorsa, tutarın nasıl hesaplandığı’.
Kapsamlı Dava Öncesi Protokol, belgelerin ifşasına da değinir. İlgili olması durumunda (örneğin, bir davalının belirli bir belgeye erişimi olmadığı için), dava öncesi yazıda belge ek olarak sunulmalıdır. Alternatif olarak, dava öncesi yazıda davalıdan belgeler de talep edilebilir.
Yine, bu açık yükümlülükler, söz konusu Dava Öncesi Protokol’e bağlı olarak değişiklik gösterecektir. Kişisel yaralanma davalarında, davalıya sağlanması gereken belirli bir bilgi tablosu vardır. İftira/Hakaret Dava Öncesi Protokolü’nde [defamation pre-action protocol] ise, şikâyete konu olmak için ilgili mevzuata ve örf ve adet hukuku ilkelerine atıfta bulunulması gerekecektir.
Dava öncesi standart bir mektupta ayrıca şunlar yer almalıdır:
- Herhangi bir bilirkişi kanıtının gerekip gerekmediği [whether any expert evidence would be required];
- Herhangi bir alternatif uyuşmazlık çözümü ve/veya uzlaşma önerisi [veya alternatif uyuşmazlık çözümünün uygulanabilir olmamasının nedeni (proposals for any alternative dispute resolution and/or settlement)],
- Yanıt için zaman çizelgesi [timeline for a response]: Kapsamlı Ön Dava Protokolü uyarınca, asgari süre 14 (on dört) gündür, ancak iddia karmaşıksa davalıya daha fazla süre verilebilir.
- Tuzaklar [pitfalls]
İlgili Dava Öncesi Protokol’e uyulmaması, dava öncesi mektupla ilgili temel sorundur. Dava öncesi belirsiz bir mektup yazmak veya diğer yükümlülükleri göz ardı etmek yaptırımlara yol açabilir.
Ancak özellikle hukuki sürecin başlatılmasının stresi altında sıklıkla unutulabilen başka tuzaklar da vardır:
- Tehditler [threats]: Mantıksız veya profesyonel olmayan bir dil, Dava Öncesi Protokol’e aykırı olabilir. Avukat kullanılıyorsa, avukatların haksız tehditlerde bulunması yasaktır.
- Sahte iddialar [false claims]: Bir davadan önce bir mektupta bilerek yanlış bir beyanda bulunmak, dava mahkemeye hiç ulaşmasa bile mahkemeye saygısızlıktır.
- Taktikler [tactics]: Davadan önce haksız bir avantaj elde etmek için bir mektup kullanmak (örneğin, önemli bir maliyet olmadan incelemenin imkânsız olduğu kadar çok belge ekleyerek) kapsamlı Dava Öncesi Protokol kapsamında yasaktır.
- Süre sınırları [time limits]: Hukuk Usulü Kuralları kapsamında günler “boş gün” [clear days] olarak sayılır; bu, dönemin başladığı günün sayılmadığı anlamına gelir ve dönem bir olayla tanımlanıyorsa, o olay da sayılmaz. Süre 5 gün veya daha kısaysa, hafta sonları, resmi tatiller, Noel Günü ve Kutsal Cuma sayılmaz.
- Zamanaşımı süreleri [limitation periods]: Dava açmadan önce bir mektup göndermenin, dava açmak için yasal süre sınırları üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Dava açmadan önce bir mektup çok geç gönderilirse, yasal süre sınırlarına uyulduğundan emin olmak için mahkemeye dava açmak, ilgili Dava Öncesi Protokol’ün ihlal edilmesi anlamına da gelebilir.
Sonuç
Dava öncesi düzgün bir şekilde hazırlanmış bir mektup, zihinleri odaklamanın ve mahkeme dışı bir anlaşmayı teşvik etmenin iyi bir yoludur. İngiltere ve Galler’deki davaların çoğu mahkemeye gitmediğinden, dava öncesi mektup genellikle davacının davalıyı anlaşmaya ikna etmesi için en iyi fırsattır.
[1] < https://emlaw.co.uk/civil-procedure-rules-navigating-the-rules-of-litigation/ >.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
