

Özellikle kripto varlık piyasalarında Amerikan liderliği için belirleyici bir an olduğuna inandığım bu dönemde, hepinizle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Birkaç düşüncemi paylaşmadan önce, böylesine yerinde bir sohbeti düzenlediği için Amerika Baş Politika Enstitüsü’ne [America First Policy Institute] teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca, uyum ekibimi memnun etmek adına, bugün burada dile getirdiğim görüşlerin bana ait olduğunu ve SEC’nin[1] veya diğer SEC üyelerinin görüşlerini yansıtmadığını belirtmeliyim.
Bugün, SEC üyesi Hester Peirce ve benim “Kripto Projesi” [Project Crypto] olarak adlandırdığımız, SEC’nin Başkan Trump’ın Amerika’yı “dünyanın kripto başkenti” yapma yolundaki tarihi çabalarına yardımcı olma yolundaki pusulası olacak olan projeyi tartışmak istiyorum. Ancak kripto piyasasının üstünlüğüne ilişkin planımızı tartışmadan önce, finans piyasalarımızın tarihindeki, şu anda içinde bulunduğumuz döneme benzerlik gösteren bazı dönüm noktalarını tekrar ele almak için birkaç dakikanızı ayırmama izin verin; böylece şekillendirdiğimiz gelecek, devraldığımız mirasa layık olsun.
Sermaye Piyasalarının Evrimi: Ağaç Yapraklarından Blok Zincirine [Evolution of Capital Markets: From Buttonwood[2] to Blockchain]
Yenilik rüzgârları, sermaye piyasalarımızda her zaman, çoğu zaman şiddetli bir şekilde esmiştir. 1792 yılında, New York Borsası’nın öncüsü olan borsayı kurmak üzere iki düzine borsacının toplandığı bir ağacın yapraklarını hışırdattılar. Bir parşömen parçasına el yazısıyla yazılmış yüz kelimeden az olan bu mütevazı anlaşma, nesiller boyu sermaye akışını yönetecek zarif bir tasarımın başlangıcını oluşturdu.
O zamandan bu yana geçen yüzyıllarda, piyasalarımız hiç durmadı. Zamanlarının fikir ve teknolojileriyle uyum içinde genişlediler, evrimleştiler ve kendilerini yeniden keşfettiler. Piyasalar, onlara katılan insanlar sayesinde dinamiktir. Piyasalar, başkalarının satın almaya değer verdiği en yenilikçi çözümleri geliştirenleri ödüllendirerek, insan yaratıcılığını toplumun en zorlu sorunlarına yönlendirir. Bunlar, Adam Smith’in görünmez elinin, kendi çıkarlarını gözetirken bile, ortak çıkar uğruna hareket edenleri yücelttiği mekanizmadır.
SEC’nin rolü, insan yaratıcılığının ve becerisinin topluma fayda sağlamasına olanak tanıyan piyasaları korumaktır. SEC, tarihi boyunca hem inovasyonu desteklemiş hem de ne yazık ki zaman zaman engellemiştir. Neyse ki, ilerlemenin bir şekilde galip gelme yolu vardır ve düzenleyici duruşumuz inovasyonu korkuyla değil, düşüncelilikle karşılayacak şekilde ayarlandığında, Amerika’nın liderlik konumu daha da güçlenmiştir.
1960’larda -benim zamanımdan önce, söylemekten mutluluk duyuyorum- Wall Street bir boğa piyasasının içindeydi. Ancak perde arkasında, piyasa mekanizmamız ayak uydurmak için çabalıyordu. Takas ve ödeme işlemlerinin çoğu maliyetli ve zahmetli bir süreci içeriyordu. Yükselen kâğıt temelli hisse senedi [paper stock certificates] destelerinin, Wall Street’te ve Amerika’nın dört bir yanındaki diğer finans bölgelerinde arabaları aşağı yukarı gezdiren görevliler tarafından fiziksel olarak teslim edilmesi gerekiyordu. Bu, çağdaş menkul kıymet piyasalarının taleplerini karşılamak için mücadele edilen başka bir yüzyıldan bir sahneydi.
Nitekim daha sakin bir dönem için inşa edilmiş olan kâğıt temelli takas/mutabakat ve ödeme sistemleri [paper-based clearance and settlement systems], artan hacimlerin ağırlığı altında çökmeye başlamıştır. Bir firmadaki gecikmeler, diğerinin işini aksatmıştır. Menkul kıymetler kaybolmuş veya çalınmıştır. Hisseler de şişmiş ve sermayesi düşük birçok aracı kurum, iptal edilen işlemlerin yarattığı sarsıntıya yakalanmıştır. Çaresizlik içinde, işlem saatleri azaltılmış ve borsalar sonunda Çarşamba günleri kapanarak firmaların dağlarca beyanını işlemesine olanak tanımıştır.
Eski bir sistem üzerindeki çöküş, dönemin SEC başkanı tarafından “menkul kıymetler sektöründe 40 yıldır yaşanan en uzun ve en ciddi kriz sonunda (…) firmalar iflas etti. Yatırımcı güveni dibe vurdu.” şeklinde tanımlanmıştır. Ve SEC büyük bir başarı gösterek, “Evrak Krizi”ni [Paperwork Crisis] çözmede proaktif davranmıştır. SEC, piyasa katılımcılarının, menkul kıymetlerin nasıl tutulup alınıp satıldığını dönüştürecek olan Saklama ve Takas Kuruluşu’nu geliştirmelerine yardımcı olmuştur. Kâğıt temelli sertifikaların müşteriden aracıya, aracıdan aracıya ve aracıdan müşteriye aktarılması yerine, hisse senetleri üzerindeki mülkiyet artık bilgisayarlı defter kayıtları aracılığıyla aktarılabiliyordu. Sertifikaların kendileri hareketsiz hale getirilmiş, kasalarda güvenli bir şekilde saklanmış ve mülkiyet elektronik olarak taşınmış ve bu da günümüze kadar devam eden modern takas ve ödeme sisteminin temelini atmıştır.
Burada gördüğümüz gibi, kâğıt şerit makinesi de zamanının bir atılımıydı ve Amerikalıların piyasa bilgilerine satır satır, işlem işlem erişme biçiminde devrim yaratmıştır. Ancak atılımlar geçmişte kalmaz.
1990’ların sonlarına doğru, elektronik işlem sistemleri popülerlik kazanarak piyasaların nasıl işlemesi gerektiğine dair eski varsayımları sarsmıştır. Başkan Arthur Levitt de SEC’nin elektronik piyasaların yenilik yapabilmesi için düzenleyici esneklik sağlaması gerektiğine inanıyordu. Bu nedenle, 1999 yılında kabul edilen Alternatif İşlem Sistemleri Yönetmeliği [Regulation Alternative Trading Systems], alternatif işlem sistemlerinin borsalar gibi değil, aracı kurumlar gibi düzenlenmesine olanak sağlamıştır.
İşte bu beni bugüne getiriyor, yani Amerikan hırsını gerektiren bir ana, onu serbest bırakabilecek bir projeye.
Düzenleyici çerçevemizin, yeni ufuklara zarar veren analog bir geçmişe bağlı kalması gerekmiyor. Sonuçta, gelecek tüm hızıyla geliyor ve dünya beklemiyor. Amerika, dijital varlık devrimine ayak uydurmaktan daha fazlasını yapmalıdır. Onu yönlendirmeliyiz.
Geleceği Şekillendirmek: Finansın Altın Çağında Amerika’nın Liderliği
Bu nedenle bugün, SEC’nin liderliğim altında, sermaye piyasalarımız durgun kalırken, yurtdışındaki yeniliklerin gelişmesine seyirci kalmayacağını tüm dünyaya duyurmak istiyorum. Başkan Trump’ın Amerika’yı dünyanın kripto başkenti yapma vizyonunu gerçekleştirmek için, SEC’nin piyasalarımızı zincir dışı [off-chain] bir ortamdan zincir içi bir ortama taşımanın potansiyel faydalarını ve risklerini bütünsel olarak değerlendirmesi gerekiyor.
Piyasalarımızın tarihinde yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Daha önce de belirttiğim gibi, bugün Amerika’nın finans piyasalarının zincir içinde hareket etmesini sağlamak için menkul kıymet kurallarını ve düzenlemelerini modernize etmeyi amaçlayan SEC çapında bir girişim olan “Kripto Projesi”nin başlatıldığını duyuruyorum.
Başkan Trump, sadece birkaç hafta önce, Amerika’nın altın standardı sabit kripto para düzenleyici çerçevesiyle küresel ödemelerde liderliğini sürdürmesini garanti altına alan ABD Sabit Kripto Paralar için Ulusal Yeniliği Yönlendirme ve Oluşturma Yasası’nı [Guiding and Establishing National Innovation for U.S. Stablecoins Act] imzaladı. Bu yasayı imzalarken, Başkan Trump’ın yıl sonuna kadar kripto para piyasası yapısı mevzuatını geçirme yönündeki Kongre çabalarını desteklemesinden memnuniyet duydum. Temsilciler Meclisi’ni böylesine güçlü bir iki partili destek topladığı için takdir ediyorum ve Senato ile birlikte, Temsilciler Meclisi’nin çalışmalarını temel alarak piyasalarımızı düzenleyici olumsuzluklara karşı gelecekte de koruyacak ve Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) dünyanın kripto para başkenti olarak pekiştirecek bir piyasa yapısı mevzuatı oluşturmaları için birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum.
Dün, Başkan’ın Dijital Varlık Piyasaları Çalışma Grubu [Working Group on Digital Asset Markets], ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu ve diğer federal kurumlara, ABD’nin kripto varlık piyasalarındaki hâkimiyetini sürdürmesi için bir çerçeve oluşturmaları yönünde net öneriler içeren Başkanlık Çalışma Grubu [President’s Working Group-PWG] Raporunu yayınlamıştır. Bu rapor, Amerika’yı blok zinciri ve kripto teknolojisinde öncü yapmak için bir taslak niteliğindedir. Başkan geçen hafta “tüm dünyanın Amerikan teknolojisinin omurgasında ilerlemesini” istediğini söylemişti. Bu işin tamamlanmasına yardımcı olmaya hazırım.
İşte bu nedenle, Kripto Projesi’ni başlatıyor ve SEC’nin politika birimlerine, SEC üyesi Peirce liderliğindeki Kripto Görev Gücü [Crypto Task Force] ile birlikte çalışarak, Başkanlık Çalışma Grubu’nun önerilerini hayata geçirmek için hızla teklifler geliştirmeleri talimatını veriyorum. Kripto Projesi, Amerika Birleşik Devletleri’nin iş kurmak, en son teknolojileri geliştirmek ve sermaye piyasalarına katılmak için dünyanın en iyi yeri olmaya devam etmesini sağlamaya yardımcı olacaktır. Ülkemizden kaçan, özellikle de önceki yönetimin düzenleme-uygulama seferi ve “Geçiş Noktası 2.0 Operasyonu” [Operation Chokepoint 2.0] nedeniyle sekteye uğrayan kripto işletmelerini geri getireceğiz. İster mevcut ister yeni bir katılımcı olsun, SEC yenilik yapmaya aç tüm piyasa katılımcılarını memnuniyetle karşılamaktadır.
Başkanlık Çalışma Grubu Raporu’ndaki öneriler doğrultusunda, SEC çalışanlarına kripto varlık tahsisleri, saklama ve alım satımı için açık ve basit yol kuralları taslağı hazırlamaları talimatını verdim. Komisyon çalışanları bu düzenlemeleri kesinleştirmek için çalışırken, Komisyon ve çalışanları önümüzdeki aylarda, eski kural ve düzenlemelerin Amerika’da inovasyon ve girişimciliği engellememesini sağlamak için yorumlayıcı, muafiyet sağlayıcı ve diğer yetkileri kullanmayı değerlendirecektir. SEC’nin eski kural ve düzenlemelerinin çoğu, 21. yüzyılda -zincir içi piyasalar bir yana- mantıklı değildir. SEC, düzenleyici hendeklerin hem yeni girenlerden hem de mevcut şirketlerden kaynaklanan ilerlemeyi ve rekabeti, Ana Cadde’nin aleyhine olacak şekilde engellememesi için kural kitabını yenilemelidir.
Kripto Paraların Yurt Dışına Taşınması [Onshoring Crypto]: SEC’de Yeni Bir Gün
Artık Kripto Projesi, SEC genelinde geniş bir yelpazede girişimi kapsayacaktır. Öncelikle, kripto varlık ihraçlarını Amerika’ya geri getirmek için çalışacağız. Karmaşık offshore şirket yapıları, merkeziyetsizlik tiyatrosu ve menkul kıymet durumu konusundaki kafa karışıklığı günleri geride kalmıştır. Başkan Trump, Amerika’nın Altın Çağı’nda olduğunu söylemiştir ve yeni gündemimizle kripto varlık ekonomimiz de öyle olacaktır.
Başkanlık Çalışma Grubu Raporu doğrultusunda, benim için temel önceliklerden biri, Amerika’da kripto varlıkların tahsisi için mümkün olan en kısa sürede bir düzenleyici çerçeve teşkil etmek olacaktır. Sermaye oluşumu, SEC’nin misyonunun merkezinde yer alıyor; ancak SEC, piyasanın tercih taleplerini uzun süre görmezden gelmiş ve kripto temelli sermaye birikimini caydırmıştır. Sonuç olarak, kripto piyasaları kripto varlıkları sunmaktan uzaklaşmış ve yatırımcıları bu teknolojiyi üretken ekonomik girişimlere katkıda bulunmak için kullanma fırsatından mahrum bırakmıştır. SEC’nin kafasını kuma gömme tavrı ve önce vur, sonra soru sor yaklaşımı artık geçmişte kalmıştır.
SEC’nin geçmişte söylediklerine rağmen, çoğu kripto varlık menkul kıymet değildir. Ancak “Howey testi”nin uygulanması konusundaki kafa karışıklığı, bazı yenilikçilerin tüm kripto varlıkları bu şekilde değerlendirmelerine yol açmıştır. Amerikalı girişimciler, çok çeşitli eski sistem ve araçları modernize etmek için blok zinciri teknolojisinden yararlanmaktadır. Bu girişimcilerden biri de, Senato’ya seçilmeden önce araç ruhsatlarını blok zincirine aktaran bir şirket kuran, başarılı bir iş adamı ve yeni senatör olan Ohio Senatörü Bernie Moreno’dur. Moreno, ruhsat transferinde verimliliğe ihtiyaç olduğunu görmüş ve yeni teknolojiyle pratik bir çözüm geliştirmiştir. Bu girişimcilerin, menkul kıymet yasalarının kendi işletmelerine uygulanıp uygulanmayacağını belirlemek için net kurallara ihtiyaçları vardır ve bunu hak ediyorlar.
SEC personeline, piyasa katılımcılarının bir kripto varlığın menkul kıymet mi yoksa bir yatırım sözleşmesine mi tabi olduğunu belirlemek için kullanabilecekleri net yönergeler geliştirmek üzere çalışma talimatı verdim. Amacımız, piyasa katılımcılarının kripto varlıklarını dijital koleksiyon ürünleri, dijital emtialar veya sabit kripto paralar [digital collectibles, digital commodities, or stablecoins] gibi kategorilere ayırmalarına ve bir işlemin ekonomik gerçeklerini değerlendirmelerine yardımcı olmaktır. Bu yaklaşım, piyasa katılımcılarının, ihraççının herhangi bir vadesi geçmiş vaadi veya taahhüdünün kripto varlığın bir yatırım sözleşmesine tabi olmasına neden olup olmadığını net yönergelere dayanarak belirlemelerine olanak tanır.
Ayrıca, bir menkul kıymet olarak kabul edilmek, apaçık bir işaret olmamalıdır. Kripto varlık menkul kıymetleri için, bu ürünlerin Amerikan piyasalarında gelişmesine olanak tanıyan bir düzenleyici çerçeveye ihtiyacımız vardır. Birçok ihraççı, menkul kıymet yasalarının sağladığı ürün tasarımındaki esnekliği tercih edecek ve yatırımcılar, ihraç, oy hakkı ve menkul kıymetlere özgü diğer özelliklerden yararlanma fırsatından yararlanacaktır. Projeler, arzu ettikleri eylem planı bu değilse, merkezi olmayan özerk kuruluşlar ve offshore fonlar kurmaya veya çok erken merkeziyetsizleşmeye zorlanmamalıdır. Alım satımda kripto varlık menkul kıymetleri için yeni kullanım alanları görmek için heyecanlıyım; örneğin, token’laştırılmış hisse senetleriyle blok zinciri ağı konsensüsüne katılma yeteneği gibi.
Bu nedenle, menkul kıymet yasalarına tabi olan kripto varlık işlemleri için, personelimden “ilk kripto para halka arzları”, “bedava dağıtımlar” ve ağ ödülleri [initial coin offerings, airdrops, and network rewards] de dâhil olmak üzere amaca uygun kamuyu aydınlatma, muafiyetler ve güvenli limanlar önermelerini istedim. Bu tür işlemlerle ilgili olarak amacımız, ihraççıların yasal karmaşıklık ve davalardan kaçınmak için artık Amerikalıları ihraçlarından hariç tutmamaları, bunun yerine yasal kesinlikten ve uygun bir düzenleyici ortamdan yararlanmak için Amerikalıları dâhil etmeyi seçmeleri olmalıdır. Bu yola sadık kalırsak, inovasyonda Kambriyen bir patlama yaşanabileceği görüşündeyim.
Ayrıca, birçok firma ortak hisse senetlerini, tahvillerini, ortaklık paylarını ve diğer menkul kıymetlerini “token’laştırmaya” veya üçüncü tarafların menkul kıymetlerini token’laştırmaya çalışmaktadır. Bu yeniliklerin çoğu, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki düzenleyici zorluklar nedeniyle bugün yurtdışında gerçekleşmektedir. Ayrıca, düzenleyici politika ekibimizden, Wall Street’teki tanınmış isimlerden Silikon Vadisi’ndeki “unicorn” teknoloji şirketlerine kadar birçok firmanın token’laştırma talepleriyle kapımızda sıraya girdiğini duyuyorum. SEC personelinden, Amerika Birleşik Devletleri içinde token’laştırılmış menkul kıymet arz etmek isteyen firmalarla birlikte çalışmalarını ve Amerikalıların geride kalmamasını sağlamak için uygun durumlarda kolaylık sağlamalarını istedim.
Özgürlüğün Artırılması: Saklama Kuruluşları ve İşlem Yerleri Arasında Seçim
İkinci olarak, Başkan’ın hedeflerine ulaşmak için, piyasa katılımcılarının kripto varlıklarını nerede saklayacakları ve alım satımını yapacakları konusunda azami seçeneğe sahip olmalarını sağlamak SEC’nin sorumluluğundadır. Daha önce de söylediğim gibi, kişinin özel varlığını kendi kendine saklama hakkı temel bir Amerikan değeridir. Kişisel kripto varlıklarını saklamak ve bağlamak gibi zincir içi faaliyetlere katılmak için kendi kendine saklama dijital cüzdanı kullanma hakkına [right to use a self-custodial digital wallet to maintain personal crypto assets and participate in on-chain activities like staking] yürekten inanıyorum. Ancak bazı yatırımcılar, varlıkları kendi adlarına saklamaları için aracı kurumlar ve yatırım danışmanları gibi SEC’ye kayıtlı kuruluşlara güvenmeye devam edecek ve bu firmalar bunu yaptıklarında ek düzenleyici yükümlülüklere tabi olacaklardır. Başkanlığımın önceliklerinden biri, Başkanlık Çalışma Grubu Raporu’nun SEC’nin kayıtlı aracı kuruluşlar için saklama koşullarını modernize etme tavsiyesini yerine getirmek olacaktır.
Önceki Yönetimin “özel amaçlı aracı kurum” [special-purpose broker-dealer] çerçevesi ve “Geçiş Noktası 2.0 Operasyonu”, günümüz piyasasında saklama hizmeti sağlayıcı seçeneklerinin kıtlığına yol açmıştır. Mevcut saklama kuralları, kripto varlıklar göz önünde bulundurulmadan oluşturulmuştur. Personele, kuralların kendisinde yapılan değişikliklere ek olarak, olası muafiyetler veya diğer kolaylıklar da dâhil olmak üzere, kripto varlıkların saklanmasını kolaylaştırmak için mevcut rejimi en iyi şekilde nasıl uyarlayacaklarını değerlendirmeleri talimatını verdim.
Başkanlık Çalışma Grubu Raporu’nda önerildiği gibi, piyasa katılımcılarının “mümkün olan en verimli lisanslama yapısı altında birden fazla iş kolunda faaliyet göstermelerine izin verilmelidir.” Piyasa katılımcılarını, sırf düzenleme uğruna Procrustesvari bir düzenleme sistemine uymaya zorlamamalıyız. Yatırımcıları yeterince koruduğu sürece, onlara işletmeleri için en verimli düzenleyici çerçeveyi seçme özgürlüğü verilmesinden yanayım.
Süper Uygulamaların Kolaylaştırılması: Ürün Arzlarının Yatay Entegrasyonu [Facilitating Super-Apps: Horizontal Integration of Product Offerings]
Üçüncü olarak, başkanlığımın temel önceliklerinden biri piyasa katılımcılarının “süper uygulamalar” ile yenilik yapmalarını sağlamaktır. Bana sık sık “Süper uygulama derken neyi kastediyorsunuz?” diye soruluyor. Basit ve açık: Menkul kıymet aracı kurumları, tek bir lisansla tek bir çatı altında geniş bir ürün ve hizmet yelpazesi sunabilmelidir. Alternatif bir alım satım sistemine sahip bir aracı kurum, elliden fazla eyalet lisansı veya birden fazla federal lisans gerektirmeden, kripto varlık menkul kıymetleri, geleneksel menkul kıymetler ve kripto varlık bağlama ve borç verme gibi diğer hizmetlerin yanı sıra menkul kıymet olmayan kripto varlıkların alım satımını da sunabilmelidir. Federal menkul kıymet yasalarında, SEC’ye kayıtlı alım satım (işlem) yerlerinin platformlarında menkul kıymet olmayan varlıkları kote etmeyi yasaklayan hiçbir şey yoktur. SEC personeline bu “süper uygulama” vizyonunu gerçeğe dönüştürmek için nihayetinde daha fazla rehberlik ve teklif geliştirmeleri talimatını verdim. Belki buna “Süper Uygulama Düzenlemesi” adını verirler.
SEC, Başkanlık Çalışma Grubu Raporu ile uyumlu olarak, diğer düzenleyici otoritelerle birlikte, SEC’ye kayıtlı kuruluşlar için en verimli lisanslama yapısını oluşturmaya çalışmalıdır. Gereksiz yere birden fazla düzenleyici kuruma veya düzenleyici rejime tabi tutulmamalıdırlar. Bu model, aracı kurum ve takas kurumu kaydı gibi birçok tekrarlayan düzenleyici çerçeveden genel olarak muaf tutulan bankalar için iyi sonuç vermiştir. Düzenleyici otoriteler, yatırımcıları korurken girişimcilerin ve işletmelerin gelişmesine olanak sağlamak için gereken asgari düzeyde etkili düzenleme sağlamalıdır. Onları, yurtdışına açılmaya veya Amerikan şirketlerini uluslararası alanda daha az rekabetçi hale getirmeye yol açabilecek ebeveyn esaslı düzenlemelerle aşırı yüklememeliyiz. Düzenleyici otoritelerimiz, tüm Amerikalıların yararına mekân ve ürün rekabetinin güçlerini serbest bırakmalıdır. İş modellerini yapay olarak kısıtlamamalı ve düzenleyici yükümlülükleri daha iyi karşılayabilen en büyük firmaları kayıran Amerikan işletmelerine tekrarlayan düzenleyici maliyetler yüklememeliyiz.
Başkanlık Çalışma Grubu Raporu’ndaki öneriler doğrultusunda, SEC personeline, menkul kıymet olmayan kripto varlıkların ve kripto varlık menkul kıymetlerinin SEC tarafından düzenlenen platformlarda yan yana işlem görmesine olanak sağlayacak bir çerçeve geliştirmeleri talimatını verdim. Ayrıca, personelden, yatırım sözleşmesine tabi olan menkul kıymet olmayan kripto varlıkların SEC’ye kayıtlı olmayan işlem platformlarında işlem görmesine izin verme yetkisinin kullanımını değerlendirmelerini de istedim. Böyle bir çözümün peşinden koşmaya hevesliyim çünkü bu, yalnızca SEC’ye kayıtlı olmayan devlet lisanslı kripto varlık platformlarının belirli kripto varlıkları kote etmesini sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu [Commodity Futures Trading Commission] tarafından düzenlenen platformların bu ürünleri marj olanaklarıyla sunmalarının önünü açacak ve Kongre’nin Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’na ek yetki vermesine gerek kalmadan bile bu varlıklar için daha fazla likidite sağlayacaktır.
ABD Piyasalarının Serbest Bırakılması: Büyük ve Güzel Zincir İçi Yazılım Sistemleri [Unleashing U.S. Markets: Big Beautiful On-Chain Software Systems]
Dördüncü olarak, SEC personeline, menkul kıymet piyasalarımızdaki zincir içi yazılım sistemlerinin [on-chain software systems] potansiyelini ortaya çıkarmak için eski kurum kurallarını ve düzenlemelerini güncellemelerini talimat verdim. Zincir içi yazılımlar birçok farklı şekil ve boyutta mevcuttur; bu sistemlerden bazıları gerçekten merkezi olmayan yapıdadır ve herhangi bir aracı tarafından işletilmez. Diğer zincir içi yazılım sistemlerinin bir operatörü vardır. Her iki tür zincir içi yazılımın da finans piyasalarımızda bir yeri olmalıdır. Herhangi bir kripto varlık düzenleyici piyasa yapısının, yazılım geliştiricilerinin herhangi bir merkezi aracı tarafından işletilmesini gerektirmeyen zincir içi yazılım sistemlerini serbest bırakmaları için bir yol oluşturması esastır. Merkezi olmayan finans yazılım sistemleri -otomatik piyasa yapıcılar gibi- otomatik, aracısız finans piyasası faaliyetlerini kolaylaştırır. Federal menkul kıymet yasaları her zaman düzenleme gerektiren aracıların katılımını varsaymıştır, ancak bu, piyasaların onlarsız da işleyebildiği durumlarda aracılığı zorlamak uğruna aracı kurumları devreye sokmamız gerektiği anlamına gelmez.
Yazılım kodunun saf yayıncılarını koruyarak, aracılı ve aracısız faaliyetleri birbirinden ayırmak için makul çizgiler çizerek ve zincir içi yazılım sistemlerini işletmek isteyen aracı kurumlar için rasyonel ve uygulanabilir kurallar oluşturarak, piyasalarımızda her iki modele de yer açacağız. Merkezi olmayan finans ve diğer zincir içi yazılım sistemleri, menkul kıymet piyasalarımızın bir parçası olacak ve tekrarlayan veya gereksiz düzenlemeler tarafından bastırılmayacaktır.
Bu vizyonu gerçeğe dönüştürmek için kurallarımızda bazı değişiklikler yapmayı düşünmemiz gerekecektir. Örneğin, token’laştırılmış menkul kıymetlerin zincir içi alım satımına olanak sağlamak, normal seyrinde ortaya çıkan piyasa bozulmalarını düzeltmek için yapacağımız şeylere ek olarak, Ulusal Pazar Sistemi Yönetmeliği’nde [Regulation National Market System] değişiklikler yapmamızı gerektirebilir. Birçoğunuz, geçen ay SEC üyesi Cynthia Glassman ile birlikte yirmi yıl önce Ulusal Pazar Sistemi Yönetmeliği’nin kabulüne karşı uzun bir muhalefet yazısı yazdığımı hatırlayacaktır. Bu muhalif yazı, piyasa faaliyetlerini bozan ve menkul kıymet piyasalarımızın gelişimini engelleyen yirmi yıllık zorunlu yükümlülüklerin olduğu şu günlerde daha da ikna edici hale gelmiştir. Kongre açıkça “ulusal piyasa sisteminin gelişimine gereksiz düzenlemeler yerine rekabetçi güçlerin rehberlik etmesini” amaçlamıştı. Bu niyetle tekrar uyumlu hale gelmenin ve böylece piyasalarımızda inovasyonu ve rekabeti teşvik etmenin yollarını arayacağım.
Yeniliği Teşvik Etmek: Ticari Uygulanabilirlik Bizim Gerçek Kuzeyimizdir [Fostering Innovation: Commercial Viability is Our True North]
Son olarak, inovasyon ve girişimcilik Amerikan ekonomisinin motorlarıdır. Başkan Trump, Amerika’yı bir “kurucular ülkesi” [nation of builders] olarak tanımlamıştır. Benim liderliğimde SEC, ülkemizdeki kurucuları bürokrasi ve tek tip kurallarla sınırlamak yerine onları teşvik edecektir. SEC, yenilikçi faaliyetleri hızlandırabilecek sektör taleplerini aktif olarak değerlendirirken, kayıtlı ve kayıtlı olmayanların mevcut kural ve düzenlemelerimize tam olarak uymayan yeni iş modelleri ve hizmetlerle hızla piyasaya girmelerine olanak tanıyacak bir inovasyon muafiyeti de değerlendiriyoruz. SEC, piyasa katılımcılarının federal menkul kıymet yasalarının politika hedeflerine ulaşmak için tasarlanmış belirli koşul ve yükümlülüklere uymasını sağlamaya devam edecektir.
İnovasyon muafiyeti vizyonum kapsamında, yenilikçiler ve vizyonerler yeni teknolojiler ve iş modelleriyle piyasaya hemen girebilecek, ancak üretken ekonomik faaliyetleri engelleyen uyumsuz veya külfetli düzenleyici yükümlülüklere uymak zorunda kalmayacaklardır. Bunun yerine, federal menkul kıymet yasalarının temel politika hedeflerine ulaşmak için tasarlanmış belirli ilkelere dayalı koşullara uyabileceklerdir. Bu koşullar, örneğin SEC’ye periyodik bildirimler/raporlar sunma taahhüdü, beyaz liste veya “doğrulanmış havuz” işlevselliğini [a commitment to make periodic reports to the Commission, incorporate whitelisting or “verified pool” functionality] dâhil etme ve ERC3643 [izin alınmış token’ları oluşturmak ve yönetmek için Ethereum tabanlı bir protokol standardı] gibi mevzuata uyum özellikleri içeren bir token standardına uymayan token’laştırılmış menkul kıymetleri kısıtlama gibi koşulları içerebilir. Piyasa katılımcılarını ve SEC personelini, çeşitli modellerin nasıl görünebileceğini değerlendirirken ticari uygulanabilirliğe dikkat etmeye teşvik ediyorum.
Bu öncelikleri ilerlettikçe, ABD’yi dünyanın kripto para başkenti yapmak için Yönetim genelindeki mevkidaşlarımla birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum. Bu, düzenleyici bir değişimden çok daha fazlasını temsil ediyor; nesiller boyu sürecek bir fırsattır.
Bir ağacın yapraklarından bir blok zincirindeki defterlere kadar, inovasyon rüzgârları hâlâ esiyor ve Amerikan liderliğini ileriye taşımaları bizim görevimizdir. Sonuçta, hanımlar ve beyler, hiçbir zaman takip etmekle yetinmedik. Kenardan izlemeyeceğiz. Liderlik edeceğiz. İnşa edeceğiz. Ve finansal inovasyonun bir sonraki bölümünün tam burada, Amerika’da yazılmasını sağlayacağız.
Bugün bana zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Gelecek duyurularımıza ve önerilerimize dikkat etmenizi rica ediyor ve her zaman olduğu gibi, düşünceli yorumlarınızı ve önerilerinizi bekliyorum.
[1] SEC: Securities and Exchange Commission [Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu].
[2] Çevirenin Notu: Su elementi bitkisi olan düğme ağacı (buttonwood), huzuru ve akıcı hareketi simgeleyerek mekânınıza dingin bir hava katar. Kan Qi’si sayesinde düğme ağacı, olumsuz duyguların temizlenmesine ve duygusal refahın artmasına yardımcı olur. Düğme ağacındaki Su elementi, refah/zenginlik akımını simgeler.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
