Politik Değişimler ‘Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’ni Nasıl Zayıflatabilir?

Giriş

Son zamanlarda yayınlanan bir makalede, Avrupa Birliği Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’nin[1] [Corporate Sustainability Due Diligence Directive] Amerikan şirketlerinin davranışlarını nasıl yeniden şekillendirebileceği inceleniyor. Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi, büyük şirketleri değer zincirleri boyunca insan haklarını ve çevreyi nasıl korudukları konusunda yasal olarak sorumlu tutuyor. Direktif, bu nedenle kurumsal sosyal sorumluluğa yaklaşımda gönüllü kılavuzlardan veya raporlama yükümlülüklerinden zorunlu esaslı yükümlülüklere doğru önemli bir değişimi temsil ediyor. Daha da önemlisi, Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi yalnızca Avrupa Birliği şirketleri için değil, aynı zamanda Avrupa pazarında önemli gelirler elde eden Amerikan şirketleri için de geçerlidir. Ancak böyle bir düzenlemenin gerçek dünyadaki etkisini incelerken sorulması gereken temel soru, kâğıt üzerinde ne kadar iddialı olduğu değil, sahada nasıl uygulanacağıdır. Makale yazarlarının başka bir yerde vurguladıkları[2] gibi, Avrupa Birliği Direktifinin Amerikan şirketleri üzerindeki etkisi, şirketler hukukunun gözetim sorumluluğu/görevi [(duty of oversight) genellikle Delaware’in önde gelen emsalinden sonra Caremark görevi[3]olarak adlandırılır] ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) canlı özel dava ortamının bir işlevi olacaktır.

Ancak Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi – Caremark kokteyli çok etkili olabilse de, Atlantik’in her iki yakasındaki politika yapıcılar ve uygulayıcılar şimdiden çeşitli bileşenlerini seyreltmek için çalışıyorlar. Stanford Hukuk İncelemesi dergisinde yayınlanacak olan makalenin güncellenmiş sürümünde, Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’nin Amerikan şirketleri üzerindeki etkisini azaltabilecek üç tür gelişme vurgulanıyor.

  1. Avrupa Birliği İçinden Gelen Baskılar

Avrupa Birliği, Eylül 2024’te ‘sürdürülebilirlik raporlaması ve durum tespiti çerçevesi’ni ‘düzenleyici yükün önemli bir kaynağı’ olarak eleştiren Draghi raporunun ardından, Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’nin bazı yönlerini geri alma yollarını araştırmaya başlamıştır. Bu, Şubat 2025’te, sürdürülebilirlik raporlaması ve durum tespiti kurallarını basitleştirmeyi amaçlayan torba teklif[4] [omnibus proposal] olarak da adlandırılan öneriyle sonuçlanmıştır.

Torba teklif, anılan Direktifin etkisini azaltabilecek üç temel değişiklik içeriyor: Bunlardan birincisi, durum tespiti yükümlülüğünün kapsamını tedarik zincirinin birden fazla katmanı yerine yalnızca şirketlerin doğrudan iş ortaklarına uygulanacak şekilde daraltıyor. İkincisi, bu teklif iklim geçiş planı gereksinimini zayıflatıyor: şirketler hâlâ iklim değişikliğini hafifletmek için planlar geliştirmek zorunda olsa da, artık bunları uygulamak zorunda kalmayacaklar. Son olarak, mezkûr teklif uyumsuzluk için yaptırımları, uyumsuz şirketin net dünya cirosunun yüzde 5’ine ulaşan yaptırımların ‘asgari sınırını’ kaldırma dâhil olmak üzere zayıflatıyor.

Yine de, torba teklif tümüyle kabul edilse bile, bazı ilgili ayrıntılarda oynamalar yapılabilir ancak bu Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’nin temellerini sarsmayacaktır. Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi, Amerikan şirketlerinin faaliyet gösterdiği düzenleyici ortamdan önemli bir sapmayı temsil edecektir. Elbette, Avrupa Birliği’ndeki yasama süreci Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’nin etkisini azaltmayı amaçlayan daha fazla ayarlamaya yol açabilir, ancak bunun Avrupa Birliği kurumlar arası dinamiklerinin bir sonucu olması daha az olasıdır (Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin genellikle daha fazla ve daha az merkezi düzenlemeye doğru zıt yönlere doğru ilerlemelerinde birbirlerini nasıl dengeledikleri göz önüne alındığında) ve Trump’ın ticaret savaşının yan hasarı olması daha olasıdır.

  1. Amerika Birleşik Devletleri’nden Gelen Baskılar

Trump yönetimi Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’nin bölgesel genişlemesine karşı güçlü bir muhalefet dile getirmiştir. ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick Şubat 2025’te, Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’nin Amerikan şirketlerini olumsuz etkilemesi durumunda Avrupa Birliği’ne misilleme yapmak için ‘ticari araçlar’ı kullanmakla tehdit etmiştir[5]. Sonraki ay ise Senatör Hagerty, ABD şirketlerini Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’nden korumayı amaçlayan ve hatta bazı ABD şirketlerinin yabancı sürdürülebilirlik durum tespiti düzenlemelerine uymasını yasaklayan “ABD’yi Koruma Yasası”nı[6] [Protect USA Act] sunmuştur. Ardından da, Nisan 2025’te Trump yönetimi zamanımızın en büyük ticaret savaşını başlatmıştır. Trump yönetimi için son oyunun ne olacağını tahmin etmemiz zordur. Ancak amacının Avrupa Birliği de dâhil olmak üzere diğer ülkeler ve ticaret bloklarıyla anlaşmalar yapmak olması durumunda, Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’nin (veya onun sınır ötesi erişiminin[7]) bazı yönlerinin yeni ticaret düzeninin sunağında feda edilebileceği tahmin edilebilir.

Aslında, Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’nin yürürlüğe girmesi ticaret müzakerelerinde gündeme gelmeyecek olsa dahi, mevcut siyasi iklim, Avrupa düzenleyici otoritelerinin en azından yakın gelecekte söz konusu Direktifi ABD şirketlerine karşı agresif bir şekilde uygulamaktan caydırılacağını öngörmeyi güvenli hale getirmektedir.

  1. Delaware Şirketler Hukukunda Değişiklikler

Bu arada, ABD içinde, Delaware yasama organı, Mart 2025’te, hissedarların denetim hakları da dâhil olmak üzere şirketler hukukunun temel yönlerini elden geçiren 21 sayılı Senato Tasarısı’nı geçirmiştir[8]. Değiştirilen ‘madde 220’ artık hissedarların elde edebileceği belge türlerini, yönetim kurulu tutanakları ve finansal tablolar gibi temel materyallerle etkili bir şekilde sınırlandırmakta ve mahkemelerin nadir durumlarda ilave belgeler talep etme konusunda sınırlı takdir yetkisi bulunmaktadır.

Bu değişiklikler, hissedarların, yöneticilerin bilgi ve niyetlerine dair önemli kanıtlar sağlayan gayri resmi elektronik iletişimlere erişimi kısıtlayarak şirket içeriden kişileri gözetim başarısızlıklarından sorumlu tutma yeteneğini sınırlayabilir. Ancak, Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi ile bağlantılı belirli türdeki iddialar, aşağıdaki iki nedenden ötürü, diğer şirketler hukuku iddialarına göre önden bilgi edinme haklarına [prefiling discovery rights] daha az bağımlı olabilir. Birincisi, gözetim başarısızlığı davalarında, genellikle davalılar, Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi ile ilgili her tartışmanın ayrıntılı belgelerini tutmaya ve üretmeye teşvik edilir. İkincisi, şirketlerin büyük olasılıkla Avrupa düzenleyici otoritelerine önemli bilgiler bildirmeleri gerekecektir ve bu bilgilere daha sonra hissedar davalarında Amerikalı davacılar tarafından erişilebilir.

Potansiyel Etkilerin Modüler Analizi

Güncellenen makalede, bu üç gelişmenin Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi – Caremark dinamiklerini nasıl etkileyebileceğini anlamak için modüler bir analiz sunulmaktadır. En önemli değişkenin, bu Direktifin nihai metni (torba tartışmalarının ardından) değil, Avrupa Birliği düzenleyici otoritelerinin anılan yönergeyi kapsam dâhilindeki Amerikan işletmelerine ne kadar güçlü bir şekilde uygulayacağı olduğu savunulmaktadır.

Sonuç olarak, hem Avrupa Birliği’nin iç dinamiklerinden hem de ABD’den gelen dış baskılardan etkilenen siyasi iklim, Avrupa Birliği düzenleyici otoritelerinin Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi uyumsuzluğu nedeniyle ABD şirketlerini agresif bir şekilde hedef almasını zorlaştırıyor; ancak bu durum siyasi ortamda meydana gelen değişimlerle hızla değişebilir.

Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi – Caremark birleşimi, özellikle de başka bir yargı bölgesinde sağlam uygulama mekanizmalarıyla eşleştirildiğinde, bir yargı bölgesinde oluşturulan düzenlemelerin küresel olarak nasıl etki yaratabileceğine dair büyüleyici bir vaka çalışması sunuyor. Brüksel Etkisinin[9] davalar marifetiyle nasıl şekillendirildiği ve jeo-politikanın şirketler hukukunu nasıl etkilediği ve bundan nasıl etkilendiğine dair daha geniş dersler sunuyor. Bu analizde, önerilen sulandırma değişikliklerine rağmen Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’nin önümüzdeki yıllarda şirket yönetimlerini şekillendiren önemli bir güç olmaya devam edeceği, ancak belki de başlangıçta öngörülen dönüştürücü etkiye sahip olmayacağı öne sürülmektedir.

[1]“Avrupa Birliği Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi” için bkz. <https://commission.europa.eu/business-economy-euro/doing-business-eu/sustainability-due-diligence-responsible-business/corporate-sustainability-due-diligence_en> [derleyen tarafından metne iliştirilmiştir].

[2]<https://corpgov.law.harvard.edu/2025/02/05/how-the-eus-sustainability-due-diligence-directive-could-reshape-corporate-america/> [Bu makalenin Türkçe çevirisi (Yavuz Akbulak) için lütfen bkz. <https://legal.com.tr/blog/genel/avrupa-birliginin-surdurulebilirlik-durum-tespiti-direktifi-kurumsal-amerikayi-nasil-yeniden-sekillendirebilir/>].

[3]“Caremark görevi” konusunda ayrıntılı bilgi için bkz. <https://www.americanbar.org/groups/business_law/resources/business-lawyer/2024-2025-winter/caremarks-fractured-state/> [derleyen tarafından metne iliştirilmiştir].

[4]“Torba teklif” için bkz. <https://finance.ec.europa.eu/publications/commission-simplifies-rules-sustainability-and-eu-investments-delivering-over-eu6-billion_en> [derleyen tarafından metne iliştirilmiştir].

[5]<https://www.bloomberg.com/news/articles/2025-02-11/lutnick-is-exploring-trade-tools-to-target-europe-s-esg-rules> [derleyen tarafından metne iliştirilmiştir].

[6]<https://www.hagerty.senate.gov/press-releases/2025/03/12/hagerty-introduces-legislation-to-protect-u-s-businesses-from-european-regulators-power-grab/#:~:text=WASHINGTON%E2%80%94United%20States%20Senator%20Bill,European%20Union’s%20(EU)%20harmful%20extraterritorial> [derleyen tarafından metne iliştirilmiştir].

[7]<https://www.law.kuleuven.be/ccm/blog/posts/cs3d-part-2>; <https://www.regulatoryandcompliance.com/2024/05/eu-corporate-sustainability-due-diligence-directive-over-the-line-with-extra-territorial-reach/> [derleyen tarafından metne iliştirilmiştir].

[8]<https://legis.delaware.gov/BillDetail/141857> [derleyen tarafından metne iliştirilmiştir].

[9]Derleyenin Notu: Brüksel etkisi, Avrupa Birliği (AB) düzenlemelerinin AB sınırlarının çok ötesine yayılma sürecidir. Brüksel etkisi sayesinde, düzenlenen varlıklar, özellikle şirketler, çeşitli nedenlerle AB dışında bile AB yasalarına uymaya başlar. Bu etki, Avrupa Birliği’nin fiili başkenti olan ve Avrupa Birliği için bir özdeş [metonym] olarak kullanılan Brüksel şehrinden adını alır. Pazar büyüklüğü, pazar önemi, nispeten katı standartlar ve Avrupa Birliği’nin düzenleyici kapasitesinin birleşimi, uluslararası ticaret yapan firmaların AB dışı pazarlarda daha düşük standartları sürdürmenin ekonomik, yasal veya teknik olarak pratik olmadığını görmelerine neden olabilir. Küresel olarak ihracat yapan AB dışı şirketler, Brüksel’de belirlenen standartları tüm işlerinde tek tip olarak benimsemenin faydalı olduğunu görebilir (…). Bu konuda lütfen bkz. <https://en.wikipedia.org/wiki/Brussels_effect>; <https://geopolitique.eu/en/articles/the-european-union-in-a-globalised-world-the-brussels-effect/>; <https://www.brusselseffect.com/>.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.