‘Toplam’ Kurumsal Yönetişim

Giriş

“Toplam Kurumsal Yönetişim” (total governance) başlıklı yeni bir makalede, dijital teknolojilerin ve çevrimiçi iletişimin kurumsal hesap verebilirliği nasıl temelden yeniden şekillendirdiğini açıklayan yenilikçi bir çerçeve sunulmaktadır.

Makalenin temel anlama kapasitesi, sosyal medya, mobil yatırım uygulamaları ve çevrimiçi teknoloji aracılığıyla küresel paydaş koordinasyonunun, bireylerin şirketlerle aynı anda birden fazla rolde etkileşim kurmasını sağlamasıdır. Bir kişi muhtemelen komisyonsuz yatırım uygulamaları vasıtasıyla hissedar olarak hareket edebilir, sosyal medya marifetiyle çalışanlarla koordinasyon sağlayabilir, çevrimiçi tüketici boykotları düzenleyebilir ve dijital platformlar aracılığıyla topluluk aktivizmini harekete geçirebilir. “Toplam kurumsal yönetişimde”, bireyler, oyuncuların sabit rollerde kalmak yerine akıcı bir şekilde pozisyon değiştirdiği “toplam futbol” taktiklerinde (total football tactics) olduğu gibi, çeşitli ve örtüşen roller aracılığıyla kurumsal yönetişimi etkiler.

1. Kurumsal Yönetişimde Dijital Devrim

Birçok teknolojik gelişme, toplam kurumsal yönetişimi günümüzde özellikle önemli hale getirmektedir. Mobil öncelikli, komisyonsuz yatırım platformları, hisse sahipliğine erişimi demokratikleştirerek bireylerin asgari işlem maliyetleriyle çeşitlendirilmiş portföyler oluşturmasını sağlamıştır. Sosyal medya, dünya çapında paydaşlar arasında anında koordinasyon sağlayarak kolektif eyleme yönelik geleneksel engelleri ortadan kaldırmakta; çevrimiçi topluluklar ise, kurumsal davranış hakkında bilgi paylaşımını kolaylaştırırken, dijital araçlar paydaşların benzeri görülmemiş bir ölçekte kolektif eylem düzenlemesini sağlamaktadır.

Son veriler bu teknolojik dönüşümü göstermektedir. Z kuşağı katılımcılarının neredeyse yarısı yatırım bilgilerini öncelikli olarak sosyal medya aracılığıyla toplamaktadır. Çevrimiçi topluluklar hissedar oylamalarını, tüketici boykotlarını ve çalışan eylemlerini koordine eder. Dijital platformlar kurumsal davranışların gerçek zamanlı izlenmesini ve anında paydaş yanıtlarını mümkün kılar. Bu teknolojik altyapı, paydaşların tarihsel olarak etkilerini sınırlayan geleneksel kolektif eylem sorunlarının üstesinden gelmelerini sağlar.

2. Dijital Çağda Geleneksel Kurumlar Yönetişimin Ötesinde

Geleneksel kurumsal yönetişim teorisi, farklı paydaş rollerinin farklı aktör gruplarını temsil ettiğini varsayar. Hissedarların yalnızca hissedarlar olduğu ve tahvil sahipleri, çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler ve komşuların her biri ayrı çıkar grupları olarak kabul edilenlerle çatışan dar finansal çıkarlara sahip olduğu varsayılır. Ancak, bu ayrım hiçbir zaman doğru olmamıştır; birçok kurumsal aktör birden fazla role sahiptir. Örneğin, çoğu hisse senedi, tahvilleri ve rakip şirketlerin hisselerini de içeren portföylerde tutulur. Aynı şekilde, çalışanların emeklilik fonları ve giderek artan şekilde doğrudan yatırımlar yoluyla bu portföylerde önemli çıkarları vardır. Dahası, yatırımcıların da çeşitli örtüşen şekillerde şirket tarafından etkilenen ve ona bağımlı olan tüketiciler, tedarikçiler veya komşular olması muhtemeldir.

Dahası, geleneksel teori, muhtemelen pratik olmadığı için paydaş grupları arasında koordinasyon olasılığını göz ardı eder. Dijital teknolojilerin yükselişi bu varsayımı tamamen altüst eder. Paydaşlar, yalnızca borsa katılımcıları olarak değil, birden fazla rol aracılığıyla birden fazla çıkarları doğrultusunda, çevrimiçi platformlar aracılığıyla anında bilgi paylaşabilir, eylemleri koordine edebilir ve aynı anda birden fazla kanalda baskı uygulayabilir. Özellikle nispeten rekabetçi piyasalarda, bu koordineli eylemler yöneticileri yeterince teorize edilmemiş şekillerde etkileyebilir.

Geleneksel görüşe göre, hissedarlar şirketi esas olarak alım satım yoluyla etkiler. Hissedarlar, yöneticiler için, tavsiye niteliğindeki kararlar için ve şirketin ana sözleşmesinde yapılan değişiklikleri onaylamak (veya reddetmek) için oy verebilmelerine karşın, normal zamanlarda oyları büyük ölçüde önemsizdir. Bunun yerine, hissedarlar şirketi hisse senedi fiyatı aracılığıyla etkiler. Borsa katılımcıları, belirli bir şirketin hissedarı olsun veya olmasın, gelecekteki beklentileri ve mevcut yönetimi hakkındaki algılarına dayanarak hisse senedi fiyatını yukarı veya aşağı yönlendirir. Hisse senedi fiyatındaki artışlar yöneticilere fayda sağlar ve rollerini basitleştirirken, düşüşler düşmanca devralmaları çekebilir. Daha da önemlisi, bu mekanizma hisse senedi yatırımcılarının şirketleri hisse değerini maksimize etmeye zorlamasını sağlar, ancak sahip olabilecekleri diğer tüm değerlerin kurumsal yönetişimden çıkarılmasını sağlar.

Söz konusu makalede, çevrimiçi koordinasyonun tanınmayan çeşitli amaçlara yönelik yeni etki biçimleri yaratabileceği belirtilmektedir. Küçük bir hissedarın oyu tek başına pek bir ağırlık taşımasa da, aynı kişi artık dijital olarak binlerce kişiyle çalışan, tüketici ve toplum aktivisti olarak hareket ederek koordinasyon sağlayabilir. Sosyal medya bu eylemleri güçlendirir ve şirketlerin görmezden gelmesinin giderek zorlaştığı bir baskı yaratır. Bilgileri hızla paylaşma ve yanıtları koordine etme yeteneği, paydaşlara benzeri görülmemiş bir kaldıraç sağlar ve yöneticileri etkilemenin çok yönlü yolları, paydaşların borsa piyasasının kısa vadeli hisse değeri odağından farklı ve hatta onunla çelişen değerleri ifade etmelerine olanak tanır.

3. Çoklu Paydaş Koordinasyonunun Dijital Altyapısı

Toplam kurumsal yönetişim, sağlam dijital altyapı ile desteklendiğinde özellikle etkili olduğunu kanıtlamaktadır. Çevrimiçi platformlar, çalışanların işyeri deneyimlerini küresel olarak paylaşmasını sağlayarak geleneksel bilgi asimetrilerini aşmaktadır. Mobil uygulamalar, tüketicilerin satın alma kalıplarını değiştirmesine ve boykotları anında koordine etmesine olanak tanımaktadır. Sosyal medya kampanyaları, topluluk tepkilerini hızla harekete geçirebilir.

Teknolojinin kurumsal çevre uygulamalarına verilen yanıtları nasıl dönüştürdüğünü düşünelim. Çalışanlar, kamu taahhütleri ile gerçek uygulamalar arasındaki boşlukları ortaya çıkaran güvenli platformlar aracılığıyla dâhili bilgileri paylaşır. Tüketiciler, sosyal medya aracılığıyla boykotları koordine ederek bireysel eylemleri önemli piyasa baskılarına dönüştürür. Topluluk grupları, hızla küresel ilgi gören dijital protestolar düzenler. Yatırımcılar, anında piyasa sinyalleri göndererek yatırımlarını geri çekmek için mobil uygulamaları kullanır. Dijital kanallar aracılığıyla koordine edilen tüm bu eylemler, kurumsal değişim için benzeri görülmemiş bir baskı yaratabilir.

Öte yandan, sosyal medyadaki bilgi kalitesi önemli bir endişe olmaya devam etmektedir zira yanlış bilgi dijital ağlar aracılığıyla hızla yayılabilir. Mezkûr makalede, doğrulanmış bilgi paylaşımı için kurumsal olarak barındırılan dijital forumlar, paydaş eğitimi için çevrimiçi platformlar ve doğrudan paydaş katılımı için dijital mekanizmalar dâhil olmak üzere çeşitli teknoloji tabanlı çözümler önerilmektedir.

4. Yeni Nesillerin Rolü

Toplam kurumsal yönetişimin etkinliği, nesiller arası değişimle artar. Dijital yerliler olarak Y kuşağı ve Z kuşağı, eylemlerini koordine etmek için doğal olarak birden fazla platformdan yararlanır. Araştırmalar, bu nesillerin ekonomik kararlarında çevresel ve sosyal faktörleri dikkate alma olasılıklarının çok daha yüksek olduğunu göstermektedir. Yaklaşık yüzde 17’si çevresel kaygılar nedeniyle iş değiştirdiğini bildirirken, yüzde 80’den fazlası yatırım yaparken ESG (çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim) faktörlerini dikkate almaktadır. En önemlisi, ürünleri boykot etmek, işveren değiştirmek ve değerleriyle uyuşmayan şirketlerden çekilmek konusunda eylemlerini farklı paydaş rolleri arasında koordine etmeye istekli olduklarını göstermektedirler.

Sonuç

Toplam kurumsal yönetişim, kurumsal hesap verebilirlikte teknoloji odaklı bir değişimi temsil eder. Koordineli çok paydaşlı aktivizmi mümkün kılmak için dijital platformların gücünden yararlanır.

Etkileri çok geniş kapsamlıdır. Şirketler, paydaş koordinasyonunun sosyal medya hızında gerçekleştiği bir dünyaya uyum sağlamalıdır. Geleneksel kurumsal iletişim kanalları doğrudan dijital etkileşimle desteklenmekte veya değiştirilmektedir. Farklı paydaş grupları arasındaki sınırlar giderek daha akışkan hale gelmekte ve paydaş ilişkilerine yönelik yeni yaklaşımlar gerektirmektedir.

Dijital yerliler trilyonlarca dolarlık servet miras alıp liderlik pozisyonlarına yükseldikçe, teknolojiyle olan becerileri ve birden fazla paydaş rolünü kullanma istekleri kurumsal davranışı yeniden şekillendirecektir. Bu dijital gerçekliğe uyum sağlayan şirketler -sağlam çevrimiçi etkileşim kanalları oluşturarak ve dijital olarak koordineli paydaş endişelerine otantik bir şekilde yanıt vererek- başarı için daha iyi konumlanmış olacaklardır.

Toplam kurumsal yönetişim çerçevesi, teknolojinin kurumsal hesap verebilirliği nasıl dönüştürdüğünü aydınlatır ve dijital araçların üretken amaçlara hizmet edebileceği yolları önerir. Tam bir çözüm olmasa da, giderek daha fazla bağlantılı hale gelen dünyamızı yansıtan bir kurumsal yönetişim modeline doğru önemli bir adımdır.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.