

Giriş
Geçtiğimiz yirmi yılda bir dizi yargı bölgesinde ‘uluslararası ticaret mahkemeleri’ (international commercial courts) adı verilen mahkemeler kurulmuştur. Bu mahkemeler dünyanın çeşitli bölgelerinde bulunmakta ve uluslararası uyuşmazlıkların çözümüne yönelik mevcut ortamı zenginleştirmeleri nedeniyle büyük ilgi görmektedir. Bu mahkemeler özellikle kendilerini bir yandan olağan mahkemeler önündeki davalara, diğer yandan da uluslararası ticari tahkime alternatif olarak sunmaktadırlar. [2022-2023] Uluslararası Özel Hukuk Yıllığı-45’de yayımlanan ([2022-2023] Yearbook of Private International Law 45) ‘Uluslararası Ticaret Mahkemelerinin Başarısı ve Etkisi: İlk Değerlendirmeler’ (Success and Impact of International Commercial Courts: A First Assessment) başlıklı makalede; (a) yeni kurulan uluslararası mahkemelerin uygulamada ve (b) ilan ettikleri amaçlara ulaşmada ne kadar başarılı olduklarına ilişkin ilk değerlendirmeler (ama geçici olmak üzere) sunulmaktadır. Makale yazarlarının Uluslararası Karşılaştırmalı Hukuk Akademisi’nin (International Academy of Comparative Law-IACL) himayesi altında yürütme ayrıcalığına sahip oldukları ve yakın zamanda yayınlanan karşılaştırmalı bir çalışmaya [(Yip & Rühl (eds), New International Commercial Court: A Comparative Perspective (Intersentia 2024)[1]] dayanarak, uluslararası ticaret mahkemelerinin, uluslararası anlaşmazlıkların çözümünde ‘oyun değiştirici’ olduklarını ikna edici bir şekilde göstermek için daha fazlasını yapmaları gerektiği görülmektedir.
1. Temel Yerleşik Anlam ve Kavramsal Kısmi Gölge [core settled meaning and conceptual penumbra]
Mezkûr analize ‘uluslararası ticaret mahkemeleri’ kavramının tartışılmasıyla ve ilginç bir gözlemle başlanıyor: ‘uluslararası ticaret mahkemesi’ terimi yasal olarak veya başka bir şekilde tanımlanmamıştır. Bununla birlikte, aşağıdaki dokuz mahkemenin açıkça uluslararası ticaret mahkemeleri sayıldığı konusunda geniş bir fikir birliği vardır: Dubai Uluslararası Finans Merkezi Mahkemeleri; Katar Uluslararası Finans Mahkemeleri; Abu Dabi Küresel Pazar Mahkemeleri; Singapur Uluslararası Ticaret Mahkemesi, Çin Uluslararası Ticaret Mahkemeleri; Astana Uluslararası Finans Merkezi Mahkemesi; Hollanda Uluslararası Ticaret Mahkemesi, Paris’teki Fransız uluslararası odası ve çok sayıda Alman uluslararası odası[2]. Makalede, bu mahkemelerin, uluslararası ticaret mahkemelerinin yerleşik temel anlamı olarak tanımlanan şeyi birlikte belirleyen üç temel özelliği paylaştığı ileri sürülmektedir.
Öncelikle bu mahkemeler devlet tarafından kurulmuş yargı organlarıdır. Uluslararası Adalet Divanı veya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (International Court of Justice or International Criminal Court) kurulduğu gibi uluslararası bir kuruluş veya uluslararası topluluk tarafından kurulmamışlardır. İkincisi, uluslararası ticaret mahkemeleri, uluslararası anlaşmazlıkları çözmek için kurulmuş olsalar da, yargı yetkileri sınır ötesi unsur içeren anlaşmazlıklar ile sınırlı olmayabilir. Üçüncüsü de, kurumsal ve usule ilişkin çerçeveleri gereği, modern uluslararası ticaret mahkemeleri, uluslararasılaşmaya yönelik yenilikçi özellikler sergilemekte ve onları kendi yetki alanlarındaki normal yerel mahkemelerden ayırmaktadır.
Bununla birlikte, bir mahkemenin ‘uluslararası ticaret mahkemesi’ olarak kabul edilip edilemeyeceğinin tartışılabilir olduğu kavramsal bir kısmi gölgenin de bulunduğu görülmektedir. Bu kısmi gölge, (en azından) Londra merkezli İngiltere ve Galler Ticaret Mahkemesi ile New York federal ve eyalet mahkemelerinden oluşur. Bu mahkemeler, uluslararası ticari uyuşmazlıkların yabancı taraflara karşı sarih bir açıklıkla çözümü konusunda küresel bir üne sahip yerel ticaret mahkemeleridir. Ancak modern uluslararası ticaret mahkemelerinden farklı olarak iç uyuşmazlıkların çözümünü geliştirmek amacıyla kurulmuştur. Özellikle, uluslararasılaşmaya yönelik daha özel kurumsal veya prosedürel özellikler sergilememektedirler: yalnızca yerel hâkimlerden oluşan kadroya sahiptirler, medeni usul hukukunun olağan kurallarını uygularlar ve usule ilişkin yenilikleri, uluslararasılaşmanın birincil hedef olduğu bir şekilde yaratılmamıştır. Bu nedenle, bu blog yazısı ve yukarıda bahsedilen makale ve çalışma, yukarıda belirtilen üç temel özelliğin tümünü sergileyen modern uluslararası ticaret mahkemelerine odaklanmaktadır. Spesifik olarak, bunların yaratılmasına yönelik itici güç ve motivasyon, kurumsal ve prosedürel tasarımları ve son olarak uygulamadaki başarıları ve etkileri hakkında düşünceler sunulmaktadır.
2. İtici Güç ve Motivasyon [driving forces and motivation]
Uluslararası ticaret mahkemelerinin oluşturulmasına yönelik itici güç ve motivasyondan başlayarak, yukarıda bahsedilen yargı bölgelerinin, kendilerini uluslararası davacılar için cazip bir uyuşmazlık çözümü mekânı haline getirme arzusunda birleştiği görülmektedir. Ancak bu ortak dileğin altında yatan nedenler yargı bölgelerine göre farklılık göstermektedir. Abu Dabi, Dubai, Katar ve Kazakistan’daki uluslararası ticaret mahkemeleri, uluslararası yatırımcıları çekmek amacıyla güvenilir bir uyuşmazlık çözüm mekanizması olarak Özel Ekonomik Serbest Bölgelerde oluşturulmuştur. Hollanda ve Singapur gibi diğer yargı bölgelerinde, uluslararası ticaret mahkemelerinin kurulmasının ardındaki itici güç, ulusal hukuk hizmetleri endüstrisini canlandırmaktı. Öte yandan Fransa ve Almanya daha az iddialı ve yerel veya bölgesel işletmeler için sınır ötesi anlaşmazlıkların çözümünü iyileştirmek amacıyla kendi özel odalarını kurmuşlardır. Çin’in tutkusu doğası gereği daha politiktir: Çin Uluslararası Ticaret Mahkemeleri Kuşak ve Yol Girişimi’ni (Belt and Road Initiative) koruma ve geliştirme yönündeki politik (ve ekonomik) gündemden yanaydı. Dolayısıyla uluslararası ticaret mahkemelerinin kuruluş nedenleri büyük farklılıklar göstermektedir. Anılan makalede farklı nedenlerin mahkemelerin kurumsal ve usul bakımından tasarımı üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğu ileri sürülmektedir. Aslında uluslararası ticaret mahkemesinin kuruluş nedenleri ne kadar iddialıysa tasarımının da o kadar iddialı olduğu gözlemlenmektedir.
3. Kurumsal ve Prosedürel Özellikler [institutional and procedural features]
Başlangıçta da belirtildiği üzere, uluslararası ticaret mahkemelerinin çekirdeği olarak algılanan yapıya giren tüm mahkemeler, bir yandan yenilikçi, diğer yandan uluslararasılaşmaya yönelik olarak tanımlanabilecek özel kurumsal ve usul bakımından özellikler sergilemektedir. Bununla birlikte, yenilikçiliğin ve uluslararasılaşmanın derecesi değişiklik göstermektedir: Avrupa uluslararası ticaret mahkemelerinin (çoğu) daha az iddialı tarafta bulunurken, (çoğu) Asya uluslararası ticaret mahkemeleri ve Körfez bölgesindekiler ise daha iddialı ve ileri tarafta yer almaktadır. Bu noktayı açıklamak için makalede iki örnek kullanılmaktadır.
İlk örnek hâkimlerin atanmasına ilişkindir. Abu Dabi, Dubai, Katar, Kazakistan ve Singapur’daki bazı uluslararası ticaret mahkemeleri, yabancı hâkimlerin yerli hâkimler ile birlikte anlaşmazlıklara bakmasına izin vermektedir. Dolayısıyla tahkim dünyasından iyi bilinen uluslararası bir heyetin faydalarını yakalamaya çalışırlar. Ancak aynı derecede ilginç olan şey, yukarıda adı geçen mahkemelerin, kimseyi yedek kulübesine oturmaya davet etmemesidir. Esasen, ezici bir çoğunlukla (emekli) İngiliz yargıçlardan ve diğer gelenek hukuku alanlarından yargıçlardan yararlanırlar. Bu, gelenek hukuku temelli mahkemelerin, özellikle de İngiliz mahkemelerinin (Londra Ticaret Mahkemesi dâhil), uluslararası uyuşmazlık çözümü dünyasında özel bir itibara sahip olduğunu açıkça göstermektedir. Abu Dabi, Dubai, Katar, Kazakistan ve Singapur, bu mahkemelerden hâkimleri getirerek, bu itibar ve uzmanlığın bir kısmını ithal ederek yeni oluşturulan mahkemelerinin markalaşmasını artırmaya çalışmaktadır. Çin, Fransa, Almanya ve Hollanda’daki ihtisas mahkemeleri içinse durum oldukça farklıdır. Bu yargı bölgelerinde, uluslararası ticaret mahkemelerinde yalnızca ulusal yargıçlar görev yapar. Ancak Çin Uluslararası Ticaret Mahkemeleri, ‘Uluslararası Ticaret Hukuku Uzman Komitesi’ne Çinli uzmanların yanı sıra yabancı hukukçuları da atadığı için biraz daha uluslararası bir görünüme sahip olabilir.
İkinci örnek ise yargılamanın yürütülmesi ile ilgilidir. Tüm modern uluslararası ticaret mahkemeleri, diğer yerel mahkemelere göre daha esnek, tahkim tarzı ve/veya daha fazla İngiliz tarzı yargılama olanağı sunar. Ancak bazıları diğerlerinden daha fazla esneklik sunar. Körfez bölgesindeki ve Kazakistan’daki mahkemeler, büyük ölçüde İngiliz usul kurallarını izleyen ayrı bir usul kuralları dizisi uygulamaktadır. Hollanda, Çin ve Singapur’daki mahkemeler ise, yerel mahkeme sistemindeki daire veya bölümler olarak, uyuşmazlıkların uluslararası ve ticari niteliğine daha iyi uyacak şekilde özelleştirilmiş çeşitli kurallarla genel hukuk muhakemesi kurallarını uygulamaktadır. Son olarak bu alanda Fransa ve Almanya bulunmakta olup; doğası gereği zorunlu olan ve olağan mahkemelerde uygulanan olağan (ulusal) hukuk muhakemesi kurallarını uygularlar. Bununla birlikte, örneğin aktif vaka yönetimine katılarak veya yargılamaların mümkün olduğu ölçüde İngilizce olarak yürütülmesine izin vererek uygulamada esnekliğe izin verirler.
4. Başarı ve Etki [success and impact]
Kurumsal tasarım bir yana, konuyla ilgili soru şudur: Uluslararası ticaret mahkemeleri, uluslararası davacılar için cazip uyuşmazlık çözümü mekânları olma hedeflerine ulaşmada ne kadar başarılı oldular ve haklı olarak ‘oyun değiştirici’ olarak lanse edilip edilmediler? Bu mahkemelerin başarısının iki farklı şekilde analiz edilmesine yardımcı olması için iki kriterin kullanılması önerilmektedir. Bunlardan birincisi, uluslararası ticaret mahkemelerinin, özellikle tarafların tercihine dayalı doğrudan başvuruların sayısını diğer yargı yetkisi esasları nedeniyle alınan davaların sayısıyla karşılaştırarak aldığı davaların sayısı; ikincisi de, uluslararası ticari mahkemelerinin mahkemelerin yerel yargı ve iç hukuk sistemi üzerinde etkisidir. İlk kriter, uluslararası ticaret mahkemelerinin başarısını, bu mahkemelerin davacılara cazip bir uyuşmazlık çözümü teklifi sunma yönündeki açık hedefine dayanarak ölçer. İkinci kriter ise, uyuşmazlık çözümü ortamı üzerindeki daha büyük etkilerine dayanarak başarılarını ölçer. Bu ikinci kriter, uluslararası ticaret mahkemelerinin savunucuları ve karşıtları arasındaki tartışmayı ele almaktadır. İlki, uluslararası ticaret mahkemelerinin yerel yargı üzerinde olumlu yayılma etkileri olacağını savunurken; ikincisi medeni hukuk sisteminin zenginler için iyi, yoksullar için kötü mahkemelerle sonuçlanacak şekilde çatallanmasından korkmaktadır.
İlk kriterden başlayarak, mevcut veriler, yalnızca serbest ekonomik bölgelerde kurulan uluslararası ticaret mahkemelerinin, tarafların tercihine göre sunulan daha fazla sayıda davayı çözdüğünü göstermektedir. Başta Fransa, Almanya, Hollanda, Çin ve Singapur’da kurulu olanlar olmak üzere diğer tüm uluslararası ticaret mahkemeleri, tarafların tercihine göre doğrudan mahkemelere açılan çok daha az sayıda davayı karara bağlamıştır. Bu bulgu, uluslararası ticari tahkimin uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümünde en popüler mekanizma olmaya devam ettiğini öne süren son çalışmalarla örtüşmektedir. Bu aynı zamanda, çoğu yargı bölgesinde uluslararası davaların çoğunluğunun hâlâ uluslararası ticaret mahkemeleri tarafından değil, makale yazarlarının olağan mahkemeler tarafından çözümlendiği yönündeki çalışmasının bulgusuyla da uyumludur.
İkinci kritere gelince, yayılma etkilerinin gözlemlenmesi (ya da izlenmesi) zor olsa da, en azından bazı uluslararası ticaret mahkemelerinin yerel medeni hukuk ortamını (ve muhtemelen daha iyiye doğru) değiştirmeye başladıklarına dair anlatı biçiminde kanıtlar mevcuttur. Örneğin Almanya’yı ele alalım: Geçtiğimiz yıllarda giderek daha fazla “Länder”, yani tüm Almanya’yı oluşturan federal eyaletler uluslararası odalar kurmuştur. 2010 yılında sadece iki uluslararası oda varken; 2024 yılında artık yedi tane bulunmaktadır. Çin’de, 2018 yılında iki Çin Uluslararası Ticaret Mahkemesinin kurulmasını, yakın zamanda Çin’in çeşitli şehirlerinde en az on iki yerel uluslararası ticaret mahkemesinin kurulması izlemiştir. Bu gelişmeler, basitçe uluslararası ticaret mahkemelerinin çoğalma eğiliminin bir parçası olarak görülse de, uluslararası ticaret mahkemelerinin (veya odalarının) yerel yargı üzerinde nasıl iyi ve sağlıklı bir etki yaratabileceğinin örnekleri olarak da anlaşılabilir.
Sonuç
Yukarıdakilerin ışığında, söz konusu makalede, uluslararası ticaret mahkemelerinin, uluslararası ticari anlaşmazlıkların çözümü ve genel olarak anlaşmazlık çözümü ortamı üzerinde bazı olumlu etkileri olduğu sonucuna varılmıştır. Genel olarak, uluslararası anlaşmazlıkları çözme aracı olarak uluslararası ticari tahkim ile ciddi bir şekilde rekabet edip edemeyeceklerini zaman gösterecektir. Uluslararası ticaret mahkemelerinin kurulmasının henüz oldukça yeni bir olgu olduğu göz önüne alındığında, bu aşamada nihai bir karara varmak için erkendir. Buna ek olarak, uluslararası ticaret mahkemelerinin uluslararası uyuşmazlıkların çözümü üzerindeki etkisini ve bunların bir yanda uluslararası ticari tahkim mahkemeleri, diğer yanda olağan mahkemeler karşısındaki göreceli önemini tam olarak anlaşılmasına yardımcı olacak daha fazla (deneysel) araştırma yapılması gerekmektedir.
[1] <https://www.larcier-intersentia.com/en/new-international-commercial-courts-9781839704277.html>
[2] Metnin İngilizcesi şu şekildedir: [“the Dubai International Financial Centre Courts; the Qatar International Financial Courts; the Abu Dhabi Global Market Courts; the Singapore International Commercial Court, the Chinese International Commercial Courts; the Astana International Financial Centre Court; the Netherlands International Commercial Court, the French international chamber in Paris, as well as the large number of German international chambers”].
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
