Delaware Yüksek Mahkemesi’nin ‘TripAdvisor’ Kararı: ‘Tür Değiştirmeler’ Bakımından Tam Adalet Standardı ve Ticari Muhakeme Kuralı

Giriş

Delaware Yüksek Mahkemesi (Delaware Supreme Court) 04 Şubat 2025 tarihinde, Delaware Şansölye Mahkemesi’nin (Delaware Court of Chancery) “TripAdvisor Inc.” (TripAdvisor) ve “Liberty TripAdvisor Holdings Inc.”in (Liberty) Nevada’ya yaptığı kurumsal tür değiştirmeleri[1] (corporate conversions) tam adalet incelemesine[2] (entire fairness review) tabi tutan önceki kararını bozmuştur. Yüksek Mahkeme bunun yerine, denetçi olduğu iddia edilen hiçbir yönetim kurulu üyesinin tür değiştirmelerden derecelendirilemeyen önemli bir fayda elde etmemesi nedeniyle ticari muhakeme kuralının[3] (business judgment rule) uygun inceleme standardı olduğuna karar vermiştir.

Bu kararın önemli bir yönü, Yüksek Mahkeme’nin, davaya maruz kalma riskinin azaltılması gibi iddia edilen orantısız bir faydanın önemli olup olmadığının değerlendirilmesinde “zamansallığın” (temporality) önemine ilişkin Şansölye Mahkemesi’nin görüşünü reddetmesiydi. Delaware içtihadının kapsamlı bir analizinin ardından Yüksek Mahkeme, zamansallığın önemliliğin belirlenmesinde kritik bir rol oynadığını vurgulamıştır. Yüksek Mahkeme, mevcut veya yakında açılacak dava iddialarının kurumsal tür değiştirmelerden etkilendiği tespit edilmediğinden, iddia edilen faydanın önemli sayılamayacak kadar spekülatif olduğu sonucuna varmıştır. Yüksek Mahkeme ayrıca, yönetim kurulunun şirketi yeniden başlatma kararını, bekleyen yasal tehditlerin gölgesi olmadan “açık bir günde” verdiğini vurgulamıştır.

  1. Hadisenin Arka Planı

Delaware Şansölye Mahkemesi Şubat 2024’te, TripAdvisor ve Liberty’nin, şirketleri Delaware eyaletinde tutmaya çalışan davacıların itirazlarına rağmen, Nevada eyaleti tüzel kişiliklerine dönüştürmelerine devam edebileceklerine karar vermiş; ancak, karar, emanet sorumluluğunun ihlali iddialarının devam etmesine izin vermiş ve hissedarlar zarar görürse parasal tazminat olasılığını açık bırakmıştır.

Şansölye Mahkemesi, her iki şirketin de kontrol edilen kuruluşlar olduğunu ve tür değiştirmelerin denetleyiciye ve onaylayan yöneticilere derecelendirilemeyen bir fayda [yani dava riskini azaltma (reduced litigation risk)] sağladığını gerekçelendirerek tam adalet standardını uygulamıştır. Anılan kararda, şirketlerin hem bağımsız özel bir komiteden hem de tarafsız hissedarların çoğunluğundan onay alarak MFW çerçevesini[4] takip etmiş olmaları durumunda ticari muhakeme kuralının uygulanabileceği belirtilmiştir. Ancak, hiçbir koruma önlemi uygulanmadığı için tam adalet kuralı uygun inceleme standardı olarak kabul edilmiştir.

  1. Delaware Yüksek Mahkemesi’ne Temyiz

Yüksek Mahkeme Nisan 2024’te kurumsal tür değiştirme için uygun inceleme standardını belirlemek üzere bir ara karar temyizini kabul etmiştir. Her iki taraf da brifingler sunduktan sonra Ekim 2024’te sözlü tartışmalar duyulmuştur. Davacılar Ocak 2025’te, ‘TripAdvisor’ın ‘Liberty’yi satın almayı planladığını ve bunun şirketin kontrol sahibi hissedarını ortadan kaldıracağını savunduklarını belirterek TripAdvisor’ın temyizini geçersiz sayarak reddetmeye çalışmıştır.

Davalılar;

(1) Birleşmenin henüz tamamlanmadığını ve genel kurul onayına tabi olduğunu;

(2) Davacıların iddialarının denetleyiciye sağlandığı iddia edilen faydanın ötesine uzandığını, ayrıca yöneticilerin şirket tür değiştirmeleri ile kişisel olarak ilgilendiğini iddia ettiklerini ve

(3) Söz konusu yasal ilkelerin önemli olduğunu ve tartışmalı olma endişelerine bakılmaksızın çözüm gerektirdiğini

savunarak redde karşı çıkmıştır. Yüksek Mahkeme ise, TripAdvisor’ın hâlâ kontrol sahibi bir hissedarı olması ve yöneticilerin tür değiştirmelerle kişisel olarak ilgilenip ilgilenmediği sorununun devam etmesi nedeniyle davanın canlı kaldığına hükmederek reddet talebini reddetmiştir.

  1. Delaware Yüksek Mahkemesi Kararındaki Temel Bulgular

Yüksek Mahkeme esaslar açısından, Şansölye Mahkemesi’nin şirket tür değiştirmelerinin tam adalet incelemesini hak eden önemli, derecelendirilemeyen bir fayda sağladığına karar vermesinde hata yaptığı sonucuna varmıştır. Bunun yerine, ticari muhakeme kuralı geçerli olmalıdır. Yüksek Mahkeme, tam adalet kuralının uygulanması için iddia edilen derecelendirilemeyen bir faydanın, yöneticilerin emanet sorumluluklarını yerine getirme yeteneğini tehlikeye atacak kadar önemli olması gerektiğini yeniden teyit etmiş; bir denetleyicinin konumunu iyileştirmenin veya gelecekteki sorumluluğa karşı genel koruma sağlamanın otomatik olarak önemli bir fayda olarak nitelendirilmesi fikrini ise reddetmiştir. Yüksek Mahkeme, sorumluluk riskindeki azalmayı değerlendirirken önemliliği belirlemede zamansallığın çok önemli olduğunu vurgulamıştır. Delaware emsalleri, artan incelemeyi haklı çıkarmak için sürekli olarak varsayımsal endişelerden daha fazlasını gerektirmiştir. Yüksek Mahkeme, yöneticilerin geçmiş davranışlarından kaynaklanan sorumluluğunu sınırlayan ve tam adalet incelemesini hak edebilecek eylemler ile yalnızca potansiyel gelecekteki maruz kalmayı değiştiren ve genellikle bunu yapmayan eylemler arasında ayrım yapmıştır. Yüksek Mahkeme, Şansölye Mahkemesi’nin zamansallık ayrımına yönelik şüpheciliğine itiraz ederek Delaware yasasının davacıların spekülatif iddiaları takip etme yeteneğini rutin olarak sınırladığını belirtmiştir. Yüksek Mahkeme, varsayımsal riskler yerine somut iddialar gerektirmek için daha fazla destek olarak Delaware’in sübut ve tekâmül doktrinlerini[5] (standing and ripeness doctrines) göstermiştir. Son olarak, Yüksek Mahkeme farklı eyaletlerin kurumsal yönetişim çerçevelerine saygı göstermenin önemini ve Delaware ve Nevada eyaletinin yasal rejimlerinin göreceli değerlerini tartmayı reddetmiş ve kurumsal yöneticilerin ve eyalet yasama organlarının bu değerlendirmeleri yapmak için en iyi konumda olduğunu vurgulamıştır. Yüksek Mahkeme, yöneticilerin adli yargılanmasının yerine geçmesine karşı da uyarmıştır.

Sonuç

Delaware Yüksek Mahkemesi’nin mezkûr kararı, tam adalet incelemesinin geçerli olması için, denetleyicilere veya yöneticilere sağlandığı iddia edilen bir faydanın hem derecelendirilemez hem de önemli olması gerektiği ilkesini güçlendirmekte; bu belirlemede zamansallık önemli bir rol oynamaktadır. Yüksek Mahkeme, bu davada uygun standart olarak ticari muhakeme kuralını destekleyerek, Delaware’in spekülatif sorumluluk endişelerine dayalı kurumsal kararları inceleme konusundaki uzun süredir devam eden isteksizliğini vurgulamıştır.

[1] Çevirenin Notu: Bazı durumlarda, tek bir tüzel kişilik türü [limited şirket (limited liability company), anonim şirket (corporation), vb.] olarak kurulan bir şirket, türünü farklı bir tüzel kişilik türüne değiştirmenin gerekli veya tercih edilebilir olduğu bir noktaya ulaşır. Bu tür vakaların örnekleri, yatırımcılardan para toplamayı amaçlayan ve hisse senetleri ve daha resmi bir yönetim yapısı gerektiren limited şirketlerden veya vergi veya diğer nedenlerle limited şirket olması gereken şirketlerden oluşur. Eski şirketi feshedip yenisini kurmak da mümkündür, ancak bu durumda şirket orijinal kuruluş tarihini kaybeder ve yeni bir vergi numarasına ihtiyaç duyar, mevcut tüm sözleşmeleri fesheder, vb. İşte tür değiştirme, tüm şirket işlerini sıfırdan başlatmaya gerek kalmadan varlık türünü değiştirmenin kullanışlı bir yolunu sunar. Amerika Birleşik Devletleri’nde çoğu eyalet limited şirketten anonim şirkete ve anonim şirketten limited şirkete dönüşümü desteklerken, eyaletlerden birkaçı yalnızca bir varlık türüne dönüşümü destekler. Birkaç eyalet ise tür değiştirmeleri hiç desteklemez. [Bu konuda bkz. <https://www.myusacorporation.com/conversion/>. Diğer taraftan, Türk hukuku bakımından “tür değiştirme” konusunda ayrıntılı bir değerlendirme için bkz. “Yavuz Akbulak, Şirketlerde Tür Değiştirme, Legal Hukuk Dergisi (2016), Sayı:162, <https://legal.com.tr/urun/legal-hukuk-dergisi-yil-2016-sayi-162/367308>”.

[2] Çevirenin Notu: Tam adalet kuralı, Delaware eyaletinde kurumsal işlemler için en titiz yargısal inceleme standardı olup genellikle davalıların itiraz edilen işlemin şirket için tamamen adil olduğunu, yani adil bir sürecin ürünü olduğunu ve adil bir fiyatla sonuçlandığını kanıtlamasını gerektirir. (…)

[3] Çevirenin Notu: “Ticari muhakeme kuralı”, bir şirketin yöneticilerinin bir ticari karar alırken bilgiye sahip bir şekilde, iyi niyetle ve alınan eylemin şirketin çıkarları doğrultusunda olduğuna dair dürüst bir inançla hareket ettikleri varsayımıdır. (…)

[4] Çevirenin Notu: 2014 tarihli “Kahn v. M & F Worldwide Corp.” (“MFW”) davasında, Delaware Yüksek Mahkemesi, bir kontrol sahibi hissedar ile onun kurumsal bağlı/yan ortaklığı arasındaki birleşmeler bağlamında normalde uygulanacak olan daha katı “tam adalet” inceleme standardı yerine, ticari muhakeme inceleme standardının “birleşmenin, hem özen sorumluluğunu yerine getiren bağımsız, yeterince yetkilendirilmiş bir Özel Komitenin onayına hem de azınlık hissedarların çoğunluğunun zorlanmadan, bilgilendirilmiş oylamasına başlangıçta bağlı olduğu durumlarda” geçerli olması gerektiğine karar vermiştir. Ancak, dondurma birleşmelerini [(freeze-out merger)“bir şirketin başka bir şirketin hisselerini satın alması ve diğer şirketin hissedarlarını hisselerini nakit karşılığında satmaya zorlaması durumudur ki; bu, satın alınan şirketin artık var olmadığı ve hissedarlarının artık şirketin hiçbir bölümüne sahip olmadığı anlamına gelir”] içermeyen çıkar çatışması içeren kontrol sahibi hissedar işlemleri bağlamında, ‘MFW’nin ticari muhakeme kuralını devreye sokmak için uygulanıp uygulanamayacağı sorusu hâlâ geçerliliğini korumaktadır. (…) <https://cooleyma.com/2024/04/17/delaware-supreme-court-applies-mfw-framework-to-other-conflicted-transactions/#:~:text=M%20%26%20F%20Worldwide%20Corp.%2C,and%20its%20corporate%20subsidiary%2C%20the>.

[5] Çevirenin Notu: Sübut doktrini (standing doctrines) davacının esasen bir davaya veya uyuşmazlığa sahip olduğunu ispatlamasını gerektirirken; tekâmül doktrini (ripeness doctrines) ise, bir uyuşmazlığın “olgun” (ripe) olup olmadığı veya bir mahkemenin karara bağlaması için hazır olup olmadığı ile ilgilenir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.