

Giriş
Hindistan, 23 Nisan 2025 tarihinde İndus Su Antlaşması’na [Indus Waters Treaty] iştirakini “askıya aldığını” duyurmuştur[1]. Pakistan’ın iddia ettiği bu hareket, sulama tarımının yaklaşık yüzde 90’ını[2], hidroelektrik kapasitesinin ise yaklaşık üçte birini[3] sağlayan öngörülebilir nehir su akış rejimini tehlikeye atabilir. Yorumlar, böyle bir askıya almanın antlaşma hukuku kapsamında izin verilip verilmediğine odaklanmış[4] olsa da, iklim hukuku dallarında eşit derecede acil bir mesele yatmaktadır: Düzensiz İndus su akışı Pakistan’ın Paris Anlaşması kapsamındaki Belirlenmiş Ulusal Katkı [Nationally Determined Contribution] dâhilindeki azaltma ve intibak hedeflerine uymasını engelleyebilir mi?
Bu yazıda, Hindistan’ın İndus Su Antlaşması’nı askıya aldığını duyurmasının ardından düzensiz İndus su akışının Paris Anlaşması Uygulama ve Uyum Komitesi [Paris Agreement’s Implementation and Compliance Committee] için bir test vakası sağlayıp sağlayamayacağı araştırılmaktadır. Yazıda, Pakistan’ın olası yasal dayanakları ile Paris Anlaşması Uygulama ve Uyum Komitesi’nin prosedürel kapsamı ve karşılaştırılabilir sınır aşan nehir suyu akışı meseleleri[5] [transboundary river-flow challenges] ile karşı karşıya kalan devletler için daha geniş bir önemi değerlendirilmektedir.
- Pakistan’ın Belirlenmiş Ulusal Katkı Uygulamasında Bir Değişken Olarak İndus Su Akışı Öngörülebilirliği
Paris Anlaşması uyarınca, her bir Taraf küresel ısınmayı 1,5 °C’de tutmak için sera gazı emisyonlarını nasıl azaltacağını ve iklim etkilerine nasıl uyum sağlayacağını açıklayan bir Belirlenmiş Ulusal Katkı[6] bildirmelidir. Bu taahhütler beş yıllık bir döngüde güncellenmeli[7], her seferinde hedef [ambition] açısından “ilerleme” göstermeli ve ülkenin gelişen kapasitesini yansıtmalıdır. Pakistan bugüne kadar ilki 2016 yılında[8] sonraki 2021 yılında[9] olmak üzere iki adet Belirlenmiş Ulusal Katkı sunmuş olup; ikisi de Pakistan’ın azaltma ve intibak eylemlerini İndus Nehri sisteminden gelen istikrarlı, öngörülebilir su akışı öncülüne dayandırmaktadır.
Pakistan 2016 yılında “petrol, gaz, su/hidro, kömür, nükleer, güneş, rüzgâr ve biyokütle enerji karışımını optimize etme” sözü vermiştir (sayfa 6). 2016 tarihli Belirlenmiş Ulusal Katkı nehir hidrolojisini hiçbir zaman açıkça belirtmese de, Pakistan’ın kronik güç açığını hidroelektrikle giderme planı, hem mevsimsel olarak güvenilir hem de politik olarak tartışmasız bir İndus su akışı rejimini dolaylı olarak varsayar. Bu belge ayrıca Pakistan’ı “yarı kurak bir bölgede bulunan alt kıyı devleti” (sayfa 5) olarak tanımlamakta; “su stresi altındaki durumunun etkilerine karşı dikkatli” olması gerektiğini belirtmekte (sayfa 5) ve nehir su akışı değişkenliğini sel ve sıcak hava dalgalarıyla birlikte ön cephe iklim riskleri olarak sıralamaktadır (sayfa 14). Özellikle, anılan belge intibak finansmanını “su rezervuarları ve su kanalları dâhil olmak üzere taşkın altyapısını güçlendirme ve destekleme” (sayfa 4) yönünde önceliklendirmekte olup, bu öncelik muhtemelen yalnızca söz konusu altyapının öngörülebilir İndus su akışına güvenebilmesi durumunda mantıklıdır.
Beş yıl sonra, 2021 tarihli Belirlenmiş Ulusal Katkı’da, ekonomi genelindeki emisyonların yüzde 50 oranında azaltılması (sayfa 62) hedefinin bir parçası olarak 2030 yılına kadar “hidroelektrik dâhil” elektriğin yüzde 60’ını yenilenebilir kaynaklardan (sayfa 62) sağlama hedefi koyulmuştur. Bu, barajlı suyun rüzgâr ve güneş üretiminin “değişkenliğini dengeleyebilmesi” (sayfa 28) nedeniyle hidroelektrik santrallerinin kurulu elektrik üretim kapasitesinin yaklaşık yüzde 42’sini sağladığı belirli azaltma hedefine dönüşmektedir. Belirlenmiş Ulusal Katkı’da, bu karışımın elde edilmesinin yaklaşık 50 milyar ABD doları tutarında hidroelektrik projeleri ve şebeke yükseltmeleri gerektirebileceği savunulmaktadır (sayfa 64).
İntibak tarafında ise, 2021 tarihli Belirlenmiş Ulusal Katkı’da su yönetimi ön plana çıkarılmaktadır. Amiral gemisi olan “Pakistan’ı Yeniden Yükle” programı (Yeşil İklim Fonu projesi[10]), 2030 yılına kadar altı İndus havzası sahasında taşkın riskini azaltmayı ve yeraltı sularını [aquifers] yeniden doldurmayı ve “on milyon insanın dayanıklılığını inşa etmeyi” (sayfa 63) hedeflemektedir. Zaten tatlı su çekimlerinin yaklaşık yüzde 90’ını tüketen tarım, su akışı düzensiz hale gelirse hem gıda güvenliği hem de ekonomik istikrar (sayfa 38) daha yüksek risklerle karşı karşıya kalabileceğinden verimli sulamanın artırılması için ayrılmaktadır. 2021 tarihli Belirlenmiş Ulusal Katkı, Pakistan’ın intibak anlatısının artık azaltma yolunun temelini oluşturan aynı hidrolojik kesinliğe dayandığını göstermektedir.
Birlikte ele alındığında, bu iki Belirlenmiş Ulusal Katkı öngörülebilir İndus su akışına artan bir bağımlılık göstermektedir ki; bu nedenle kesinti Pakistan’ın Paris taahhütlerini yerine getirme yeteneğini zorlayabilir.
- Indus Su Antlaşması Kapsamında Asgari ve Öngörülebilir Su Akışı Hakkındaki Antlaşma Hukuku
İndus Su Antlaşması, aşağı yönlü su akışının istikrarlı ve öngörülebilir kalacağı beklentisini zaten içeriyor ki; bu beklenti, Pakistan’ın Hindistan’ın Kishenganga Hidro-Elektrik Projesi’ne itiraz ettiği İndus Suları Kishenganga Tahkim (Pakistan v. Hindistan) davasında[11] Tahkim Mahkemesi tarafından doğrulanmıştır. Mahkeme, 2013 tarihli Kısmi Kararında[12], Hindistan’ın “Kishenganga/Neelum Nehri’nde (…) asgari su akışını sürdürmesi” gerektiğine hükmetmiş (sayfa 201) ve bu görevi kısmen Antlaşmanın Ek D, paragraf 15(iii) hükmüne dayandırmıştır (paragraf 446). Anılan Mahkeme, kritik bir şekilde, “suların mevcudiyetindeki istikrar ve öngörülebilirliğin (…) her bir Tarafın anlaşmayla korunan kullanımları için hayati önem taşıdığını” (paragraf 457) vurgulamıştır. Başka bir deyişle, öngörülebilir su akışı, Antlaşmanın işleyişine yerleştirilmiş yasal bir temeldir. Mahkeme, on ay sonra verilen Nihai Kararında, İndus Su Antlaşması’nın uygulanmasının temelini “istikrar ve öngörülebilirliğin” (paragraf 118) oluşturduğunu yinelemiştir[13].
Kishenganga kararları, istikrarlı, öngörülebilir İndus su akışının salt spekülasyondan ziyade antlaşmayla onaylanmış bir yükümlülük olduğunu teyit etmektedir. Buna göre, Pakistan’ın 2016 ve 2021 tarihli Belirlenmiş Ulusal Katkılarının üzerine inşa edildiği su akışı rejiminin spekülasyon değil, yasal olarak tanınan bir temel çizgi olduğu anlaşılmaktadır ki; gelecekteki kurulu kapasitenin yaklaşık yüzde 42’si için hidroelektrik gücüne güveniyor ve Pakistan’ı Yeniden Yükle gibi amiral gemisi intibak programlarını güvenilir bir nehir akış rejimine bağlıyor. Su akışları düzensiz hale gelirse, Pakistan, Belirlenmiş Ulusal Katkısının temelini oluşturan yasal olarak tanınan temel çizginin zayıflatıldığını iddia edebilir.
- Paris Anlaşması Uygulama ve Uyum Komitesi: Yetki, Yöntem ve Kısıtlamalar
Paris Anlaşması’nın 15. maddesindeki “uygulama ve intibak” mekanizması, Paris Anlaşması Taraflarının toplantısına hizmet veren Taraflar Konferansı [Conference of the Parties serving as the meeting of the Parties to the Paris Agreement] tarafından “şeffaf, düşmanca olmayan ve cezalandırıcı olmayan bir şekilde işlev görmek” üzere seçilen 12 üyeli uzman temelli, kolaylaştırıcı bir komite biçimindedir (Madde 15). İlk yöntemleri ve prosedürleri 2018 yılında Katowice’de kabul edilmiş (Karar 20/CMA.1[14]) olup; gündemleri, yeter sayıyı, uzaktan karar almayı ve resmi oylamayı kapsayan ayrıntılı Usul Kuralları 2022’de Şarm el-Şeyh’te kesinleştirilmiştir (Karar 24/CMA.4[15]).
Herhangi bir Taraf, Komiteden Paris Anlaşması’nın kendi uygulamasındaki sorunları incelemesini isteyen yazılı bir talepte bulunabilir (Usul Kuralları m.20; Prosedür Kuralları m.17). Paris Anlaşması Uygulama ve Uyum Komitesi, ele geçirildikten sonra kolaylaştırıcı bir diyalog başlatabilir, Tarafı finans veya teknoloji kuruluşlarıyla bağlantıya geçirebilir, bir eylem planı önerebilir veya olgusal bulgular yayınlayabilir (Usul Kuralları m.29-30).
Daha önemlisi, bu önlemleri seçerken Komitenin “mücbir sebep durumlarına” “özellikle dikkat etmesi” gerekir (Usul Kuralları m.28). Pakistan, düzensiz İndus su akışı nedeniyle öngörülen hidroelektrik açığını ve gecikmiş intibak projelerini açıklamak için bu maddeye başvurabilir. Bu nedenle Paris Anlaşması Uygulama ve Uyum Komitesi, Pakistan’ın düzensiz su akışını azaltma (yaklaşık yüzde 42 hidro payı) ve intibak programları (Pakistan’ı yeniden yükleme, sulama verimliliği) üzerindeki domino etkilerini belgeleyebileceği, kolaylaştırıcı destek veya esneklik arayabileceği ve konuyu Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi [United Nations Framework Convention for Climate Change] radarında tutabileceği bir forum sunmaktadır.
- Paris Anlaşması Uygulama ve Uyum Komitesi ve Sınır Aşan Su Yönetimi İçin Olası Etkiler
İndus su akışı krizini Paris Anlaşması Uygulama ve Uyum Komitesi’nin önüne getirmek, şu anda ikili bir su anlaşmazlığı olan şeyi çok taraflı iklim aşamasına taşıyacaktır. Pakistan, bir Taraf tetiklemeli talepte bulunduğunda ve Paris Anlaşması Uygulama ve Uyum Komitesi konuyla ilgili herhangi bir karar aldığında, bu karar Komitenin Paris Taraflar Konferansı’na sunduğu yıllık raporda görünür [Usul Kuralları m.14 (2)]. Bu raporlar Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi bağlı kuruluşlarına dağıtılır ve Küresel Stok Değerlendirmesi için bilgi havuzuna aktarılır. Uygulamada bu, düzensiz İndus su akışının Pakistan’ın azaltma ve intibak taahhütleri üzerindeki domino etkilerinin resmi Birleşmiş Milletler iklim kaydına gireceği anlamına gelir.
Buna ek olarak, Pakistan iki pratik fayda için bir Paris Anlaşması Uygulama ve Uyum Komitesi’ne sevki düşünebilir. Birincisi, Pakistan, Paris Anlaşması Uygulama ve Uyum Komitesi yöntemlerinde (Usul Kuralları m.28) “mücbir sebep durumları” hükmünü kullanarak, herhangi bir hidroelektrik açığının (planlanan 2030 üretim filosunun yaklaşık yüzde 42’si) ve su merkezli intibak projelerine yönelik gecikmelerin, iç politika gerilemesinden değil, dış bir şoktan kaynaklandığını gösterebilir. Bu çerçeveleme, Komitenin kolaylaştırıcı araç setinin kilidini açabilir, yani uzman diyaloğunu toplamak, finans ve teknoloji mekanizmalarına resmi bağlantıları kullanmak ve fonlamayı ikame yenilenebilir enerji kaynaklarına, pompalı depolama kapasitesine ve sel savunma çalışmalarına yönlendiren eylem planları önermek. İkincisi de, bir Paris Anlaşması Uygulama ve Uyum Komitesi kararı yatırımcılara ve bağışçılara [investors and donors], Pakistan’ın solo Belirlenmiş Ulusal Katkı hedeflerinden herhangi bir sapmanın Hindistan’ın İndus Su Antlaşması’nı askıya almasına kadar izlenebileceğine dair yetkili bir kayıt sağlayacak ve Pakistan’ın iklim finansı alanındaki güvenilirliğini koruyacaktır[16].
Pakistan’ın sevki sunulursa, Paris Anlaşması Uygulama ve Uyum Komitesi’ne ilk Tarafça başlatılan davayı verecek ve Komitenin fiziksel dünyadaki uygulama engellerini ele alıp alamayacağını test edecektir. Sonuç ne olursa olsun, emsal, Paris uyum sisteminin sınır ötesi su şoklarını nasıl ele aldığını açıklığa kavuşturacaktır (Nil, Mekong ve Dicle-Fırat nehirlerindeki diğer aşağı yönlü su akış devletleri tarafından da muhtemelen izlenen rehberlik). Küresel olarak, emsal ayrıca Yeşil İklim Fonu, Kayıp ve Zarar Fonu [Green Climate Fund, Loss-and-Damage Fund] ve diğer borç verenlere güvenilir nehir suyu akışlarının Belirlenmiş Ulusal Katkı devrinin [delivery] ayrılmaz bir parçası olduğunu bildirecek ve nehir bağımlı temiz enerji ve dayanıklılık projeleri için imtiyazlı finansmana kapı açacaktır.
Sonuç
Sonuç olarak, bir Paris Anlaşması Uygulama ve Uyum Komitesi sevki İndus anlaşmazlığını çözmese de (bunun için yargı yetkisi İndus Su Antlaşması mekanizmalarında kalır) İndus su akış değişkenliği sorununu Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin çok taraflı gündemine taşıyacak ve Komitenin kolaylaştırıcı yetkisini test edecektir. Ayrıca Pakistan için ilave iklim finansmanı ve teknoloji desteği için yollar açabilir. Aynı zamanda, Paris rejiminin bakış açısını genişleterek, sınır aşan su akışının iklim uyumuyla nasıl kesiştiğini gösterecek ve diğer nehir havzası devletlerinin inceleyebileceği bir emsal oluşturacaktır.
[1]<https://www.aljazeera.com/news/2025/4/24/kashmir-attack-does-indias-indus-waters-treaty-freeze-threaten-pakistan>.
[2]<https://www.worldbank.org/en/news/factsheet/2022/12/19/factsheet-sindh-water-and-agriculture-transformation-project >.
[3] < https://fpcci.org.pk/wp-content/uploads/2021/11/IGCEP-2021.pdf >.
[4]<https://www.ejiltalk.org/the-indus-waters-treaty-in-abeyance-legal-implications-of-indias-unilateral-water-releases-into-pakistan-administered-kashmir/ >.
[5]Çevirenin Notu: 2008-2009 döneminde öğrenim gördüğüm Milli Güvenlik Akademisi’nde tarafımızca başkaca çalışmalar yanında “Sınır Aşan Sular Meselesi” başlıklı ayrıntılı çalışma da hazırlanmıştır.
[6] <https://www.un.org/en/climatechange/all-about-ndcs >.
[7] <https://unfccc.int/sites/default/files/english_paris_agreement.pdf >.
[8] < https://unfccc.int/sites/default/files/NDC/2022-06/Pak-INDC.pdf >.
[9]<https://unfccc.int/sites/default/files/NDC/2022-06/Pakistan%20Updated%20NDC%202021.pdf>.
[10] < https://www.greenclimate.fund/project/fp207 >.
[11] < https://pca-cpa.org/en/cases/20/ >.
[12] < https://pcacases.com/web/sendAttach/1681 >.
[13] < https://pcacases.com/web/sendAttach/48 >.
[14] < https://unfccc.int/documents/193408 >.
[15] < https://unfccc.int/documents/626571 >.
[16] < https://foreignpolicy.com/2022/11/09/cop27-pakistan-climate-loss-damage-floods-aid/ >.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
