‘Kitle Fonlaması’ Bağlamında (ABD’de) Yaşanan Yasal Uyum Krizi Nasıl Düzeltilir

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yatırım amaçlı kitle fonlaması piyasası sessiz sedasız bir krizle karşı karşıyadır.

Tedirgin edici sayıda girişim, Kitle Fonlaması Yönetmeliği[1] [Regulation Crowdfunding] kapsamında günlük yatırımcılardan sermaye toplamış ve sonra ortadan kaybolmuş, yasa gereği gerekli yıllık raporları sunmayarak kitlenin/kalabalığın arasında hayalet gibi dolaşmıştır. Güncelleme yoktur, finansal bilgi yoktur, hesap verebilirlik yoktur; sadece sessizlik vardır.

Bu raporlar isteğe bağlı değildir. Bunlar yasal bir zorunluluktur ve bundan da öte, kitle fonlaması rejiminin tasarımına yerleştirilmiş temel bir vaattir: Halkın sahip olduğu sermayeden yararlanma ayrıcalığı karşılığında, ihraççılar yatırımcılarına en azından yılda bir güncelleme sağlamak zorundadır. Yine de yeni bir makalede, ihraççıların çoğunun tek bir takip raporu bile bildirmedikleri açıklanıyor. Parayı alıyorlar ve ortadan kayboluyorlar.

Bu, teknik bir ihlalden daha fazlasıdır; yatırım amaçlı kitle fonlamasının[2] bütünlüğüne ve meşruiyetine [integrity and legitimacy of investment crowdfunding] yönelik sistemsel bir tehdittir.

  1. Buraya Nasıl Gelindi

ABD Kongresi, 2012 tarihli İşletme Girişimlerinin Hızlandırılması Yasası’nda[3] [Jumpstart Our Business Startups Act], yatırım amaçlı kitle fonlamasını yetkilendirerek ve Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na [Securities and Exchange Commission-SEC] gerekli düzenlemeleri uygulaması talimatını vererek başlangıç finansmanını demokratikleştirmeyi amaçlamış olup; bu düzenlemeler sonunda Kitle Fonlaması Yönetmeliği’nde toplanmıştır. Fikir basitti: Küçük şirketlerin, temel bir dizi kurala uymaları koşuluyla, perakende yatırımcılardan mütevazı miktarlarda sermaye toplamalarına izin vermek. Bunların başında, her mali yılsonundan itibaren 120 gün içinde yıllık rapor (Form C-AR[4]) bildirim zorunluluğu[5] geliyordu.

Ancak pratikte, bu temel vaat rutin olarak bozulur. Birçok ihraççı, hâlâ faaliyette olsalar bile, yatırımcılarını hiçbir sonuç doğurmadan görmezden gelir. Bazıları yükümlülüklerini yanlış anlayabilir. Diğerleri, SEC’nin kuralları uygulamayacağını doğru bir şekilde hesaplayabilir. Platformlar nadiren devreye girer. Ve itibar semeresinin [reputational consequences] uzun zamandır (makale yazarı tarafından da dâhil) kendi kendini uygulayan bir mekanizma olarak övüldüğü sermaye piyasalarının bu parçalanmış, opak köşesinde yanıltıcı olduğu kanıtlanmıştır.

Sonuç, paralarının ne olduğu hakkında hiçbir bilgisi olmayan büyüyen bir halk yatırımcıları havuzudur. Bu, yatırımcı güvenini aşındırır, ikincil piyasalar için beklentileri azaltır ve kitle fonlamasının meşru bir yatırım kanalı olarak geleceğini tehlikeye atar.

  1. Basit, Piyasa Uyumlu Bir Çözüm

Bu sessiz krizi çözmek için mütevazı ama etkili bir reform önerilmektedir: Platformların toplanan fonların yüzde 1’ini veya bin doları (hangisi daha fazlaysa) alıkoymasını ve bunu yalnızca ilk yıllık raporlarını zamanında sunmaları üzerine ihraç edenlere vermesinin zorunlu kılma.

Bu yaklaşım pragmatiktir. El koyma [escrow] mekanizması gayrimenkul, birleşme ve devralma ve girişim anlaşmalarında [real estate, mergers and acquisitions, and venture deals] zaten yaygındır. Küçük bir engelleme, ihraççılara önemli bir yük getirmeden net bir finansal teşvik yaratır. Bu bir çekiç değil, davranışsal bir dürtmedir.

Mantık basittir: Halk sermayesine erişmek isteniyorsa, kamuyu aydınlatma yükümlülükleri yerine getirilmelidir. Eğer bu yapılmazsa, tam olarak ödeme alınamaz.

Daha önemlisi, bu öneri SEC’nin yeni bir uygulama bürokrasisi oluşturmasını gerektirmemekte ve kitle fonlaması platformlarının hâlihazırda oynadığı savunmacı rolünü[6] [gatekeeping role] temel almaktadır. SEC, asgari uygulama maliyetleriyle bu reformu Kitle Fonlaması Yönetmeliği’ne basit bir değişiklik olarak benimseyebilir.

  1. SEC Neden Harekete Geçmeli?

Teoride, platformlar gönüllü olarak bu tür koşullar koyabilirler. Gerçekte ise, koymayacaklardır. Kitle fonlaması piyasası oldukça rekabetçidir ve platformlar en hafif mevzuata uyum yükümlülüklerini bile koyarlarsa işlerini kaybetmekten korkarlar. Bu, piyasa başarısızlığının ders kitabı örneğidir; bunu yalnızca düzenleyici eylem düzeltebilir.

Neyse ki, SEC’nin yetkisi vardır. İşletme Girişimlerinin Hızlandırılması Yasası, SEC’ye, “Komisyonun yatırımcıların korunması için gerekli veya uygun olduğunu belirlediği” kurallar çıkarma konusunda geniş bir takdir yetkisi vermektedir[7]. Yüzde 1’lik bir el koyma veya başka bir mütevazı miktar, bu yetkiye tam olarak uymaktadır.

Söz konusu makale, SEC’nin hemen benimseyebileceği veya uyarlayabileceği model düzenleyici dili içermektedir. Çözüm temiz, uygun maliyetli ve kullanıma hazırdır.

  1. Güveni Yeniden İnşa Etmek, Her Seferinde Yüzde 1

Yatırım amaçlı kitle fonlaması, yakın tarihin en cesur finansal demokratikleşme deneylerinden biridir. Ancak uzun vadeli başarısı şeffaflığa, güvenilirliğe ve yasal uyuma bağlıdır. Eğer ihraççılar halktan fonları toplayıp sonra da basitçe ortadan kaybolabilirlerse -güncelleme, gözetim veya elde edilen semere olmadan- o zaman piyasa alakasızlığa veya suiistimale düşecektir.

Çözüm kapsamlı yeni mevzuat veya ağır düzenlemeler değildir. Küçük, akıllı bir tasarım değişikliğidir: Şirket bu temel yasal görevi yerine getirdiğini gösterene kadar gelirin bir kısmına el koymak.

Sadece yüzde 1. Hesap verebilirliğin bir kısmını geri getirmek ve kalabalığın tekrar hayalet gibi görünmesini engellemek için gereken tek şey budur.

[1]< https://www.ecfr.gov/current/title-17/chapter-II/part-227?toc=1 >.

[2]<https://global.oup.com/academic/product/investment-crowdfunding-9780197688526?cc=tr&lang=en& >.

[3]< https://www.govtrack.us/congress/bills/112/hr3606/text/enr >.

[4] < https://www.sec.gov/files/formc.pdf >.

[5]<https://www.govtrack.us/congress/bills/112/hr3606/text/enr#link=III_302_b_~Q1_4A_b_4_~T1&nearest=HB8698D45E46649378578D75932486CBF >.

[6] < https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=3242435 >.

[7]<https://www.govtrack.us/congress/bills/112/hr3606/text/enr#link=III_302_c_~T1&nearest=HB0762A3967764A1F9A61E90BCD2CB51E >.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.