[ABD’de Kurulu Türkiye Mahreçli Şirketler İçin de Geçerli] “Vergi Sahtekârlığıyla Mücadelede ‘Gerçek Yararlanıcı Bilgisi’ Raporlarının Rolü”

Giriş

Vergi dolandırıcılığı ve kara para aklama gibi mali suçlarla mücadele (fight financial crimes like tax fraud and money laundering) amacıyla, belirli ticari kuruluşların mülkiyetindeki şeffaflığı artırmak için tasarlanan yeni bir federal yasa artık yürürlüğe girmiştir. Peki, müşteriler bu değişimin ve yükümlülüklerinin farkında mı?

Bu, Kurumsal Şeffaflık Yasası (Corporate Transparency Act) 01 Ocak 2024 itibarıyla yürürlüğe girdiğinden, muhasebe firmalarının dikkate alması gereken bir sorudur.

Mali suçlar yeni olmaktan uzak olsa da, bu tür suçları engellemeye ve kötü aktörleri sorumlu tutmaya yönelik proaktif çabalar kızışmaktadır. Örneğin, İç Gelir İdaresi’nin (United States ‘Internal Revenue Service’-IRS) cezai soruşturma kolu tarafından vergi açıklarının kapatılmasına yardımcı olmak için alınan önlemleri ele alalım; IRS, bunun önümüzdeki on yılda yaklaşık 7 trilyon ABD doları vergi geliri kaybına neden olabileceğini tahmin etmektedir.

IRS’nin 2023 Mali Yılı Raporuna[1] göre, IRS Ceza Soruşturması dairesi (Criminal Investigation), doğrudan soruşturma süresinin %70’ini (yüzde 70) vergi soruşturmalarına ayırmaktadır. Genel olarak, Ceza Soruşturması dairesi, 2023 Mali Yılında 2 bin 676’dan fazla ceza soruşturması başlatarak vergi ve mali suçlardan 37,1 milyar ABD dolarının üzerinde para tespit etmiştir.

Artık küçük işletme sahipleri de dâhil olmak üzere pek çok işletme müşterisi, Kurumsal Şeffaflık Yasası kapsamında yeni Gerçek Yararlanıcı/İntifa Hakkı Sahipliği Bilgileri bildirim yükümlülükleriyle (Beneficial Ownership Information reporting requirements) karşı karşıyadır.

Muhasebecilerin güvenilir danışmanlar olarak rollerini daha da güçlendirmelerine yardımcı olmak için bu makalede, yeni Gerçek Yararlanıcı/İntifa Hakkı Sahipliği Bilgileri bildirim yükümlülükleri marifetiyle vergi dolandırıcılığı ve vergi kaçakçılığıyla nasıl mücadele edildiği ve muhasebecilerin müşterilerinin yasal uyum sağlamasına nasıl yardımcı olabilecekleri araştırılmaktadır.

1. Kurumsal Şeffaflık Yasası’nın özeti

2021 yılında, gerçek yararlanıcı/intifa hakkı bilgilerinin raporlanması yoluyla ticari faaliyetlerin şeffaflığını artırmak için Kurumsal Şeffaflık Yasası kabul edilmiş olup, bu yasa özellikle küçük işletmeleri hedef almaktadır.

Vergi dolandırıcılığı, kara para aklama ve diğer yasa dışı faaliyetler gibi yasa dışı finansmanı engellemek için yürürlüğe konulan bu yasa, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) pazarında faaliyet gösteren veya ABD pazarına erişen belirli kuruluşların nihai sahibi veya kontrolünü elinde bulunduran kişiler hakkında daha fazla bilgi elde etmeyi amaçlamaktadır.

Yeni yükümlülüğe göre, 01 Ocak 2024 tarihinden önce ABD’de iş yapmak üzere kurulmuş veya tescilli bildirim yükümlülüğüne tabi şirketlerin 01 Ocak 2025 tarihine kadar Mali Suçlarla Mücadele Ağı’na (Financial Crimes Enforcement Network-FinCEN) rapor sunmaları gerekmektedir[2].

2024 yılında ABD’de iş yapmak üzere kurulmuş veya tescilli bildirim yükümlülüğüne tabi şirketlerin, şirketlerinin kuruluşunun veya tescilinin geçerli olduğuna dair fiili veya kamuya açık bildirim aldıktan sonra 90 takvim günü içinde başvuruda bulunmaları gerekmektedir.

01 Ocak 2025 tarihinde veya sonrasında kurulan veya tescil edilen bildirim yükümlülüğüne tabi şirketlerin ise, şirketin kuruluşunun veya tescilinin FinCEN’e rapor sunmak için etkili olduğuna dair gerçek veya kamuya açık bildirimden itibaren yalnızca 30 takvim günleri olacaktır.

Raporun yalnızca bir kez sunulması gerekmekte olup yıllık bir bildirim zorunluluğu yoktur (bildirim yapanın bilgileri güncellemesi veya düzeltmesi gerekmediği sürece).

FinCEN tarafından da belirtildiği üzere, her gerçek yararlanıcı/intifa hakkı sahibi hakkında rapor veren şirketlerin genellikle sağlamaları gereken dört bilgi bulunmaktadır ki, bu bilgiler[3] şunları içermektedir:

  • İsim;
  • Doğum tarihi;
  • Adres,
  • Süresi dolmamış bir ABD sürücü belgesinden, süresi dolmamış bir ABD pasaportundan veya bir Eyalet (ABD bölgesi veya mülkiyeti dâhil), yerel hükümet veya Kızılderili kabilesi tarafından verilen süresi dolmamış bir kimlik belgesinden alınan kimlik numarası ve veren kuruluş (Bu belgelerden hiçbiri mevcut değilse, süresi dolmamış yabancı pasaport kullanılabilir. Belge ‘resim’ olarak da gönderilmelidir).

Şirket ayrıca kendisi hakkında isim(ler) ve adres gibi bazı bilgileri de sunmalıdır. Ayrıca 01 Ocak 2024 tarihinde ve sonrasında kurulan bildirim yükümlülüğüne tabi şirketlerin, şirketi kuran kişiler yani “şirket başvurusunda bulunanlar” hakkında bilgi vermesi gerekmektedir.

2. Gerçek Yararlanıcı/İntifa Hakkı Sahipliği Bilgileri bildirimi beklemede mi?

Yeni Gerçek Yararlanıcı/İntifa Hakkı Sahipliği Bilgileri bildirim zorunluluğu bazı kişilerin dikkatini çekmiş ve federal bölge mahkemesinin yakın zamanda aldığı bir kararın ışığında bazıları Gerçek Yararlanıcı/İntifa Hakkı Sahipliği Bilgileri bildiriminin beklemede olup olmadığını merak ediyor olabilir. Bunun kısa cevabı şudur: “duruma göre değişir” (it depends).

Alabama’nın Kuzey Bölgesi’ndeki bir federal bölge mahkemesi,  01 Mart 2024 tarihinde, “National Small Business United v. Yellen”  davasında[4] Kurumsal Şeffaflık Yasası’nın anayasaya aykırı olduğuna karar vermiş[5] olup; Karar esas olarak davacılar için Gerçek Yararlanıcı/İntifa Hakkı Sahipliği Bilgileri bildirim zorunluluğunu askıya almıştır.

FinCEN tarafından hazırlanan bir açıklamada[6], söz konusu mahkeme kararına uyulduğu ve şu anda bu dava kapsamındaki davacılara karşı Kurumsal Şeffaflık Yasası’nın uygulanmadığı ifade edilmiştir: “Isaac Winkles, Isaac Winkles’in gerçek yararlanıcı/intifa hakkı sahibi veya başvuru sahibi olduğu bildirim yükümlülüğü olan şirketleri, Ulusal Küçük İşletmeler Birliği ile 01 Mart 2024 tarihi itibarıyla Ulusal Küçük İşletmeler Birliği’nin üyeleri (the National Small Business Association and members of the National Small Business Association). Bu kişi ve kuruluşların gerçek yararlanıcı/intifa hakkı sahibi bilgilerini şu anda FinCEN’e bildirmeleri gerekmemektedir.”

Söz konusu gelişmeler ışığında, 01 Ocak 2024 tarihinden önce kurulmuş ve Gerçek Yararlanıcı/İntifa Hakkı Sahipliği Bilgileri bildirim tarihi 01 Ocak 2025 olan davacı olmayan bazı ticari müşteriler, Gerçek Yararlanıcı/İntifa Hakkı Sahipliği Bilgileri bildirimi konusunda bekle ve gör yaklaşımını tercih edebilir.

Hâlihazırda anılan Mahkeme kararına itiraz edilmekte olup; bazı sektör kaynakları, günün sonunda Kurumsal Şeffaflık Yasası ile Gerçek Yararlanıcı/İntifa Hakkı Sahipliği Bilgileri bildirimi zorunluluğunun anayasaya uygun olarak kabul edileceğine inanmaktadır.

Thomson Reuters Vergi ve Muhasebe Genel Yayın Yönetmeni Shaun Hunley bu konuda “Sonuçta, bana göre anayasal olarak karara bağlanacak gibi hissediyorum. Eğer sonuçta bir yüksek mahkemede anayasaya aykırı olduğuna hükmedilirse, Kongre’nin yasanın dilini değiştirerek anayasaya uygun hale getireceğini düşünüyorum çünkü diğer ülkelerde bu tür yasalar var ve ABD bu konuda çok geride kaldı ve yetişmek istiyorlar. Küçük işletmelere yük olsa da, birçok yasa dışı faaliyetle mücadele etme konusunda olumlu bir niyeti vardır.” şeklinde konuşmuştur.

3. Gerçek Yararlanıcı/İntifa Hakkı Sahipliği Bilgileri bildirimi vergi kaçakçılığıyla mücadeleye nasıl yardımcı olur?

Gerçek Yararlanıcı/İntifa Hakkı Sahipliği Bilgileri bildiriminin, gelirin eksik beyan edilmesi, paravan şirketlerin kötüye kullanılması ve kara para aklama gibi vergi kaçakçılığı ve vergiden kaçınma taktikleriyle mücadeleye yardımcı olabileceği çeşitli yollar vardır.

ABD Hazine Bakanlığı’nın bu minvalde yetkili bir devlet kurumu olarak listelendiğini belirtmek gerekir. Bu, IRS’nin, akış sağlayan kuruluşların intifa hakkı sahibi bilgilerine erişebileceği ve bir bireyin akış sağlayan kuruluştan (herhangi bir) gelir rapor edip etmediğini görmek için vergi kayıtlarını alabileceği anlamına gelir. IRS (bu minvalde) bir tutarsızlık bulursa, o kişiyi denetlemeye başlayabilir.

3.1. Paravan şirketlerin kötüye kullanımının azaltılması [decreasing the misuse of shell companies]

Vergi ödemekten kaçınmak isteyen kötü aktörler, kimliklerini gizlemek için paravan şirketler gibi kurumsal yapıları kullanabilir ve bu da onların para aklamalarını veya varlıklarını gizlemelerini kolaylaştırabilir. Paravan şirketlerin kötüye kullanılması yalnızca ABD’nin ekonomik refahını tehdit etmekle kalmamakta, aynı zamanda ABD’nin ulusal güvenliğini de zayıflatabilmektedir.

Hunley’in de açıkladığı gibi, “Geçmişte insanların yaptığı şey paravan şirket kurmaktı. Bu şirketler, tarihsel olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde Limited Şirketler (Limited Liability Companies-LLCs) olmuştur. Limited şirketin sahipleri başka bir limited şirket olacaktır ve daha sonra bu limited şirket, başka bir limited şirkete veya bir limited şirketin yabancı eşdeğerine, yani farklı bir yargı yetkisine ait olacaktır. Bu uzun bir şirket kuruluş zinciri olabilir ve her bir kuruluş başka bir kuruluşa ait olduğundan ve üst kuruluşun intifa hakkı sahipleri söz konusu olduğunda ülkelerde şeffaflık eksikliği olduğundan, (…) bu, bu kişilerin herhangi bir finansal varlık veya para geliri veya bu şirket zincirleri tarafından aktarılan her ne varsa vergi ödemekten kaçınmalarının başarılı bir yoluydu.”

Bu tür faaliyetler ile bağlantılı olarak gelirin eksik beyan edilmesi de söz konusudur. Bu gibi durumlarda kötü aktörler vergi ödeyebilir; ancak gelir vergisi yükümlülüklerinden kaçınmak veya önemli ölçüde azaltmak amacıyla varlıkları, genellikle likit varlıkları ülke dışına (offshore) taşımak için paravan şirketleri kullanırlar.

Gerçek Yararlanıcı/İntifa Hakkı Sahipliği Bilgileri bildirimi yoluyla varlık yapılarında ve mülkiyette saydamlığı artırarak, icra yetkilileri paravan şirketlerin kötüye kullanımını engellemeyi ve vergiden kaçanları ve yasa dışı servetlerini saklayanları kovuşturmayı ummaktadır.

Hunley bu defa “[Paravan şirketleri] kaçakçılık ve dolandırıcılık amacıyla kullananlar sanırım iki kez düşünecekler çünkü bu yasaya göre artık nihai sahibinin adını ve kişisel bilgilerini öğreneceğim. Bu, büyük bir veri tabanında kolayca bulunabildiği ve yabancı kuruluşlar da dâhil olmak üzere diğer devlet kurumlarının kullanımına açık olduğundan, insanların bunu kurmadan önce iki kez düşüneceğini düşünüyorum” dedi.

3.2. Dijital para çağında şeffaflık [transparency in the age of digital currency]

Gerçek Yararlanıcı/İntifa Hakkı Sahipliği Bilgileri bildirimi aynı zamanda suçluların korsan saldırıları veya kara para aklama (ransom attacks or money laundering[7]) gibi mali suçlar işlemelerini kolaylaştıran dijital para biriminin anonimliğine (anonymity of digital currency[8]) ışık tutmaya ve ortadan kaldırmaya da yardımcı olacaktır.

Hunley’in de açıkladığı gibi, dijital para biriminin anonimliği ve paravan şirketlerin dijital para birimini bir kuruluştan diğerine aktarmak için kötüye kullanılması, suçluların radarın altında kalmasını sağlamıştır. Hunley şunları ifade etmiştir: “Eskisi kadar anonim olmayacaktır. Bana göre, intifa hakkı sahibi bilgi veri tabanı sayesinde hükümet, intifa hakkı sahibinin nihai bilgisini alabilecek ve blok zinciri ve bu işlemlerden bazıları aracılığıyla ne olduğunu ve bu geliri gerçekten bildirip bildirmediklerini takip edebilecektir. Vergi beyanında bulunmuyorlar çünkü çoğu zaman bunu yapmıyorlar.”

Ayrıca, intifa hakkı sahibi bilgilerinin, suç faaliyeti için kullanılan dijital para işlemlerine ilişkin bilgileri paylaşan Hollanda ve Birleşik Krallık gibi diğer ülkelerde de mevcut olması muhtemeldir.

4. Muhasebeciler Gerçek Yararlanıcı/İntifa Hakkı Sahipliği Bilgileri bildirimi konusunda müşterilere nasıl yardımcı olabilir?

Güvenilir danışman olarak muhasebecilerin müşterilere, özellikle de küçük işletme sahiplerine, Kurumsal Şeffaflık Yasası ve yeni Gerçek Yararlanıcı/İntifa Hakkı Sahipliği Bilgileri bildirimi yükümlülükleri hakkında farkındalık kazanmalarına, bunun neden önemli olduğunu ve FinCEN’in vergi sahtekârlığıyla mücadele etmek için Gerçek Yararlanıcı/İntifa Hakkı Sahipliği Bilgileri bildirimini nasıl kullandığını anlamalarına yardımcı olmaları önemlidir.

Muhasebe firmaları Gerçek Yararlanıcı/İntifa Hakkı Sahipliği Bilgileri bildiriminin sunulmasını üstlenemese de (hukuk uygulaması kapsamına girebilir), bu, muhasebe profesyonellerinin müşteri ilişkilerini güçlendirmesi için bir fırsattır.

[1] <https://www.irs.gov/pub/irs-pdf/p3583.pdf>

[2] <https://www.fincen.gov/boi>

[3] Bu dört bilgiye ilişkin İngilizce metin şöyledir: [“Name; Date of birth; Address, The identifying number and issuer from either a non-expired U.S. driver’s license, a non-expired U.S. passport, or a non-expired identification document issued by a State (including a U.S. territory or possession), local government, or Indian tribe. If none of those documents exist, a non-expired foreign passport can be used. An image of the document must also be submitted.”]

[4] <https://casetext.com/case/natl-small-bus-united-v-yellen>

[5] <https://www.findlaw.com/legalblogs/federal-courts/corporate-transparency-act-ruled-unconstitutional-but-small-business-owners-shouldnt-get-too-excited/>

[6] <https://www.fincen.gov/news/news-releases/updated-notice-regarding-national-small-business-united-v-yellen-no-522-cv-01448>

[7] <https://legal.thomsonreuters.com/en/insights/white-papers/combating-money-laundering-five-ways-to-help>

[8] <https://tax.thomsonreuters.com/blog/cryptocurrency-terms-a-beginners-guide-to-advise-your-clients/>

1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu [merhume Anası (1947-10 Temmuz 2023) Erzurum/Aşkale; merhum Babası ise Ardahan/Çıldır yöresindendir]. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte);
Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte) başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003), Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004) ile Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II, Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021), Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021), Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021), Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022), Ticari Mevzuat Notları (2022), Bilimsel Araştırmalar (2022), Hukuki İncelemeler (2023), Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024) başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 2 bin 500’e yakın Telif Makale ve Yazı ile Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak vazgeçilmez ilkesidir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.