“Asgari Kurumlar Vergisi: Uygulama Zorlukları ve Avrupa Birliği İçin İleriye Dönük Bir Yol” Başlıklı Raporda Belirlenen Bazı Hususlar

Avrupa Birliği Üyesi Devletler, 2022 yılı sonunda oybirliğiyle kabul edilen bir direktif doğrultusunda küresel asgari vergiyi uygulama sürecindedir. Bu hafta, Litvanya Serbest Piyasa Enstitüsü (Lithuanian Free Market Institute) ve Avrupa merkezli diğer birçok düşünce kuruluşu asgari verginin bazı zorluklarını özetlemek ve bazı tavsiyeler vermek üzere bir rapor[1] yayınladı.

Anılan raporda, asgari verginin ülkeler üzerinde son yıllarda yaygın olan vergi rekabeti yerine mali (fiskal) rekabete yönelik sübvansiyonlara daha fazla güvenme istikametinde baskı oluşturacağı belirtilmektedir. Bu, “Tax Foundation” (Vergi Vakfı) Kıdemli Ekonomisti Alan Cole’nin kısa süre önce tanımladığı gibi, asgari verginin “ölümcül kusuru” (fatal flaw) ile doğrudan ilgilidir.

Raporda, sübvansiyonların piyasayı bozabileceği ve kaynakların yanlış tahsisine yol açabileceği savunulmaktadır. Kamu maliyesinin baskı altında olduğu bir dönemde, bu yeni mali rekabet biçimi hem pahalı hem de potansiyel olarak israf olabilir.

Kurallar açıkça politikayı vergiyi rekabetçi bir faktör olarak kullanmaktan uzaklaştırmakta ancak bahsi geçen raporda politika yapıcıların mevcut tercihli vergi rejimlerinden nasıl geçiş yapabileceklerini açıklığa kavuşturmak için çok az şey yapıldığı belirtilmektedir. Bazı durumlarda bu tercihli rejimler sözleşmeye dayalıdır ve ülkeler bu sözleşmelerin ihlal edilmesi konusunda ihtiyatlıdır. Asgari vergi kuralları marifetiyle gelirlerini artırabilecek ülkeler, diğer yargı bölgelerinin ilave vergi geliri toplamasını izlemek zorunda kalacaktır.

Bu, geçmişte tanımladığım (ve aşağıdaki şemada gösterilen) bir zorlukla ilgilidir: Asgari vergi tasarısı kapsamında açıkça ilave vergi riski yaratacak bazı vergi tercihleri bulunmaktadır. Ancak Litvanya Serbest Piyasa Enstitüsü’nün raporunda da belirtildiği üzere, yetki alanlarının doğrudan sübvansiyonlardan kaçınarak ve mali rekabetçiliği korurken yeniden tasarlamak veya mevcut tercihlerinden geçiş yapmak için takip edecekleri net bir yol haritası yoktur.

Söz konusu raporda tespit edilen üçüncü sorun ise başvuru eşiğinde enflasyon düzeltmesinin yapılmamasıdır. Kurallar, yıllık geliri 750 milyon avronun üzerinde olan ve belirli bir ülkede geliri en az 10 milyon avro ve kârı 1 milyon avro olan işletmeler için geçerlidir. Mezkûr raporda, bu eşik değerlerin enflasyona endekslenmemesinin politikanın kapsamının zamanla genişlemesine neden olarak daha fazla uyum yükü yaratacağına dikkat çekilmektedir.

Rapor, özellikle uygulamaya hızlı geçişle birlikte şirketler için hukuki belirsizliği tartışmaya devam ediyor. Büyük ölçüde test edilmemiş vergi kuralları, işletmelerin ve ülkelerin kurallara etkili bir şekilde uyması ve bunları yönetmesi için inanılmaz çabalar gerektirecektir. Buna rağmen raporda, asgari vergi kurallarını kendi ulusal yasalarına uyarlamak için son tarihleri kaçıran altı ülkenin (Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Polonya, Portekiz, Letonya, Litvanya ve İspanya), 2024 yılının başına kadar geriye dönük olarak uygulanacak kurallara uyması beklenen vergi mükellefleri için ilave zorluklar yarattığı belirtilmektedir.

Son olarak raporda, asgari vergi kurallarının değerlendirilmesi ihtiyacına işaret edilmektedir. Avrupa Komisyonu, direktifin bir parçası olarak etki değerlendirmesi yapmamayı tercih etmiştir ancak yine de kurallar ile ilgili ilk deneyimi değerlendirebilir ve politikayı gerektiği gibi ayarlayabilir.

Politika yapıcıların bu tavsiyeleri dikkate alması faydalı olacaktır, çünkü özellikle bu yılki Avrupa seçimleri yeni Avrupa Komisyonu’na asgari vergi kurallarının olumsuz etkilerini en aza indiren ve daha fazla kesinlik hedefleyen bir rota çizme fırsatı sunacaktır.

[1] Anılan rapor [“Minimum Corporate Income Tax: Implementation Challenges and A Way Foreward for the European Union” (Asgari Kurumlar Vergisi: Uygulama Zorlukları ve Avrupa Birliği İçin İleriye Dönük Bir Yol)] için bkz. <https://en.llri.lt/wp-content/uploads/2024/05/MINIMUM-CIT-EU-DIRECTIVE_May-2024.pdf>

1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu [merhume Anası (1947-10 Temmuz 2023) Erzurum/Aşkale; merhum Babası ise Ardahan/Çıldır yöresindendir]. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte);
Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte) başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003), Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004) ile Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II, Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021), Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021), Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021), Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022), Ticari Mevzuat Notları (2022), Bilimsel Araştırmalar (2022), Hukuki İncelemeler (2023), Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024) başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 2 bin 500’e yakın Telif Makale ve Yazı ile Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak vazgeçilmez ilkesidir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.