

1. Avrupa Birliği Perspektifinden 21. Yüzyılda Vergilendirme ve Temsil Arasındaki Uyuşmazlık
Gerçek kişi (solo/bireysel) vergi mükelleflerinin artan hareketliliği olgusu tüm dünyada kendini göstermektedir. Bu Avrupa Birliği (AB) sınırları içerisinde, esas olarak Avrupa Birliği’nin, iç pazardakiler [Avrupa Birliği’nin İşleyişine İlişkin Antlaşma’nın (Treaty on the Functioning of the European Union-TFEU) 26. maddesi] ile karşılaştırılabilir koşullar altında kişilerin, malların ve hizmetlerin AB içi hareketini mümkün kılmaya yönelik temel gündemine hizmet eden AB mevzuatı ve içtihatları ile kolaylaştırılmıştır. [i] Bu, 50 yılı aşkın bir süredir AB vatandaşlarının farklı Üye Devletlerarasında kendi yaşam gerçekliklerini oluşturmaları (örneğin, ulusal sınırları geçerek) için bir teşvik olmuştur. Ancak diğer bölgelerde olduğu gibi bu gelişmeler de son yıllarda küreselleşme ve dijitalleşmenin etkisiyle daha da ivme kazanmıştır. O zamanlar özellikle Kovid-19 salgını nedeniyle (sabit bir internet bağlantısının olduğu) herhangi bir yerden çalışma fikri daha geniş kabul görmüş ve dolayısıyla önem kazanmış ve Avrupa Birliği’nde gerçek kişi vergi mükelleflerinin (aynı zamanda) hareketliliğini daha da teşvik etmiştir. [ii]
Böyle bir ortamın sunduğu olanaklar, gerçek kişi vergi mükelleflerine pek çok fayda sağlamıştır. Örneğin, çalışma koşullarının daha iyi olduğu bir Üye Devlette çalışırken aileleri ile birlikte yaşamaya karar verebilirler. Bununla birlikte, yetki alanları arası yaşam düzenlemeleri yaratma konusundaki isteklilikleri bazı dezavantajları da beraberinde getirebilir. Vergi yasasını çıkarmaktan birinci derecede sorumlu olan ulusal organlarda oy kullanma hakkı genellikle vatandaşlıkla bağlantılı olduğundan, kendilerini özellikle vergilerini çoğunlukla temel mevzuatı etkileyemedikleri bir ülkede ödedikleri bir durumda bulabilirler. [iii] Dolayısıyla bu bağlamlarda vergilendirme ile temsil arasında bir uyumsuzluk tespit edilebilir. [iv]
Bu, üzerinde durulması gereken bir konu olarak kabul edildiği takdirde, esas olarak ulusal düzeyde çözüm aranabilir. En önemlisi, ülkeler oy kullanma hakkını vatandaş olmayanları da kapsayacak şekilde genişletmeye karar verebilirler. Bu tür hedeflerin siyasi fizibilitesinin mevcut ortamda oldukça sorgulanabilir olduğu düşünülse de, [v] ‘27’ ulusal yaklaşımdan kaynaklanan beklenen yasal çeşitlilik, daha geniş bir AB perspektifinden bakıldığında sorunlu da bulunabilir.
2. Birlik Düzeyindeki Vergi Mevzuatı, Avrupa Birliği’nde Vergilendirme ile Temsil Arasındaki Uyuşmazlığın Azaltılmasına Nasıl Yardımcı Olabilir?
Uyuşmazlık sorununa yönelik çözümlerin ulusal düzeyde tanımlanması sonucunda karşılaştırılabilir durumlara eşit olmayan bir şekilde muamele edilmesinin istenmeyen bir durum olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, temel olarak kişinin AB entegrasyonunun ideal düzeyine ilişkin algısına bağlıdır. Bu olgu bir yandan, Avrupa Birliği içinde bazı açılardan birbiriyle yakından bağlantılı olan ancak yine de özerk devletler oluşturan 27 yargı bölgesinin varlığını sürdürmesinin mantıksal sonucu olarak görülebilir. Başka bir (entegrasyoncu) görüş, AB içi kişisel hareketlilikten kaynaklanan vergilendirme ve temsil arasındaki uyumsuzluğu hafifletmek için ortak bir AB yaklaşımının tercih edilmesine yol açabilir. İkinci anlayış esas alınırsa, vergi mevzuatının ilgili yönetmelik veya direktifler marifetiyle Birlik düzeyinde giderek artan (önceden) belirlenmesinde meselenin doğrudan çözümü görülebilir.
İkincil AB mevzuatı genellikle Üye Devletlerin yasalarını uyumlu hale getirmek için çıkarılmaktadır, ancak bu mevzuat (ek olarak) AB vatandaşlarının vergilendirilmesi ve temsili arasındaki uyumun yeniden sağlanmasına nasıl katkıda bulunabilir? Vergilendirme alanındaki AB mevzuat düzenlemeleri geleneksel olarak Avrupa Birliği’nin İşleyişine İlişkin Antlaşma’nın 113. ve 115. maddeleri kapsamında (sırasıyla dolaylı ve doğrudan vergilendirme amacıyla) kabul edilmiştir. [vi] Her iki hüküm de temel olarak Avrupa Birliği Konseyi’nde oybirliği gerektirmektedir. AB Konseyi, ulusal parlamentolardaki temsilcileri aracılığıyla genellikle ulusal halk tarafından dolaylı olarak meşrulaştırılan, bakanlık düzeyindeki Üye Devlet temsilcilerinden oluşur [Avrupa Birliği Antlaşması’nın 16(2) no.lu maddesi]. AB vatandaşları temel olarak, nerede yaşadıklarına veya çalıştıklarına bakılmaksızın vatandaşı oldukları Üye Devletteki ilgili seçimlerde oy kullanabildiklerinden, [vii] vergi mevzuatına ilişkin kararlar Birlik düzeyinde alındığında, bireysel bir vergi mükellefinin ‘hareketli’ veya ‘hareketsiz’ statüsü bir fark yaratmamalıdır. Buna göre, AB içindeki vergi yasalarının daha fazla yakınlaştırılması, esas olarak, vergilendirme ve temsil arasındaki uyum derecesi açısından bu iki vergi mükellefi grubunun durumlarının giderek yakınlaşmasına yol açmalıdır.
3. Neden Avrupa Birliği Düzeyinde Vergi Mevzuatını Artırmak Yine de (Henüz?) Uyuşmazlık Sorunlarını Çözmede Bir ‘Felsefe Taşı’ Değildir?
‘Hareketli’ veya ‘hareketsiz’ AB vatandaşlarının eşit temsilini sağlamaya yönelik AB yasama prosedürlerinin spesifik kalitesi, bu nedenle açıkça uyumsuzluk sorunlarının AB temelli çözümler yoluyla ele alınmasının lehine konuşmaktadır. Ancak, AB mevzuatı yapılarının optimalin altında demokratik meşruiyet standartları sergilediğini ve bu durumun söz konusu sorun üzerinde gözle görülür etkiler yarattığını da unutmamak gerekir.
AB vergi mevzuatının temel yetki hükümleri, tüm karar alma yetkilerini Konsey’e, dolayısıyla doğrudan AB vatandaşları tarafından seçilmeyen bir organa tahsis etmektedir. Dolayısıyla, ulusal parlamento seçimleri amacıyla oluşturulan doğrudan oy kullanma prosedürleri ile karşılaştırıldığında, bu düzeydeki vergi politikası üzerindeki etkileri azalmaktadır. Benzer bir iddia, Konsey ve Avrupa Parlamentosu tarafından ortak karar alma için ilgili yetki esasları sağlansa bile (olağan yasama prosedüründe olduğu gibi [viii]), Avrupa Parlamentosu seçimlerine ilişkin Üye Devletlerde yürürlükte olan oldukça farklı kurallar dikkate alındığında yapılabilir. [ix]
Bu iyi bilinen eksiklikler, vergilerini (çoğunlukla) ödedikleri Üye Devlette oy kullanma hakkına sahip olmayan ‘hareketli’ vergi mükellefleri üzerinde prensip olarak daha az etkili olmalıdır. Sonuçta, ulusal vergi karar alma sürecini etkileme olasılıkları yoksa temsil dereceleri, ulusal vergilerin AB mevzuatı tarafından giderek artan (önceden) tanımlanmasıyla iyileştirilmelidir. Tam tersine, yaşam gerçeklikleri (neredeyse) yalnızca vatandaşı oldukları Üye Devlette gerçekleşen AB vatandaşlarının durumu bu tür gelişmelerin sonucunda daha da kötüleşecektir. Bunun nedeni, ilgili karar alma organlarındaki doğrudan temsillerinin ‘salt’ dolaylı temsile indirgendiği bir durumla karşı karşıya kalacak olmalarıdır.
4. Sonuç
Vergilendirmenin demokratik meşrulaştırılması idealinin ışığında, (AB içi) vergi mükellefi hareketliliğinin bir sonucu olarak vergilendirme ile temsil arasındaki uyumsuzluk, 21. yüzyılda giderek daha önemli ve acil bir sorun haline gelmektedir. Özellikle AB gibi birbirine sıkı sıkıya bağlı bir toplulukta, tek tek devletlerin bu endişeleri yeterince giderme yeteneğini sorgulamak için zorlayıcı nedenler vardır. Ancak, önceki analizin de gösterdiği gibi, mevcut AB yasal çerçevesi içerisinde konuya ikna edici ve hatta en uygun AB temelli çözümü belirlemek de aynı derecede zordur. Bunun nedeni, vergi karar alma mekanizmasının Birlik düzeyine aktarılmasının, özellikle vergilerini öncelikle vatandaşı olduğu Üye Devlette ödeyen AB vatandaşlarının konumu üzerindeki olumsuz etkisidir. Bu nedenle, AB temelli tedbirlerin seçeneği değerlendirilirken, bunların vergilendirme ve temsil arasındaki uyumsuzluk açısından muğlak sonuçları dikkate alınmalıdır.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
