Bir Vakıf Ne Zaman “Yerleşik/Mukim” Olur? Vakıflarda Vergi Yerleşikliğine Yönelik ABD ve İtalya Yaklaşımlarının Karşılaştırılması [İtalya ve Vakıflar: Vergi Amaçları İçin Bir Kurum Olarak Nitelendirilen Sözleşmesel Bir Emanet İlişkisi]

Giriş

İtalya kendine has bir yerel vakıf yasasına sahip olmasa da, İtalya’nın 1989 yılında onayladığı Vakıflara Uygulanacak Hukuk ve Bu Vakıfların Tanınmalarına İlişkin Lahey Sözleşmesi’ne [Hague Convention on the Law Applicable to Trusts and on their Recognition] taraf olan bir yargı bölgesinin yasaları uyarınca geçerli bir şekilde kurulmuş vakıfları tanır.

Ancak bu tanıma otomatik değildir. Vakıf [trust], anılan Sözleşme’nin 2. maddesinde belirtilen temel özellikleri karşılamalıdır:

  • Varlıklar ayrı bir fon oluşturur ve bu fon mütevellinin kendi mülkünün bir parçası değildir;
  • Vakıf varlıklarının mülkiyeti mütevelli (heyeti) veya mütevelli adına başka bir kişi tarafından tutulur;
  • Mütevelli, vakfın şartlarına ve kendisine yasa tarafından yüklenen görevlere uygun olarak vakıf varlıklarını yönetme, kullanma veya elden çıkarma yetkisine ve görevine sahiptir ve bu konuda sorumludur.

Özellikle, kurucunun belirli hak ve yetkileri saklı tutması ve mütevellinin kendisinin bir yararlanıcı olarak haklara sahip olabilmesi, bir vakfın varlığıyla mutlaka çelişmez.

Bu koşullar sağlandığı takdirde İtalya, bir vakıf kurulması için yerel bir yasal çerçeve sunmasa bile, hukuki ve vergisel amaçlarla vakfı tanıyacaktır.

  1. Mali Açıdan Şeffaf Olmayan (Opak) ve Mali Olarak Şeffaf Vakıflar Arasındaki Sınıflandırma

Vergi amaçları açısından, vakıflar vergiye tabi kuruluşlar olarak nitelendirilir ve Kurumlar Vergisinin [Imposta sul Reddito sulle Società; corporate income tax] kapsamına girer.

İtalyan hukukuna göre vakıflarda iki ana vergi sınıflandırması vardır:

  • Mali açıdan şeffaf olmayan vakıflar [opak vakıflar (fiscally opaque trusts)], vakfın gelirinin tamamen mütevellinin takdirine bağlı olarak dağıtılabildiği vakıflar.
  • Mali açıdan şeffaf vakıflar [fiscally transparent trusts], yani gelirinin tamamının veya bir kısmının, vakıf geliri üzerinde kesin bir hakka sahip olan belirli tanımlanmış yararlanıcılara dağıtılması gereken vakıflar.

Mali açıdan şeffaf olmayan bir vakıf söz konusu olduğunda, vakıf, Kurumlar Vergisi oranı yüzde 24 olan vakıf düzeyinde tahsil edilen vergiden sorumludur.

Mali açıdan şeffaf bir vakıf ise, gelirini vakıf düzeyinde hesaplar, ancak vergi, dağıtım yapılmasa bile, gelir sahipleri tarafından vakıf gelirine ilişkin haklarına orantılı olarak ödenir.

  1. İtalya’nın Vakıfların Vergi Mukimliğine İlişkin 2024’ten İtibaren Geçerli Yeni Kuralları

İtalya, 2024 yılından itibaren vakıflar da dâhil olmak üzere tüzel kişilerin ikametgâhını belirlemek için yeni bir çerçeve benimsemiştir. 209/2023 sayılı Kararnameyle, İtalya Gelir Vergisi Yasası’nın [Testo Unico delle Imposte sui Redditi; Income Tax Code] 73(3) no.lu maddesi yeniden yazılarak, güncelliğini yitirmiş veya belirsizliği olan kavramlar (faaliyet alanı ve idari merkez gibi) ortadan kaldırılmış ve bunlar üç alternatif kriterle değiştirilmiştir.

Buna göre, bir vakıf (veya herhangi bir diğer kuruluş), vergilendirme döneminin büyük çoğunluğunda İtalya’da aşağıdakilere sahipse İtalya’da vergi mükellefi olarak kabul edilir:

  • Hukuki merkezi [sede legale (legal seat)] İtalya’da veya
  • Etkin yönetim yeri [sede di direzione effettiva (place of effective management)] İtalya’da veya
  • Başlıca olağan yönetim yeri [gestione ordinaria in viaprinele (principal ordinary management location)] İtalya’da.

Etkin yönetim yeri, vakfın bütününe ilişkin stratejik kararların alındığı yerdir. Olağan yönetim yeri ise, günlük idari kararların ve faaliyetlerin yürütüldüğü yerdir.

Vakıflar söz konusu olduğunda hukuki merkez genellikle önemsiz olsa da, diğer iki kriter oldukça pratik ve öze dayalıdır ve genellikle mütevellinin konumuyla uyumludur. Bu şekilde, 2024 tarihli reform çok ihtiyaç duyulan netliği ve uluslararası standartlarla uyumu getirmiştir.

  1. ABD Karşılaştırması: “Mahkeme ve Kontrol” Testi

Buna karşılık, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Federal Gelir Vergisi amaçları için vakıfları Gelir Vergisi Yasası [Internal Revenue Code] madde 7701(a-30-E) ve buna eşlik eden düzenlemeler uyarınca yerel veya yabancı olarak sınıflandırmaktadır. Bir vakıf yalnızca aşağıdakilerin her ikisini de karşılıyorsa yerel kabul edilir:

  • Mahkeme testi [court test]: Bir ABD mahkemesinin, vakfın yönetimi üzerinde birincil denetime sahip olması gerekir.
  • Kontrol testi [control test]: Bir veya daha fazla ABD vatandaşının, vakfın tüm önemli kararlarını kontrol etme yetkisine sahip olması gerekir.

Her iki testten de geçememesi durumunda, söz konusu vakıf yabancı olarak sınıflandırılır ve ABD vergi mükellefleri için kapsamlı vergilendirme ve beyan sonuçları doğurur.

  1. İkamet Sınıflandırmasının Önemi

Bir vakfın İtalya’da yerleşik ya da yerleşik olmayan olması vergilendirme kapsamını belirler:

  • Mali açıdan şeffaf olmayan yerleşik bir vakıf [resident fiscally opaque trust], gelirin nereden kaynaklandığına bakılmaksızın, dünya çapındaki geliri üzerinden İtalyan vergisine tabidir.
  • Mali açıdan şeffaf olmayan yerleşik olmayan bir vakıf [non-resident fiscally opaque trust] da, yalnızca İtalya kaynaklı gelir üzerinden İtalya’da vergiye tabidir.
  • Mali açıdan şeffaf yerleşik bir vakfın yararlanıcıları [beneficiaries of a resident fiscally transparent trust], vakfın ikametgâhına dayalı olarak İtalyan kaynaklı olarak yeniden nitelendirilen vakfın tüm gelirindeki payları üzerinden vergilendirilir.
  • Mali açıdan şeffaf yerleşik olmayan bir vakfın yararlanıcıları [beneficiaries of a non-resident fiscally transparent trust] ise, İtalya’da yalnızca vakfın İtalyan kaynaklı gelirlerinden kendi paylarına düşen miktar üzerinden vergilendirilirler.

Bu nedenle, bir vakfın ikamet statüsünün belirlenmesi, sınır ötesi vergi planlaması ve uyumunda kritik bir eşik konusudur.

  1. Planlama Sorunları

Sınır ötesi aileler ve danışmanlar için, bir vakfın her iki yargı alanında nasıl ele alındığını anlamak, uyumsuzlukları ve istenmeyen vergi sonuçlarını önlemek açısından önemlidir.

İtalyan bir mütevelli heyeti bulunan bir vakıf genellikle İtalya’da ikamet edecek ve dünya çapındaki gelirleri üzerinden İtalya’da vergilendirilecektir.

Mütevelli yurtdışındaysa, ancak günlük idari işler veya önemli kararlar İtalya’da gerçekleşiyorsa, öz-biçim yaklaşımı uyarınca vakıf hâlâ İtalya’da yerleşik olarak kabul edilebilir.

ABD’de ise, herhangi bir yabancı kişinin önemli bir vakıf kararını kontrol etmesi, vakfın ABD yasalarına tabi olması veya ABD’de yönetilmesi durumunda bile, vakfın yabancı olması için yeterlidir.

Her iki sistemde de, kuruluş yeri gibi formalitelerden ziyade, karar alma ve yönetim içeriği daha ağır basmaktadır.

Sonuç

2024 tarihli İtalyan reformu, vakıfların vergi mükellefi olarak veya vergi mükellefi olmayarak sınıflandırılmasına açıklık ve öngörülebilirlik getirmeye yardımcı olur. Ayrıca İtalyan yaklaşımını uluslararası normlara daha da yakınlaştırır ve varlıkların doğası veya yasal kuruluşun yeri yerine vakfın nerede yönetildiğine odaklanır.

Sınır ötesi aileler ve danışmanlar, vergi ikametgâhının planlama hedefleriyle uyumlu olmasını sağlamak ve istenmeyen çifte ikametgâh veya kaynakta vergilendirmeyi önlemek için mütevelli heyeti düzenlemelerini ve idari uygulamaları gözden geçirmelidir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.