

G7[1], Haziran ayında, ABD’li (Amerika Birleşik Devletleri) grupları İkinci Sütun’un gelir dâhil etme kuralı ve eksik vergilendirilmiş kârlar kuralı [income inclusion rule and undertaxed profits rule] kapsamı dışında bırakacak “yan yana” küresel bir asgari vergi çözümü [a global minimum tax side-by-side solution] konusunda siyasi bir anlaşmayı duyurmuştur[2]. Uygulamanın ayrıntıları üzerindeki müzakereler devam etmektedir, ancak yan yana bir çözümün ABD’li çokuluslu şirketlere Avrupa Birliği veya diğer G7 ülkelerindeki firmalara göre sistematik olarak bir avantaj sağlayıp sağlamayacağı sorusu[3] hâlâ cevapsızdır.
“Avantaj” kavramını anlamanın birkaç yolu ve cevabı belirlemek için dört soru mevcuttur:
ABD’nin yerel kurumlar vergisi kuralları ABD’yi bir vergi cenneti mi yapar?
ABD’nin sınır ötesi kuralları İkinci Sütun kurallarından daha mı az katıdır?
Yan yana bir anlaşmanın olmaması durumunda, her iki yönde de bir avantaj olur mu?
Politikaların ötesinde, ABD asgari vergi kurallarının uyum maliyetleri İkinci Sütun’dan daha mı az külfetlidir?
Bunlardan ilki muhtemelen en basit cevaptır. ABD, yüzde 21’lik bir yerel vergi oranı ve yüzde 15’lik ayrı bir alternatif asgari kurumlar vergisi [corporate alternative minimum tax] ile İkinci Sütun standartlarına göre bir vergi cenneti değildir. ABD, yüksek vergi ve yüksek içerik oranına sahip bir yargı bölgesi olması nedeniyle İkinci Sütun kurallarının ruhunu ihlal etmemektedir. İronik bir şekilde, Matrah Aşındırma ve Kâr Aktarımı [Base Erosion and Profit Shifting-BEPS] 1.0 ve 2.0 Projeleri boyunca, bazı Avrupa Birliği Üye Devletleri ve diğer bazı küçük yargı bölgeleri bu konuda daha fazla endişe duymuştur.
İkincisi, ABD Kongresi yakın zamanda Büyük Güzel Yasa’daki[4] [net kontrol edilen yabancı şirket[5] testli gelir (eski adıyla Küresel Maddi Olmayan Düşük Vergilendirilmiş Gelir[6])] uluslararası vergi kurallarını, kuralların kendileri farklı olmasına rağmen, İkinci Sütun’a benzer bir sonuç elde etmek için değiştirmiştir. Net kontrol edilen yabancı şirket testli gelirin oranı yüzde 15’in altında olsa ve ülke bazında vergilendirme yerine karma bir formül kullansa da, bir PwC raporunda[7], ABD şirketlerinin 2012 yılından 2024 yılına kadar her yıl yüzde 15’i aşan yurtdışı gelirleri için efektif vergi oranı ödediği ortaya koyulmuştur. 2021’de ise efektif vergi oranı yüzde 25’in üzerine çıkmıştır. Daha az cömert yurtdışı vergi indirimi, madde bazlı istisnanın[8] kaldırılması, zararların devredilmesinin olmaması ve faiz indirimi kuralları hesaba katıldığında, ABD sistemi İkinci Sütun’dan daha katı olabilir[9].
Üçüncüsü, bir anlaşmanın olmaması durumunda, ABD firmaları, İkinci Sütun kapsamındaki düzenleme kuralları ve vergi indirimlerinin ele alınışı nedeniyle çifte vergilendirmeyle karşı karşıya kalabilir; oysa ABD, İkinci Sütun’un başlangıcından önce, 2017 yılında asgari vergiyi benimseyen ilk ülkeydi. OECD, 2020 yılında bu genel ilkeyi kabul etmiş ve kendi İkinci Sütun planında yan yana bir kavramı [side-by-side concept {“birlikte var olma” (co-existence) olarak da adlandırılır}] özetlemiştir[10].
Son olarak, uyum maliyeti avantajı konusu incelikli ve bir avantajın nerede olabileceği belirsizdir.
Başlangıç olarak, tüm ülkelerde eşit bir vergi uyumu yükü olduğunu varsaymak şüphelidir. ABD vergi yasası, karmaşıklığın ve uyum yükünün büyük bir kısmının işletme gelirinin vergilendirilmesiyle ilgili kurallardan kaynaklandığı olağanüstü derecede karmaşıktır. ABD İç Gelir İdaresi [Internal Revenue Service-IRS]; vergi mükelleflerinin 2025 yılında federal vergi yasasına uymak için 7 milyar saatten fazla zaman harcayacağını ve 148 milyar dolar cepten maliyet ödeyeceğini tahmin etmekte olup bu da toplamda 536 milyar dolarlık parasal uyum maliyetine[11] veya gayrisafi yurtiçi hâsılanın yaklaşık yüzde 1,8’ine denk gelmektedir. Bunun çoğu, ortalama bir şirketin yaklaşık 15 bin dolara[12] ve ortalama büyük bir şirketin yaklaşık 140 bin dolara mal olduğu kurumlar vergisi beyannameleri de dâhil olmak üzere çeşitli kurumlar vergisi beyannamelerine atfedilmektedir. Sınırlı sayıda çalışmada da, ülkeler arasında uyum maliyetleri karşılaştırılmakta[13] ve genel olarak ABD’nin, özellikle işletmeler için, nispeten yüksek uyum maliyetlerine yol açan nispeten karmaşık bir vergi yasasına sahip olduğu bulunmaktadır.
Ancak, yan yana çözüm için daha önemli olan, net kontrol edilen yabancı şirket testli gelir (yani Küresel Maddi Olmayan Düşük Vergilendirilmiş Gelir) ve gelir dâhil etme kuralı/eksik vergilendirilmiş kârlar kuralının özellikli uyum yükü karşılaştırmasıdır. Çalışmalarda, hem Küresel Maddi Olmayan Düşük Vergilendirilmiş Gelir hem de İkinci Sütun’un uyum yüklerinin önemli olduğu gösterilmektedir, ancak hangisinin daha ağır olduğu belirsizdir. Tax Foundation tarafından geçen yıl 21 büyük çokuluslu şirket üzerinde yapılan bir ankette[14], uyum maliyetlerini artıran faktörün İkinci Sütun’dan ziyade Küresel Maddi Olmayan Düşük Vergilendirilmiş Gelir olduğu tespit edilmiştir. Bunun nedeni, kısmen ABD odaklı olması (bir şirket hariç tamamının ABD’de bulunması) ve Küresel Maddi Olmayan Düşük Vergilendirilmiş Gelir kurallarının daha uzun süredir yürürlükte olması (2017’de yürürlüğe girmesi ve sonraki düzenlemelerle netleştirilmesi) olmuştur. Tüm şirketler, 2017 yılından bu yana vergi karmaşıklığında bir artış olduğunu ve 2017’den 2023 yılına kadar uyum maliyetlerinde ağırlıklı ortalama yüzde 32’lik bir artış olduğunu bildirmiştir. Çoğu şirket, uyum maliyetindeki artışı öncelikle giderek karmaşıklaşan uluslararası kurallara, özellikle de Vergi Kesintileri ve İstihdam Yasası reformlarına (GILTI, BEAT ve FDII) bağlamış; daha az sayıda şirket ise İkinci Sütun kurallarına atıfta bulunmuştur.
Şirketler, federal gelir vergisi uyum maliyetlerinin ortalama yüzde 43’ünün yabancı kaynaklı gelir ile ilgili kurallardan kaynaklandığını ve bunun 2022 veya 2023 vergilendirme döneminde şirket başına yaklaşık 4 milyon ABD doları tutarında olduğunu tahmin etmektedir. Şirketler, federal gelir vergisine uyum maliyetini artıran faktör olarak en sık Küresel Maddi Olmayan Düşük Vergilendirilmiş Geliri göstermiş ve bazı şirketler, bunu (ve yabancı gelirin dâhil edilmesini) ABD eyalet gelir vergisine uyum maliyetine katkıda bulunan bir faktör olarak belirtmiştir.
Almanya’daki İkinci Sütun uyum maliyetleri üzerine 2022 tarihli bir araştırmaya[15] göre, araştırmanın yazarları tarafından Alman çokuluslu şirketlerinin uygulama için yaklaşık 319 milyon avro (şirket başına ortalama yaklaşık 703 bin avro) ve devam eden uyum için yıllık 100 milyon avro (şirket başına yaklaşık 214 bin avro) ödeyeceği, daha büyük şirketler için ise daha yüksek maliyetler öngörülmüştür. Deloitte tarafından geçen yıl dünya çapındaki çokuluslu şirketlerin 500 vergi lideri ve mali işler sorumlusu (CFO) ile yaptığı bir ankette[16] de; katılımcıların yüzde 70’inin İkinci Sütun ile ilgili uyum maliyetlerine yılda 500 bin ABD doları veya daha fazla harcama yapmayı beklediği, yüzde 25’inin ise 1 milyon ABD dolarından fazla harcama yapmayı beklediği ortaya koyulmuştur. Ancak yalnızca yüzde 53’ü İkinci Sütun nedeniyle daha yüksek vergi yükümlülükleri beklemektedir ki; bu da birçok şirketin uyum maliyetlerinin İkinci Sütun için yapılan vergi ödemelerini aşacağını göstermektedir. Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 77’sinin İkinci Sütun’un “yeni kuralların karmaşıklığı, netlik ve kesinlik eksikliği ve ülkelere göre farklı yorumlar” nedeniyle daha fazla vergi anlaşmazlığına yol açacağını düşündüğünü de ortaya koymuştur.
Her iki sistemin de ne kadar karmaşık olduğu göz önüne alındığında, ABD sistemi veya OECD kuralları için bariz bir uyum maliyeti avantajı hesaplamak zordur. Ayrıca, uluslararası politikalar değişmeye devam ettikçe, gelecekteki uyum maliyetlerini tahmin etmek zordur. Avrupa Birliği, G7 ülkeleri ve İkinci Sütun’u uygulayan diğer yargı bölgeleri arasında kalıcı güvenli limanlar müzakere edilirse, bu, İkinci Sütun’a uyum sağlamanın bazı ek maliyetlerini telafi etmeye yardımcı olabilir.
Yan yana çözümü tüm katılımcı ülkeler için kabul edilebilir kılmak için, farklı yargı bölgeleri için haksız avantajları en aza indirmek önemlidir. Ancak, çözümün uluslararası mı yoksa yerel mi olması gerektiğini belirlemek de aynı derecede mühimdir.
Misilleme niteliğindeki vergi önlemleri ve Atlantik ötesi anlaşmazlıkların yaşandığı bir dünyaya geri dönmek yerine, OECD, ABD’nin uyum maliyeti avantajına sahip olma riskini azaltmak için kuralları basitleştirerek ve G7 ülkeleriyle yan yana bir çözüm üzerinde çalışarak İkinci Sütun’un uyum maliyetlerini azaltmaya devam etmelidir. Sonuçta, böyle bir düzenlemeyi ilk öngören OECD’nin kendisiydi.
[1] G7: Gelişmiş yedili (ABD, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya ve Birleşik Krallık).
[2] < https://home.treasury.gov/news/press-releases/sb0181 >.
[3] < https://news.bloombergtax.com/daily-tax-report/countries-list-host-of-qualms-about-us-side-by-side-tax-deal >.
[4] OBBBA: One Big Beautiful Bill Act (Büyük Güzel Yasa). < https://taxfoundation.org/blog/big-beautiful-bill-international-tax-changes/ >.
[5] CFCs: Controlled foreign corporations (kontrol edilen yabancı şirketler).
[6] GILTI: Global Intangible Low-Taxed Income (Küresel Maddi Olmayan Düşük Vergilendirilmiş Gelir).
[7] < https://www.actontaxreform.com/2025/09/15/report-u-s-companies-consistently-exceed-the-global-minimum-tax-reinforcing-the-case-for-a-parallel-system/ >.
[8] Çevirenin Notu: Madde bazlı istisna, maddi duran varlıklar ve ücret/maaş (bordro) maliyetleri için yapılan harcamalara ilişkin istisnadır.
[9] < https://news.bloombergtax.com/daily-tax-report-state/side-by-side-pillar-two-deal-a-good-start-toward-tax-simplicity >.
[10] < https://www.oecd.org/en/publications/tax-challenges-arising-from-digitalisation-report-on-pillar-two-blueprint_abb4c3d1-en/full-report.html >.
[11] < https://taxfoundation.org/data/all/federal/irs-compliance-complexity-tax-costs/ >.
[12] < https://www.irs.gov/pub/irs-pdf/i1120.pdf >.
[13] < https://archive.doingbusiness.org/en/reports/thematic-reports/paying-taxes-2020 >; < https://taxfoundation.org/research/all/global/2024-international-tax-competitiveness-index/ >; < https://www.nber.org/papers/w31944 >.
[14] < https://taxfoundation.org/research/all/federal/us-business-tax-compliance-costs-survey/ >.
[15] < https://www.zew.de/en/publications/significant-costs-limited-benefits-a-global-minimum-tax-in-germany >; < https://taxfoundation.org/location/germany/ >.
[16] < https://www.deloitte.com/content/dam/assets-shared/docs/services/tax/2024/dttl-pillar-two-research-report.pdf >.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
