

Ülkeler son yıllarda, uluslararası vergi kurallarında çokuluslu şirketleri etkileyen önemli değişiklikleri tartışmaktadır. Ekim 2021’de, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’ndaki [Organisation for Economic Co-Operation and Development; OECD] müzakerelerin ardından, 130’dan fazla üye ülke yeni vergi kuralları taslağı üzerinde anlaşmıştır[1]. Ancak, bu ilk anlaşmadan bu yana geçen yıllarda çok şey değişmiştir.
OECD önerisi, 2019 yılından beri tartışılan bir taslağı takip etmektedir. Reformun iki “sütunu” mevcuttur: Birinci Sütun[2], uygulanırsa, müşterilerin ikamet ettiği ülkelere daha fazla vergi hakkı aktaracak ve yaklaşık 200 milyar dolarlık kârı etkileyecektir. İkinci Sütun ise, düşük vergili bölgelerdeki kazançlara sahip şirketlere uygulanan vergileri artırarak küresel çapta tahmini 220 milyar dolarlık vergi geliri sağlayacak[3] şekilde yüzde 15 oranında bir küresel asgari vergi getirmektedir.
Birinci Sütun için çok taraflı anlaşmanın taslağı Ekim 2023’te yayınlanmış ve nihai bir anlaşma için nihai tarih Haziran 2024 olarak belirlenmiştir. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile ayrımcı dijital hizmet vergileri uygulayan birkaç ülke arasındaki anlaşma[4] da sona ermiştir. Bu anlaşmanın bir parçası olmayan Kanada, kendi dijital hizmet vergisini uygulamayı planlamış, ancak Haziran 2025’te bu yönde bir değişiklik yapmıştır[5]. Ancak, Birinci Sütun’un dijital hizmet vergileri ile ilgili anlaşmazlıkları çözme fırsatı sona ermiş gibi görünmektedir.
İkinci Sütun uygulaması ise, ilk benimseyenler için 2024 yılında başlamıştır.
- Birinci Sütun Uluslararası Vergilendirme Haklarını Değiştirecek
Birinci Sütun, 20 milyar avronun üzerinde geliri ve yüzde 10’un üzerinde kâr marjı olan şirketler için geçerli olacak “A Miktarı”nı içerecektir. Bu şirketler için, kârlarının bir kısmı satış yaptıkları yargı bölgelerinde vergilendirilecek olup; yüzde 10’un üzerindeki kâr marjının yüzde 25’i vergilendirilebilir. Yedi yıllık bir inceleme süresinin ardından, 20 milyar avroluk eşik 10 milyar avroya düşebilir.
A Miktarı, büyük çokuluslu şirketlerin faaliyet gösterdiği ülkelerden müşterilerinin bulunduğu ülkelere vergi gelirlerinin sınırlı bir şekilde yeniden dağıtılmasıdır. ABD şirketleri, bu şirketlerin büyük bir kısmını oluşturmaktadır.
ABD Kongresi’ndeki Müşterek Vergilendirme Komitesi[6], ABD’nin A Miktarı nedeniyle muhtemelen bir miktar vergi geliri (tek bir yılda 1,4 milyar dolar) kaybedeceğini tahmin etmektedir. Ayrıca, A Miktarı kapsamında yeniden dağıtılacak potansiyel kârların yaklaşık yüzde 70’inin ABD’li çokuluslu şirketler tarafından elde edileceği öngörülmektedir.
Birinci Sütun, şirketlerin pazarlama ve dağıtım gibi yabancı operasyonlar üzerindeki vergileri hesaplamaları için daha basit bir yöntem sağlayacak olan “B Miktarı”nı da içerecektir. OECD, Aralık 2024’te, Ocak 2025’ten itibaren B Miktarı çerçevesinin kullanımına ilişkin bir rehber yayınlamıştır[7].
- İkinci Sütun, Küresel Asgari Vergiyi Getiriyor
İkinci Sütun[8], küresel asgari vergidir. Üç ana kural ve vergi anlaşmaları için dördüncü bir kural içerir. Bu kurallar, 750 milyon avronun üzerinde geliri olan şirketler için geçerlidir. Model kurallar Aralık 2021’de yayınlanmıştır[9].
Kuralların ilki, ülkelerin hâlihazırda yüzde 15’lik asgari efektif oranın altında vergilendirilen kârları vergilendirme hakkını ilk elde etmek için kullanabilecekleri bir yerel asgari vergidir [domestic minimum tax].
Kuralların ikincisi, bir şirketin yabancı gelirinin ana şirketin vergilendirilebilir gelirine ne zaman dâhil edilmesi gerektiğini belirleyen bir gelire dâhil etme kuralıdır [income inclusion rule]. Anlaşma, asgari efektif vergi oranını yüzde 15 olarak belirlemiştir; aksi takdirde, şirketin kendi ülkesinde ek vergiler ödenmesi gerekecektir.
Gelire dâhil etme kuralı, maddi varlıkların (ekipman ve tesisler gibi) değerinin yüzde 8’i ve ücret-maaş giderlerinin yüzde 10’u düşüldükten sonra yurt dışı kârlarına uygulanacaktır. Bu kesintiler, 10 yıllık bir geçiş döneminde her biri yüzde 5’e düşürülecektir.
Daha da önemlisi, İkinci Sütun kuralları, vergi muhasebesi verilerinden ziyade öncelikle finansal (yani ‘defter’) muhasebe verilerine [financial (book) accounting data] dayanmaktadır. Bu defter/vergi farklılıkları[10] [book/tax differences], İkinci Sütun kurallarının, net işletme zararları ve sermaye (yatırım) indirimlerini[11] içerebilen ertelenmiş vergi varlıklarına odaklanarak zamanlama farklılıklarını hesaba kattığı anlamına gelir. Ancak, bu ertelenmiş vergi varlıkları asgari yüzde 15 vergi oranı üzerinden değerlendirilmelidir.
Yurt dışı kazançları vergilendiren diğer kurallar gibi, gelire dâhil etme kuralı da sınır ötesi yatırımların vergi maliyetlerini artıracak ve yurt içi operasyonlar da dâhil olmak üzere dünya genelinde nerede işe alım yapılacağı ve yatırım yapılacağına ilişkin iş kararlarını etkileyecektir.
İkinci Sütun’daki üçüncü kural ise, farklı bir yargı bölgesindeki başka bir ilgili kuruluş yüzde 15’lik efektif oranın altında vergilendiriliyorsa, bir ülkenin bir şirket üzerindeki vergileri artırmasına olanak tanıyan “düşük vergilendirilen kârlar” kuralıdır [undertaxed profits rule]. Birden fazla ülke benzer bir ek vergi uyguluyorsa, vergilendirilebilir kâr, maddi varlıkların ve çalışanların konumuna göre bölünür.
Yurtiçi asgari vergi, gelire dâhil etme kuralı ve düşük vergilendirilen kârlar kuralı birlikte, hem yurt dışına yatırım yapan şirketler hem de yurt içinde yatırım yapan yabancı şirketler için asgari bir vergi oluşturur. Bunların hepsi en az yüzde 15’lik asgari efektif orana bağlıdır ve bir şirketin faaliyet gösterdiği her yargı bölgesi için geçerli olacaktır.
İkinci Sütun’daki dördüncü kural da, ülkelere aksi takdirde yalnızca düşük bir vergi oranıyla karşılaşabilecek ödemeleri vergilendirme yetkisi vermek için bir vergi anlaşması çerçevesinde kullanılması amaçlanan “vergiye tabi olma” kuralıdır [subject to tax rule]. Bu kuralın vergi oranı yüzde 9 olarak belirlenecektir.
İkinci Sütun’un özetlenen sürümü, ülkelerin kurallarını tasarlamak için kullanabilecekleri bir şablondur. Yeterli sayıda ülke kuralları benimserse, dünya genelindeki şirket kârlarının önemli bir kısmı yüzde 15’lik bir efektif vergi oranıyla karşı karşıya kalacaktır.
Yirmi yedi Avrupa Birliği Üye Devleti, oybirliğiyle kabul edilen bir direktif doğrultusunda İkinci Sütun kurallarını uygulama sürecindedir[12]. Yıllık cirosu en az 750 milyon avro olan şirketler, gelir eşiğini karşılayan tamamen yerel gruplar da dâhil olmak üzere, 2024 yılından itibaren yüzde 15’lik asgari vergi oranını ödemeye başlamıştır.
On ikiden fazla kapsam dâhilinde çokuluslu gruba sahip Üye Devletler, gelire dâhil etme kuralını 31 Aralık 2023 tarihinden, düşük vergilendirilen kârlar kuralını ise 31 Aralık 2024 tarihinden itibaren uygulamak zorundadır. On ikiden az gruba sahip Üye Devletler, her iki kuralı da altı yıl ertelemeyi seçebilirler. Raporlara göre bunlar arasında Estonya, Letonya, Litvanya, Malta ve Slovak Cumhuriyeti bulunmaktadır[13].
- İkinci Sütun’un Mevcut Durumu
06 Ağustos 2025 tarihi itibarıyla 65 ülke, İkinci Sütun’un model kurallarını ulusal yasalarına aktaran taslak mevzuatı sunmuş veya nihai mevzuatı kabul etmiştir.
Başkan Trump, ABD şirketlerine küresel asgari vergi uygulayan diğer ülkelere misilleme yapmakla tehdit etmiş ve yabancı dijital hizmet vergilerine yönelik ticaret tehditlerini yeniden gündeme getirmiştir. Trump, 20 Ocak 2025 tarihinde yayınlanan bir kararnamede, ABD Hazine Bakanı’na ayrımcı ve sınır ötesi önlemlerden korunma seçeneklerine ilişkin bulguları ve önerileri 60 gün içinde yayınlaması talimatını vermiştir. Başkan ayrıca, dijital hizmet vergilerini ABD ticaret ilişkileri için hazırladığı “Adil ve Karşılıklı Plan”a [Fair and Reciprocal Plan] da dâhil etmiştir[14].
ABD Kongresi, küresel vergi anlaşmasına uygun değişiklikleri uygulamamayı tercih etmiştir. 2025 yılı yazında, Kongre’deki Cumhuriyetçiler, düşük vergilendirilen kârlar kuralları ile dijital hizmet vergileri uygulayan diğer ülkelere misilleme yapma önerisini içeren bir yasa tasarısını ilerletmiştir. Bu hüküm, G7’deki bir anlaşma[15] nedeniyle Tek Büyük Güzel Yasa’nın [One Big Beautiful Bill Act] nihai sürümünden çıkarılmıştır.
Bu anlaşma, ABD’nin vergiden kaçınmayla mücadele kurallarına diğer ülkeler tarafından saygı duyulduğu ve ABD’li şirketlerin yabancı gelire dâhil etme kuralları ve düşük vergilendirilen kârlar kuralları kapsamı dışında tutulduğu yan yana bir yaklaşım öngörmektedir. Ancak, anlaşmanın uygulanabilir olması için OECD’den gelen bir rehbere ve küresel asgari vergi kurallarını benimseyen ülkelerdeki ulusal yasalarda değişikliklere dönüştürülmesi gerekmektedir. Tek Büyük Güzel Yasa ayrıca, ABD’nin uluslararası gelirleri vergilendirme sistemini, gelire dâhil etme kuralına daha benzer (ama kesinlikle aynı değil) olacak şekilde değiştirmiştir.
Diğer ülkeler de İkinci Sütun’u gözden geçirmektedir. Almanya ve Hollanda, Aralık 2024’te asgari verginin uluslararası vergi kurallarını “düzenleme” çabasının başlangıç noktası [starting point of an effort to declutter international tax rules] olması gerektiğini belirten ortak bir gayrı resmi açıklama yayınlamıştır[16]. Bu açıklamada, kuralların yürürlükten kaldırılması desteklenmese de, “geniş bir basitleştirme potansiyeli” [broad potential for simplification] bulunduğu belirtilmektedir.
Küresel asgari vergi kurallarının, özellikle yatırım için mali teşvikler sağlamak isteyen ülkeler için teşvikleri nasıl değiştirdiği konusunda önemli dezavantajları bulunmaktadır. Kurallar, asgari vergiden kaynaklanan artan maliyetlerin bir kısmını telafi etmek için işletmelere devlet sübvansiyonları sağlanmasını açıkça desteklemektedir. Bunun nedeni, standart vergi indirimlerinin devlet hibelerine ve iade edilebilir indirimlere göre dezavantajlı olmasıdır.
Kuşkusuz bu, hem yeni kuralları yasalaştırmak ve uygulamaktan sorumlu ülkeler hem de artan uyum yükleriyle karşı karşıya kalan mükellefler için kurumlar vergisinin karmaşıklığında önemli bir değişim anlamına gelmektedir.
Mezkûr anlaşma, vergi rekabeti açısından da büyük bir değişimi temsil etmekte olup birçok ülke çokuluslu şirketlere yönelik vergi politikalarını yeniden değerlendirecektir. Ancak ABD kendi yolunu çizmeye devam edecektir ve G7 bildirisinin nihai sonucuna bağlı olarak diğer ülkeler de aynısını yapmayı tercih edebilir.
[1] < https://www.oecd.org/en/about/news/announcements/2021/10/statement-on-a-two-pillar-solution-to-address-the-tax-challenges-arising-from-the-digitalisation-of-the-economy-october-2021.html >.
[2] [OECD pillar one] < https://taxfoundation.org/taxedu/glossary/oecd-pillar-1/ >.
[3] < https://www.oecd.org/en/about/news/press-releases/2023/01/revenue-impact-of-international-tax-reform-better-than-expected.html >.
[4] [The United States, Austria, France, Italy, Spain, and the United Kingdom Announce Extension of Agreement on the Transition from Existing Digital Services Taxes to New Multilateral Solution Agreed by the G20/OECD Inclusive Framework] < https://home.treasury.gov/news/press-releases/jy2098 >.
[5] < https://www.canada.ca/en/department-finance/news/2025/06/canada-rescinds-digital-services-tax-to-advance-broader-trade-negotiations-with-the-united-states.html >.
[6] [Joint Committee on Taxation] < https://www.jct.gov/publications/2024/jcx-7-24/ >.
[7] < https://www.oecd.org/en/about/news/announcements/2024/12/release-of-new-tools-for-the-implementation-of-amount-b-relating-to-the-simplification-of-transfer-pricing-rules.html >.
[8] [OECD pillar two (Global Minimum Tax)] < https://taxfoundation.org/taxedu/glossary/oecd-pillar-2-global-minimum-tax/ >.
[9] < https://www.oecd.org/en/topics/sub-issues/global-minimum-tax/global-anti-base-erosion-model-rules-pillar-two.html >.
[10] < https://taxfoundation.org/blog/corporations-zero-corporate-tax/ >.
[11] Çevirenin Notu: Sermaye indirimleri [capital allowances], vergi mükelleflerinin sermaye harcamaları üzerinden vergi indirimi almalarını sağlayan ve bu harcamaların yıllık vergilendirilebilir (vergiye tabi) gelirlerinden düşülmesine olanak tanıyan bir uygulamadır (buna bazen ‘amortisman indirimleri’ -depreciation allowances- de denilir). Sermaye indirimlerine hak kazanan harcamalar, belirli sermaye varlıkları için yapılır ve indirim genellikle uzun yıllara yayılır. Bu terim Birleşik Krallık ve İrlanda’da kullanılır. Sermaye indirimleri, Birleşik Krallık ve İrlanda vergi beyannamelerinde genellikle kabul edilebilir bir indirim olmayan muhasebe amortismanının yerine geçer. Bu nedenle, sermaye indirimleri, ABD gibi diğer vergi bölgelerinde daha yaygın olarak kullanılan bir terim olan “vergi amortismanı”nın bir türü olarak kabul edilebilir. Sermaye harcamaları bir sermaye indirimi türü için uygun değilse, bu, işletmenin bu tür harcamalar için anında vergi indirimi alamayacağı anlamına gelir. Sermaye indirimleri, esasen işletmeler için bir tür vergi indirimidir. Vergi ödemeden önce bir ürünün değerinin bir kısmının veya tamamının kârdan düşülmesine olanak tanır. Sermaye indirimleri şu durumlarda talep edilebilir: (i) teçhizat, makine, (ii) ticari araçlar (örneğin minibüsler, kamyonlar veya ticari arabalar). Bunlara ‘tesis ve makineler’ denir. Sermaye indirimleri ile amortisman arasındaki temel fark, sermaye indirimlerinin işletmelerin sermaye varlıklarının maliyetini vergilendirilebilir kârlarından düşerek vergi borçlarını azaltmalarına olanak sağlamasıdır. Buna karşılık, amortisman, bir varlığın maliyetini muhasebe amaçları doğrultusunda faydalı ömrüne yayarak zaman içinde azalan değerini yansıtır, ancak vergilendirilebilir kârı doğrudan azaltmaz. Amortisman, daha doğru bir finansal tablo sunmaya yardımcı olurken, sermaye indirimleri özellikle vergi indirimi için kullanılır (…).
[12]<https://www.wsj.com/articles/eu-greenlights-15-corporate-minimum-tax-advancing-global-deal-11671121966 >.
[13] < https://orbitax.com/news/country/article/Five-EU-Member-States-Intend-t-54057 >.
[14]<https://www.whitehouse.gov/fact-sheets/2025/02/fact-sheet-president-donald-j-trump-announces-fair-and-reciprocal-plan-on-trade/ >.
[15] < https://home.treasury.gov/news/press-releases/sb0181 >.
[16] < https://open.overheid.nl/documenten/375fc1b4-3300-417e-972e-154d680afd44/file >.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
