
24 Temmuz 2025 tarih ve32965 sayılı Resmi Gazetede 7555 sayılı kanun hem de 101115 sayılı Cumhurbaşkanı kararı yayınlandı. Söz konusu kanun ve kararı ile aynı konu aynı anda yayınlanan Resmi Gazete ile ÖTV matrah ve oranlarında iki kez arttırım yaparak bir ilk yaşanmış oldu.
Söz konusu kanun ile binek otolara ilişkin ÖTV matrahı değiştirilirken, aynı yasa ile de Cumhurbaşkanına oranları yeniden belirleme konusunda yetki verildi. Cumhurbaşkanı da bu yetkiye dayanarak oran ve matrahlarda değişiklik yaptı.
Ancak bu iki düzenlemenin aynı anda aynı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi hukuka aykırıdır. Zira Cumhurbaşkanına yetki veren kanun henüz yürürlüğe girmeden, o kanuna dayanarak yetki kullanılmıştır.
Burada dikkat çekmek gereken Anayasa madde 13’deki temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması , madde 73 de yer alan vergi ödevi düzenlemeleri ile kanunların yürürlüğe girme zamanına ilişkin genel hukuk kuralıdır. Anayasa madde 13 de, Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması başlığı altında,
“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Hükmüne yer vererek temel hakların ancak ve ancak kanunla sınırlandırılabileceğini düzenlemiştir. Yani olağan dönemlerde Cumhurbaşkanının kararname ile temel hakları sınırlandırması mümkün değildir. Temel haklardan biri olan Mülkiyet hakkı da bu kapsamda olup ancak kanunla sınırlandırılabilecektir. Vergilen de mülkiyet hakkını sınırlandırdığı için, eğer Anayasa madde 73’de ayrıca düzenlenmeseydi pür kanunilik ilkesine tabi olmak durumunda olacaktı. Anayasasa madde 73’de vergi ödevi ayrıca düzenlenmiş olup, vergilendirmede de öncelikle kanunilik ilkesi benimsenmiş ancak istisnai olarak Cumhurbaşkanına değişiklik yetkisi verilebilmesine imkan tanınmıştır.
Vergilerin sadece gelir amaçlı toplanmayarak ekonomik istikrar, gelir dağılımı, enflasyonla mücadele gibi mali amaçlı olmayan şekilde kullanılacak bir araç olması nedeniyle, anayasa madde 73 ilke olarak kanuniliğe yer verse de, bunun istisnası olarak, vergi resim harç ve benzeri mali yükümlülüklerin, istisna muafiyet indirim ve oranlarda, alt ve üst sınırları kanunda belirtilmek üzere değişiklik yapma yetkisini (evvelce Bakanlar Kuruluna, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilince de) Cumhurbaşkanına vermiştir.
Vergi ödevi başlıklı madde 73;
“Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.
…
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeye göre, Cumhurbaşkanının vergi yasalarında yapabileceği değişiklik dört unsur ile sınırlandırılmış olup, bunlar, istisna, muafiyet indirim ve oranlardır. Bunlardan herhangi birinde Cumhurbaşkanı kendiliğinden değişiklik yapamaz. Değişiklik yapabilmesi için kendisine kanunla yetki verilmiş olması gerekir. Kanunla yetki verilmiş olması da yeterli değildir. Zira bu yetki sınırsız değildir. Cumhurbaşkanına değişiklik yetkisi verilen kanunda değişiklik yetkisinin alt ve üst sınırları da belirtilmiş olmalıdır. (Burada matrah değiştirme yetkisi ile ilgili değerlendirme yapmaksızın aynı gün yayınlanan karar incelenmektedir.)
7555 sayılır kanunla Cumhurbaşkanına değişiklik yetkisi verilmiş alt ve üst sınırlar da kanun metninde yer almıştır. Ancak bu yetki kanunu ne zaman yürürlüğe girecektir. Bu sorunun cevabı, bütün kanunlar gibi, vergi kanunları da ancak ve ancak Resmi Gazete’de yayınlanmakla yürürlüğe girerler.
İşte bütün mesele burada karşımıza çıkmaktadır. Zira, 7555 sayılı yasa yayınlanıp yürürlüğe girince Cumhurbaşkanı değişiklik yapabilme hakkı kazanmaktadır. Oysa 24 Temmuz günü 7555 sayılı kanun daha yayınlanmadan söz konusu Cumhurbaşkanı kararı yazılmış olup, kanun ve karar birlikte yayınlanmıştır.
Cumhurbaşkanına değişiklik yetkisinin verilmesi ve bu hakkı kullanabilecek hale gelmesi için öncelikle kanunun yayınlanması gerekirdi. Henüz yayınlanmamış bir kanun metni yürürlüğe girmiş olmadığından Cumhurbaşkanı yetkilendirilmiş olmaz ve olası bir iptal davasında 10115 sayılı Cumhurbaşkanı kararı hukuka aykırı bulunarak iptal edilebilir.
Ayrıca içerik açısından da elbette eleştiriye açık bir durum da var. Anayasa verginin kanuniliğini düzenlerken, ilke olarak vergilerin kanunla konulması, kaldırılması veya değiştirilmesini benimsemiştir. İstisnai olarak ekonomik konjonktürde ani değişmeler olması halinde Cumhurbaşkanına alt ve üst sınırları da belirtilerek kanunla değişiklik yapma yetkisi verilmesini düzenlemiştir. Kanun ve Cumhurbaşkanı kararının aynı anda yayınlanması aynı ekonomik koşullarda meclis iradesi ile saptanan matrah ve oranların aynı gün değiştirilmesi, Anayasa istisna hükmünün konuluş amacına da ters düşmektedir.
İstanbul İktisat ve Marmara Hukuk Fakülteleri mezunu olan yazar, Maliye Yüksek Lisans ve Mali Hukuk Doktora derecelerine sahiptir. Mezun olduğu İktisat Fakültesi Maliye Bölümü Mali Hukuk Anabilim Dalı asistanı olarak başladığı görevine 29 yıl aynı yerde devam etmiş ve kıdemli profesör olarak, KKTC Yakın Doğu Hukuk Fakültesine transfer olmuş ve sonrasında iki yıl Hukuk Fakültesi Dekanı olarak çalışmıştır.
Yazar, İstanbul’da, Galatasaray, Bilgi, Okan Maltepe Üniversiteleri ile KKTC de pek çok üniversitede ders vermiş, İstanbul Barosu, İstanbul SMM ve YMM odalarında meslek içi eğitim seminerleri vermiştir. 3 Doktora 13 Yüksek Lisans tez danışmanlığı yapmış olan yazarın, Türk Vergi Hukukunda Feri Borç ve Alacak Olarak Faiz ve Zam ve Medeni Kanunda Mal Rejimi Düzenlemeleri ve Vergi Hukuku’ndaki Etkileri, adlı iki kitabı ve pek çok makalesi bulunmaktadır.
