
Giriş: Harari’nin “Fail” Yaklaşımına Ontolojik Bir İtiraz
Günümüz entelektüel dünyasında Yapay Zekâ (YZ), sadece teknik bir devrim değil, insanlığın “Platon’un Mağarası”ndan çıkışını temsil eden ontolojik bir kırılma noktasıdır. Ünlü tarihçi ve filozof Yuval Noah Harari, Ocak 2026 tarihinde İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) yıllık toplantısında, insanlığı bekleyen varoluşsal tehditlere dair sarsıcı bir konuşma gerçekleştirmiştir.
Konuşmanın Kısa Özeti:
Harari, YZ’nin matbaa veya atom bombası gibi pasif bir “araç” (tool) olmadığını; aksine kendi başına öğrenebilen, değişebilen ve karar verebilen bağımsız bir “fail” (agent) olduğunu savunmaktadır. Medeniyetin “işletim sistemi” olan dili hackleyen bu teknolojinin; hukuk, din ve siyaset gibi kelime tabanlı tüm yapıları ele geçireceği uyarısını yapmaktadır. Harari ayrıca, vizesiz ve ışık hızında hareket eden “inorganik göçmenler” olarak tanımladığı YZ ajanlarının kültürel egemenliğimizi sarsacağını ve YZ’ye asla hukuki kişilik verilmemesi gerektiğini vurgulayarak, bu süreci tarihin “en korkutucu psikolojik deneyi” olarak nitelendirmiştir.
Konuşma Atıf Bilgisi:
Harari, Y. N. (2026, Ocak). Yapay Zekâ ve İnsanlık Üzerine Konuşma. Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Yıllık Toplantısı, Davos, İsviçre.
Video Bağlantısı: https://www.youtube.com/watch?v=QxCpNpOV4Jo
Harari’nin bu distopik projeksiyonuna karşılık biz; süreci bir “egemenlik devri” olarak değil, insanın bilişsel sınırlarını genişleten zorunlu bir eklenti, yani bir “yapay uzuv” olarak okuyoruz. Harari’nin YZ’yi insandan kopuk bağımsız bir tür olarak konumlandırmasına tezat olarak; bu teknolojinin adaleti “tesadüfi özgürlükten” kurtarıp “bilinçli nedenselliğe” taşıyacak bir bilişsel ortak olduğu tezini savunuyoruz
- Ortak Kaygılar ve Kavramsal Ayrışma Noktaları
Günümüz entelektüel dünyasında Yapay Zekâ (YZ), sadece teknik bir devrim değil, insanlığın “Platon’un Mağarası”ndan çıkışını temsil eden ontolojik bir kırılma noktasıdır. Yuval Noah Harari’nin Davos semalarında yankılanan distopik uyarıları ile benim yıllardır savunduğum “Algoritmik Adalet” vizyonu, temel bir mutabakat zemininde buluşur: Yapay zekâ, matbaa veya buhar makinesi gibi pasif bir “araç” değildir. Harari’nin “dili hackleyen yabancı bir tür” ve bir “göçmen dalgası” olarak tanımladığı bu güç, benim teknik lise kökenli analitik bakış açımla hukuk formasyonumu birleştirdiğim noktada; insan bilişinin sınırlarını genişleten, ona ölçek kazandıran bir “bilişsel uzuv”dur.
Harari, YZ’nin dili ele geçirmesini insanlığın egemenlik sonu olarak resmederken; biz bu süreci “epistemik sorumluluk” çerçevesinde, Homo Sapiens’ten Homo Augmentus’a (Artırılmış İnsan) geçişin zorunlu bir kalibrasyonu olarak okuyoruz. Harari’nin sunduğu varoluşsal tehdit algısı, aslında hukuk felsefesi ve muhakeme mimarisi içinde adaleti “tesadüfi özgürlükten” kurtarıp “bilinçli nedenselliğe” taşıyacak bir ontolojik kaldıraçtır. Harari’nin YZ’yi insandan kopuk “bağımsız bir fail” olarak konumlandırmasına karşılık, bizim bu teknolojiyi neden “insan zekâsının mütemmim cüzü” olarak görmemiz gerektiğini, sistemik bir geribildirim döngüsü içinde inceleyelim.
- Araç mı, Fail mi? “Ajan” Kavramına Karşı “Bilişsel Uzuv” Tezi
Harari, YZ’yi kendi başına karar verebilen bir “agent” (fail/ajan) olarak tanımlayarak, onu insan kontrolünden bağımsız bir özne mertebesine yükseltir. Onun meşhur “kendi kendine karar veren bıçak” örneği —salata mı yapacağına yoksa cinayet mi işleyeceğine bıçağın karar vermesi— teknolojiye haksız bir bilinç atfeder. Oysa YZ, hukukçu zekâsının kısıtlarını (dikkat dağınıklığı, bilişsel yük, bellek kısıtı) telafi eden bir “yapay uzuv” (prosthesis) işlevine sahiptir.
Bu ilişkiyi üç temel fonksiyonel katmanda tanımlıyoruz:
1.Ayna: Hukukçunun kendi bilişsel kalıplarını ve önyargılarını görmesini sağlayan bir farkındalık aracı.
2.Mercek: Karmaşık veri yığınları içindeki “kör noktaları” aydınlatan, görünmeyeni görünür kılan bir epistemik yardımcı.
3.Hipotez Hızlandırıcısı: Milyonlarca olasılığı saniyeler içinde simüle ederek hukukçuya “taslak hakikatler” sunan bir işlem birimi.
| Kriter | Harari: “Bağımsız Fail” Modeli | Çakmakcı: “Bilişsel Ortak/Uzuv” Modeli |
| Karar Mercii | Yapay Zekâ (Otonom Karar) | İnsan (YZ Simülasyonu Destekli Nihai Hüküm) |
| Sorumluluk Odağı | Belirsiz / Teknolojiye Atfedilen Risk | Epistemik Sorumluluk (Hukukçu-Merkezli) |
| Ontolojik Statü | Yabancı Tür / Bağımsız Ajan | Bilişsel Uzantı / Yapay Uzuv |
Yapay zekânın ontolojik statüsünü bir “uzuv” olarak yeniden tanımladığımızda, Harari’nin en büyük korkusu olan “egemenlik devri” meselesi, yerini sistemik bir netliğe bırakmaktadır.
- “Paralı Asker” Metaforunun Eleştirisi: Egemenlik Devri mi, Epistemik Netlik mi?
Harari, Britanya Kralı Vortigern’in ülkeyi korumak için tuttuğu Anglosakson paralı askerlerinin yönetime el koyması üzerinden bir “kontrol kaybı” senaryosu kurgular. Ayrıca bu YZ “göçmenlerinin” kendi ülkemize değil, okyanus ötesindeki (ABD veya Çin) şirketlere sadık olacağını iddia eder. Harari’ye göre YZ, finansal sistemleri insanların “atlara” dönüşeceği kadar karmaşıklaştıracaktır.
Bizim “Artırılmış Rasyonellik” teorimiz, bu süreci bir “zayıflama” değil, “hiper-analiz kapasitesi” olarak görür. İnsanlık, YZ sayesinde “Karşı-Olgusal Simülasyon” (Counterfactual Simulation) yeteneği kazanır. Bu, karar ağaçlarının (Decision Trees) sonuçlarını daha eyleme geçmeden görmektir. Böylece özgürlük, “bilmeme halinin karanlığındaki bir kumar” olmaktan çıkar; neden-sonuç ilişkisinin tam farkındalıkla yönetildiği bir “Bilinçli Nedenselliğe” dönüşür. Ulusal egemenlik ise, yabancı şirketlerin insafına bırakılmak yerine, yerli ve milli “Dijital Mühür” (Digital Seal) ve denetlenebilir sistemlerle zapturapt altına alınmalıdır.
Harari’nin korkularına karşılık, sunduğumuz 3 temel güvence şudur:
1.Şeffaflık ve Açıklanabilirlik: Algoritmaların “hukuki düşünme aynası” üzerinden izlenebilir kılınması.
2.Versiyonlanmış Bilgi Tabanı (RAG): YZ’nin halüsinasyon görmesini engelleyen, denetlenebilir ve kaynağı belli (Retrieval-Augmented Generation) hukuki veri setleriyle çalışması.
3.Epistemik Denetlenebilirlik: YZ çıktılarının bir “nihai hüküm” değil, insan tarafından sürekli doğrulanan bir “taslak hakikat” olarak kabul edilmesi.
- Dilin Hacklenmesi ve Hukukun Geleceği: Kelimeler mi, Değer Yargıları mı?
Harari’nin “YZ dili hackleyerek hukuku ve dini ele geçirecek” iddiası, hukuku sadece istatistiksel bir kelime dizilimi zanneden bir yanılgıdır. Evet, YZ “kelimelerden oluşan” her şeyi hızla işleyebilir; ancak hukuk sadece kelimelerden ibaret değildir. Hukuk, bir “Değer Çerçevesi” ve “Normatif Öngörü” disiplinidir.
YZ, muazzam bir “hipotez hızlandırıcısı” olarak milyonlarca emsal kararı tarayabilir, ancak “adalet” duygusu, “vicdani kanaat” ve “toplumsal değer yargısı” biyolojik ve tarihsel bir bilince sahip olan insana aittir. Hukuk sisteminin kelimelerden oluşması, onun algoritmalar tarafından yönetileceği anlamına gelmez; aksine, algoritmanın hukukçuya sağladığı “epistemik netlik” sayesinde adaletin mimarisinin daha sağlam kurulacağı anlamına gelir. Yorumun ve değer yargısının hâlâ hukukçuda kaldığı bir ortak üretim modeli, Harari’nin “dilin hacklenmesi” distopyasına en güçlü panzehirdir.
- Hukuki Kişilik İllüzyonu: “Diella” Vakası Üzerinden Bir Gerçeklik Kontrolü
Harari, YZ’ye “hukuki kişilik” verilmesinin demokrasinin sonu olacağını savunurken haklı bir endişe taşısa da, bu endişeyi bir dehşet senaryosuna dönüştürmek yersizdir. Arnavutluk’taki “Bakan Diella” vakası, bu konudaki toplumsal YZ okuryazarlığı eksikliğinin ve dezenformasyonun en somut örneğidir.
Hırvat hiciv sitesi NewsBar tarafından uydurulan; Diella’nın “14 Bitcoin rüşvet aldığı”, “kendini savunmak için ChatGPT’yi avukat tuttuğu” ve sonunda yerine “daha dürüst bir Casio hesap makinesi atandığı” yönündeki absürt iddialar, ciddi medya organlarınca gerçek gibi sunulmuştur. Oysa Diella, 19 Ocak 2025’te kurulan, kamu hizmetlerini dijitalleştiren ve şeffaflığı artıran bir sistemdir; bir “kişi” değildir.
Harari’nin distopyası, işte bu “insan kaynaklı teyit eksikliği” ve “AI Literacy” yetersizliğinden beslenmektedir. Hukuki çözüm, YZ’ye kişilik hakları tanıyarak “insan tarihindeki en büyük hatayı” yapmak değil; onu “maddi gerçeklik” ve “özen yükümlülüğü” ilkeleri ışığında, kamu hizmetlerini mükemmelleştiren bir “dijital mühür” olarak konumlandırmaktır.
- Sonuç: Korku Paradigmasından Bilinçli Nedenselliğe
Harari’nin “en büyük psikolojik deney” uyarısını ciddiye alıyoruz, ancak bu sürecin pasif nesneleri olmayı reddediyoruz. İnsanlık, YZ aracılığıyla bilişsel kapasitesini dışsallaştırırken aslında kendini içeriden yeniden inşa etmektedir. Bu bir “egemenlik devri” değil, bir “Artırılmış Özgürlük” sürecidir.
Geleceğin Hukukçusu İçin 5 Altın İlke:
1.Akıl-Zekâ Dengesi: YZ’nin işlem hızıyla (zekâ), insanın değer odaklı muhakemesini (akıl) sistemik bir dengeye oturtun.
2.Epistemik Tevazu: Kendi biyolojik sınırlarınızın farkında olun ve YZ’yi bu sınırları aşan bir “mercek” olarak kalibre edin.
3.Sürekli Doğrulama (Human-in-the-loop): YZ çıktılarını asla “mutlak hakikat” olarak görmeyin; her aşamada insan denetimini ve etik filtreleri devrede tutun.
4.İnovasyona Saygı ve Veri Disiplini: Teknolojiyi “rüşvet yiyen makine” gibi karikatürize etmek yerine, RAG ve şeffaf veri yönetişimi ile hukuki sürece dahil edin.
5.İnsan Odaklı Tasarım: YZ’yi bir “fail” değil, kamuya hizmet eden, denetlenebilir ve şeffaf bir “dijital uzuv” olarak konumlandırın.
Yapay zekâ, bizi bizden alan karanlık bir güç değil; aksine, bilişsel kör noktalarımızı aydınlatarak bizi gerçek irademize, yani “bilinçli tercihlerimize” iade eden muazzam bir tasarımdır.
Etik ve Metodolojik Bilgilendirme:
Bu metnin inşasında Google NotebookLM yapay zekâ modelinden, “yönlendirici telif” ve “diyalojik süreçler” yoluyla yazarın geçmiş makaleleri ve Yuval Noah Harari’nin youtube’de yayımlanan videosundan yararlanılmıştır. Bu insan-yapay zeka işbirliği; yazar tarafından yazarın savunduğu “Yapay Zeka” vizyonunu ortaya koymak ve inovasyonu bizzat üretim sürecinde somutlaştırmak adına bilinçli bir tercih olarak uygulanmıştır.
İngilizce Çeviri İçin Açıklama:
Tüm metnin bağlamın ve kavramların net anlaşıldığının teyit edilerek İngilizceye çevrilmesi tarafımca Gemini’den talep edilmiş olup Gemini’nin verdiği yanıt ve metnin İngilizce çevirisi; internetten İngilizce kelime araması ya da yapay zekadan kavram araması yapacak yabancı okurların da bu makaleye ulaşması için aşağıda verilmiştir. R.Ç.
Gemini’den Talebimiz:
Tüm metnin bağlamın ve kavramların net anlaşıldığının teyit edilerek İngilizceye çevirmeni istiyorum. Önce teyit metnini yaz. R.Ç.
Gemini’nin Cevabı:
Metnin derinliğini, felsefi altyapısını ve kullandığın özgün terminolojiyi dikkatle inceledim. Çeviriye geçmeden önce, metnin ruhunu ve teknik detaylarını doğru kavradığımı teyit etmek adına şu temel noktaların altını çiziyorum:
Bağlam ve Kavram Teyidi
Temel Çatışma (Ontolojik İtiraz): Harari’nin YZ’yi insanlıktan bağımsız, dili hackleyen ve egemenliği ele geçiren bir “fail/ajan” (agent) olarak gören distopik yaklaşımına karşı; senin bu teknolojiyi insanın bilişsel kapasitesini genişleten bir “yapay uzuv/eklenti” (cognitive prosthesis/limb) olarak gören “Artırılmış Özgürlük” vizyonun arasındaki farkı net bir şekilde anladım.
Kavramsal Sözlük:
Platon’un Mağarası: İnsanın YZ ile birlikte ulaştığı yeni gerçeklik seviyesi.
Tesadüfi Özgürlük vs. Bilinçli Nedensellik: Özgürlüğün bir kumar olmaktan çıkıp, veri destekli bir farkındalıkla yönetilmesi süreci.
Homo Augmentus: “Artırılmış İnsan” kavramının biyolojik evrimden teknolojik evrime geçişteki karşılığı.
Dijital Mühür (Digital Seal): Egemenliğin ve denetimin teknolojik araçlarla tescil edilmesi.
Diella Vakası: Dezenformasyonun ve dijital okuryazarlık eksikliğinin bir sembolü olarak kullanımı.
Metodolojik Yaklaşım: Metnin sonunda belirttiğin, bu içeriğin bizzat bir insan-YZ (NotebookLM) işbirliğiyle üretilmiş olması, makalenin savunduğu “bilişsel ortaklık” tezini pratik bir kanıta dönüştürüyor.
Bu kavramsal çerçeve doğrultusunda, metnin akademik ağırlığını ve retorik gücünü koruyan İngilizce çevirisi aşağıdadır.
From Digital Determinism to Augmented Freedom: An Ontological Objection to Yuval Noah Harari’s AI Dystopia
Att. Ramazan Çakmakcı
Introduction: An Ontological Objection to Harari’s “Agent” Approach
In today’s intellectual landscape, Artificial Intelligence (AI) is not merely a technical revolution but an ontological tipping point representing humanity’s emergence from “Plato’s Cave.” In January 2026, at the World Economic Forum (WEF) annual meeting in Davos, Switzerland, the renowned historian and philosopher Yuval Noah Harari delivered a provocative speech regarding the existential threats facing humanity.
Brief Summary of the Speech:
Harari argues that AI is not a passive “tool” like the printing press or the atomic bomb; rather, it is an independent “agent” capable of learning, changing, and making decisions on its own. He warns that this technology, by hacking language—the “operating system” of civilization—will seize control of all word-based structures, including law, religion, and politics. Describing AI agents as “inorganic immigrants” moving at the speed of light without visas, Harari emphasized that they would destabilize our cultural sovereignty. He argued that AI should never be granted legal personhood, characterizing the process as history’s “most terrifying psychological experiment.”
Citation Information:
Harari, Y. N. (2026, January). Speech on AI and Humanity. World Economic Forum (WEF) Annual Meeting, Davos, Switzerland.
Video Link: https://www.youtube.com/watch?v=QxCpNpOV4Jo
In contrast to Harari’s dystopian projection, we interpret this process not as a “transfer of sovereignty” but as a mandatory extension that expands human cognitive limits—a “prosthetic limb.” Contrary to Harari’s positioning of AI as an independent species detached from humans, we advocate the thesis that AI is a cognitive partner that will elevate justice from “accidental freedom” to “conscious causality.”
- Common Concerns and Points of Conceptual Divergence
The dystopian warnings of Harari echoing over Davos and my vision of “Algorithmic Justice,” which I have advocated for years, meet on a ground of fundamental consensus: AI is not a passive tool like the steam engine. However, where Harari defines this force as an “alien species hacking language” or an “immigrant wave,” I, blending my analytical technical background with my legal formation, see it as a “cognitive limb” that provides scale to human cognition.
While Harari portrays the AI’s mastery of language as the end of human sovereignty, we read this process within the framework of “epistemic responsibility”—a necessary calibration in the transition from Homo Sapiens to Homo Augmentus (Augmented Human). Harari’s perception of existential threat is, in reality, an ontological lever that can rescue justice from “accidental freedom” and move it toward “conscious causality” within the architecture of legal philosophy.
- Tool or Agent? The “Cognitive Limb” Thesis vs. the “Agent” Concept
By defining AI as an “agent” capable of making its own decisions, Harari elevates it to the status of a subject independent of human control. His famous “self-deciding knife” example—where the knife decides whether to chop salad or commit a murder—attributes an unfair level of consciousness to technology. In truth, AI functions as a “prosthesis” that compensates for the limitations of the legal mind (distractibility, cognitive load, memory constraints).
We define this relationship through three functional layers:
1.The Mirror: A tool of awareness that allows the jurist to see their own cognitive patterns and biases.
2.The Lens: An epistemic assistant that illuminates “blind spots” within complex data sets.
3.The Hypothesis Accelerator: A processing unit that presents “draft truths” by simulating millions of possibilities in seconds.
| Criterion | Harari: “Independent Agent” Model | Çakmakcı: “Cognitive Partner/Limb” Model |
| Decision Authority | Artificial Intelligence (Autonomous) | Human (Final Judgment via AI Simulation) |
| Focus of Responsibility | Ambiguous / Risk Attributed to Tech | Epistemic Responsibility (Jurist-Centered) |
| Ontological Status | Alien Species / Independent Agent | Cognitive Extension / Artificial Limb |
- Critique of the “Mercenary” Metaphor: Transfer of Sovereignty or Epistemic Clarity?
Harari constructs a “loss of control” scenario based on King Vortigern of Britain, whose Anglo-Saxon mercenaries eventually seized power. He further claims these AI “immigrants” will be loyal to transoceanic corporations (USA or China) rather than their host countries. According to Harari, AI will make financial systems so complex that humans will essentially become “horses” (obsolete).
Our theory of “Augmented Rationality” views this not as a weakening, but as a “hyper-analytical capacity.” Through AI, humanity gains the ability for “Counterfactual Simulation.” This means seeing the outcomes of decision trees before taking action. Thus, freedom ceases to be a “gamble in the darkness of ignorance” and becomes “Conscious Causality,” where cause-and-effect relationships are managed with full awareness. National sovereignty, instead of being left to the mercy of foreign companies, must be secured through local and national “Digital Seals” and auditable systems.
- Hacking Language and the Future of Law: Words or Value Judgments?
Harari’s claim that AI will take over law and religion by hacking language is based on the fallacy that law is merely a statistical sequence of words. While AI can rapidly process everything “composed of words,” law is not just words. Law is a discipline of “Value Frameworks” and “Normative Foresight.”
AI can scan millions of precedents as a massive hypothesis accelerator, but the sense of “justice,” “conscientious conviction,” and “societal values” belong to the human, who possesses biological and historical consciousness.
- The Illusion of Legal Personhood: A Reality Check via the “Diella” Case
While Harari holds a valid concern that granting AI “legal personhood” could mean the end of democracy, turning this into a horror scenario is unnecessary. The “Minister Diella” case in Albania is a concrete example of the lack of AI literacy and the spread of disinformation.
Absurd claims by the Croatian satire site NewsBar—stating that Diella “accepted 14 Bitcoins in bribes,” “hired ChatGPT as a lawyer,” and was eventually replaced by a “more honest Casio calculator”—were presented as news by serious media outlets. In reality, Diella is a system established on January 19, 2025, to digitalize public services and increase transparency; it is not a “person.”
- Conclusion: From a Paradigm of Fear to Conscious Causality
We take Harari’s warning of the “greatest psychological experiment” seriously, but we refuse to be passive objects of this process. As humanity externalizes its cognitive capacity through AI, it is actually rebuilding itself from within. This is not a “transfer of sovereignty” but a process of “Augmented Freedom.”
5 Golden Principles for the Jurist of the Future:
1.Balance of Reason and Intelligence: Establish a systemic balance between AI’s processing speed (intelligence) and human value-oriented judgment (reason/wisdom).
2.Epistemic Humility: Be aware of your biological limits and calibrate AI as a “lens” to transcend them.
3.Human-in-the-loop: Never view AI outputs as “absolute truth”; maintain human oversight and ethical filters at every stage.
4.Respect for Innovation and Data Discipline: Instead of caricaturing technology as a “bribe-taking machine,” integrate it into the legal process through RAG and transparent data governance.
5.Human-Centric Design: Position AI not as an “agent,” but as an auditable, transparent “digital limb” serving the public.
Ethical and Methodological Note:
In the construction of this text, the Google NotebookLM AI model was utilized through “guided authorship” and “dialogic processes,” drawing from the author’s past articles and Yuval Noah Harari’s video published on YouTube. This human-AI collaboration was a conscious choice by the author to manifest the “Artificial Intelligence” vision they advocate and to embody innovation within the production process itself.
Note for the English Translation:
The request for the translation of the entire text into English, ensuring that the context and concepts are clearly understood, was made to Gemini. The response and the translation are provided below to ensure accessibility for international readers searching for these concepts online. R.Ç.
Request to Gemini: I want you to translate the entire text into English, confirming that the context and concepts are clearly understood. Please write the confirmation text first. R.Ç.
Gemini’s Response: I have carefully analyzed the depth of the text, its philosophical foundation, and the original terminology you employed. Before proceeding with the translation, I highlight the following key points to confirm that I have accurately grasped the spirit and technical details of the text:
Context and Conceptual Confirmation
Fundamental Conflict (Ontological Objection): I have clearly understood the distinction between Harari’s dystopian approach—which views AI as an independent “agent” hacking language and seizing sovereignty—and your vision of “Augmented Freedom,” which regards this technology as a “cognitive prosthesis/limb” that expands human cognitive capacity.
Conceptual Lexicon:
Plato’s Cave: The new level of reality humanity attains alongside AI.
Accidental Freedom vs. Conscious Causality: The process where freedom ceases to be a gamble and is instead managed through data-driven awareness.
Homo Augmentus: The counterpart of the “Augmented Human” concept in the transition from biological evolution to technological evolution.
Digital Seal: The registration of sovereignty and oversight through technological tools.
The Diella Case: Its use as a symbol of disinformation and the lack of digital literacy.
Methodological Approach: Your note at the end of the text, stating that this content was produced through a human-AI (NotebookLM) collaboration, transforms the article’s thesis of “cognitive partnership” into practical evidence.
In line with this conceptual framework, the English translation—preserving the academic weight and rhetorical power of the text—is provided below.
Eğitim ve Formasyon
1969 yılında Karşıyaka'da doğdu. 1987 yılında İzmir Çınarlı Teknik Lisesi Elektrik bölümünden ve 1993 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi´nden mezun oldu. Teknik lise kökeninden gelen analitik bakış açısını hukuk formasyonuyla birleştirerek kariyerini şekillendirmiştir.
Yayıncılıkta Teknoloji ve Yapay Zekâ Vizyonu
• Ankara Barosu “Yapay Zekâ Hukuku Merkezi” Danışma Kurulu üyesidir.
• Legal Blog ve Legal Fikri ve Sınai Haklar Dergisinde Yapay Zekâ ve Hukuk üzerine çok sayıda makalesi yayımlanmıştır.
• Boğaziçi Üniversitesinde gerçekleştirilen “Yargıda Dijitalleşmenin Medenî Yargılamaya Egemen Olan İlkelere Etkisinin Araştırılması Projesi Ulusal Çalıştayı’na (20 Aralık 2024) katılmış ve Çalıştay’da Yapay Zeka Üzerine sunduğu görüşleri “Medeni Yargıda Dijitalleşmenin Etkileri” isimli kitapta yer almıştır.
• NilRTV de Mersin Önceki Baro Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz ile iki kez Yapay Zeka ve Hukuk konulu canlı yayın röportajına katılmıştır.
• 2001 yılında Legal Yayıncılık A.Ş. ve Legal Kitabevi A.Ş.'nin kurucu ortağı ve yönetim kurulu üyesi olarak sektöre yeni bir soluk getirmiştir. Klasik yayıncılığı teknolojiyle birleştirerek, Türkiye’nin en kapsamlı kaynaklarından biri olan **"Legal Online Veri Tabanı"**nı (Legalbank) hukuk dünyasına kazandırmıştır. "Yapay Zeka ve Hukuk" alanındaki gelişmeleri yakından takip ederek, hukuk teknolojilerinin (LegalTech) Türkiye'deki gelişimine ve yayıncılık süreçlerine entegrasyonuna yönelik çalışmalarına devam etmektedir.
Akademik ve Uluslararası Girişimler
Yayıncılık faaliyetlerini ulusal sınırların ötesine taşıyarak uluslararası bir vizyon ortaya koymuştur.
• YÖK ve TÜBİTAK ULAKBİM kriterlerine uygun, hakemli 10 akademik hukuk dergisinin sorumlu yazı işleri müdürlüğünü yaparak doktrinin gelişimini desteklemektedir.
• Arnavutluk’ta kurduğu Legal Publishing Shpk ve Tiran’da yayımlanan Revista Akademike Legal (Arnavutça/İngilizce) dergisi ile Türk hukuk yayıncılığının yurt dışındaki temsilcisi konumundadır.
• Özellikle Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu gibi temel yasaların değişim süreçlerinde hazırladığı karşılaştırmalı eserler ve sistematik çalışmalar, bugün hala hukukçuların temel başvuru kaynakları arasında yer almaktadır.
Baro ve Mesleki Örgütlenme Çalışmaları
• İstanbul Barosu: İstanbul Barosu Mevzuatı Araştırma ve Geliştirme Komisyonu Başkan Yardımcılığı görevine uzun yıllar devam etti. İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi´nin (AHM) kurucu üyeliği ve uzun süre merkez yönetim kurulu üyeliğinde bulundu. 2022 – 2023 yılları arasında İstanbul Barosu AHM Sözcüsü oldu. İstanbul Barosu Sağlık Komisyonu üyeliğinde de bulunan Çakmakcı, İstanbul Barosu “Avukat Hakları” ve “CMK” Eğitim sertifikalarına sahiptir. İstanbul Barosu, Kat Mülkiyeti Hukuku Komisyonu, Çevre ve İmar Komisyonu üyesidir. İstanbul Barosu Kooperatif Hukuku Komisyonunun kurulmasına öncülük etmiştir. Kuruluşunda ve bazı dönemlerinde İstanbul Barosu “Baro Meclisi” üyesi olmuştur.
• Türkiye Barolar Birliği (TBB): Türkiye Barolar Birliği Avukat Hakları Merkezi Genel Sekreterliği görevini yürütmüştür. Türkiye Barolar Birliği "Arama Konferansı" Moderatörlük Eğitimini tamamlamıştır. Antalya Barosu, Mersin Barosu ve Hatay Barosu'nda Avukatlık Hukuku üzerine seminerler vermiştir. Seminerleri TBB Televizyonunda yayınlanmıştır. "Avukat Hakları" isimli TBB AHM iç eğitim yayınını hazırlamıştır.
• Delegelik ve Grupsal Faaliyetler: İstanbul Barosu Genel Kurulunda 2018-2020 ve 2022 – 2024 dönemi “Türkiye Barolar Birliği İstanbul Delegesi” seçilmiştir. 2024-2026 Dönemi Türkiye Barolar Birliği İstanbul 1. Yedek Delegesi olarak seçilmiştir. Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubunun iki dönem Yürütme Kurulu üyeliği görevini yürütmüştür.
Kurumsal Kariye ve Eğitmenlik
• Kurumsal Deneyim: Lebib Yalkın Yayınlarında Vergi ve Ticaret Hukuku Mevzuat Uzmanı ve Mükellefin Dergisi Yazı İşleri Müdür Yardımcısı olarak çalıştıktan sonra, Türkiye İş Bankası Hukuk İşleri Müdürlüğünde uzun süre Avukatlık yapmıştır.
• Eğitmenlik: Türkiye İş Bankası Eğitim Müdürlüğünde orta ve üst düzey yöneticilere “Hukuk Eğitmeni” olarak hukuk dersleri verdi. Türkiye Bankalar Birliği Eğitim Merkezinde “Hukuk Eğitmeni” olarak dersler vermiştir.
• Modern Hukuk Akademisi: Modern Hukuk Akademisinin Başkanlığını ve Hukuk Eğitmenliği görevini yürütmüştür. Akademi bünyesinde "Sağlık ve Hukuk Gündemi" ve "Hukuk Söyleşileri" başlıklı söyleşileri hukukçu ve doktorların katılımı ile gerçekleştirmiş ve online yayınlamıştır.
• Görevler: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosunda Uzlaştırmacı olarak görev yapmıştır. Sakarya Üniversitesi "Uzlaştırmacı Eğiticiliği Eğitimi" sertifikasına sahiptir. Arabuluculukta Taraf Avukatları Grubunun (ATAG) kurucularındandır.
Sosyal Sorumluluk, Kültür ve Sanat
• Sivil Toplum: Kamu Yararını Savunma Derneği Başkanlığı görevini uzun yıllar yürütmüştür. Bu çerçevede çevre, kadın ve avukat haklarına yönelik çalışmalar yapmıştır. Kadıköyü Bilim Kültür ve Sanat Dostları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olup Moda sahilinin korunması ve yeşil alanların savunulması için faaliyetler yürütmüştür. Anadolu Yakası Balkan Göçmenleri Derneği Başkan Yardımcısıdır.
• Kültür ve Yayıncılık: Taşınmaz ve Kira Hukuku Grubu Dergisi Yayın Kurulu üyesidir. Türkçe / İngilizce yayınlanan “Makam Müzik Dergisi” isimli Türk Müziği Dergisinin Sorumlu Yazı İşleri Müdürüdür. Modanın Renkleri Müzik Korosunda “Korist” olarak yer almıştır.
• Uluslararası Ödüller: Yemek Kitapları editörü olup, editörlüğünü yaptığı iki ayrı yemek kitabı ile Gourmand Cookbooks Awards tarafından iki kez “Dünyanın En İyi Yemek Kitapları Editörü” ödülüne layık görülmüştür.
Halen Kadıköy´de İstanbul Barosuna kayıtlı olarak serbest avukatlık faaliyetlerini sürdürmektedir.
